YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/3759
KARAR NO : 2014/10569
KARAR TARİHİ : 05.06.2014
MAHKEMESİ : İSTANBUL 47. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 21/11/2012
NUMARASI : 2005/252-2012/209
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 47. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 21/11/2012 tarih ve 2005/252-2012/209 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 03/06/2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. A.. T.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin ortaklarından olan davalının şirket müdürü olduktan sonra müdürlük yetki ve görevini kötüye kullanarak şirketin tüm gelirini zimmetine geçirdiğini ve şirketi büyük zarara uğrattığını, ortaklar kurulu tarafından alınan kararlarla davalının müdürlük yetkisinin sonlandırılmasına ve şirkete ait defter, kayıt ve belgeleri seçilen yeni müdüre teslim etmesine karar verildiği halde davalının teslim edimini yerine getirmediğini, şirketi zarara uğratacak eylem ve işlemlerde bulunduğunu, bu nedenlerle 15.06.2005 tarihinde yapılan toplantıda davalının şirket ortaklığından çıkarılmasına karar verildiğini ileri sürerek, davalının müvekkili şirket ortaklığından çıkarılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının iddialarının tamamen asılsız olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre davalının, davacının iddia ettiği gibi aynı işyerinde pos makinası ile Global Ltd. Şti. adına tahsilat yapmak, bir anlamda yeni bir işyeri açmış gibi işlemlerde bulunarak gelirlerini ikinci şirkete aktarması ve işletmeyi kendi nam ve hesabına işletmesinin TTK’nın 547.maddesine aykırılık oluşturduğu ve TTK’nın 161. maddesi anlamında muhik sebep olarak nitelendirilerek davalının şirketteki idare ve temsil yetkisinin kaldırılmasını haklı gösterdiği ve yine TTK’nın 551/3 kapsamında davacının talebinin dinlenebilmesi için ön koşul olan çiftçe çoğunluk şartının olayda gerçekleştiği, ancak davalının şirket ortaklığından çıkarılması halinde kendisine ödenmesi gereken ortaklık payı olduğu, bilirkişiler tarafından yapılan hesaplamalar sonucunda davalıya ödenmesi gereken ortaklık payı 5.411,15 TL olarak belirlenmiş ise de davalının sorumlu olduğu dönemde 14.462,50 TL kasa noksanı bulunduğu, ödenmemiş sermaye bulunması nedeni ile ayrılma payının 3.037,48 TL olup, kasa noksanından bu miktar düşüldüğünde davalının kendisine ödenecek herhangi bir meblağın bulunmadığı, bu nedenlerle kendisine ortaklık payı ödenmesine yer olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davalının şirket ortaklığından çıkarılmasına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, davalının ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, davalının ortaklıktan çıkarılması için gerekli haklı nedenlerin oluştuğu kanaatine varılarak ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmiş olup, dosya kapsamına göre bu yöndeki karar yerinde ise de çıkarılma kararı ile birlikte çıkarılan ortağın hakkı olan ortaklık payının da kendisine ödenmesine karar verilmesi gerekmektedir. Mahkemece bu hususun tespiti için inceleme yapılmış ise de davalının müdür olarak şirketi yönettiği dönemde kasa noksanının bulunduğu, kasa noksanından çıkma payının düşülmesi sonucu kendisine ödenecek herhangi bir meblağın bulunmadığı, bu nedenle davalıya ortaklık payı ödenmesine yer olmadığı gerekçesiyle davalı hakkında çıkma payına hükmedilmeden ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmiştir. Oysaki bu davada mahkemece, ortaklıktan çıkarılma koşullarının mevcudiyeti halinde ortağa ödenmesi gereken çıkma payının hesaplanarak, bulunan miktarın çıkma kararı ile birlikte hüküm altına alınması gerekmektedir. Bu durumda mahkemece, davalının hak ettiği çıkma payının kendisine ödenmesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde, davacı şirket tarafından ancak davalıya karşı açılacak bir sorumluluk davası sonucunda hüküm altına alınması mümkün tazminattan, bu davada hüküm altına alınması gereken çıkma payının mahsup edilerek davalıya ortaklık payı ödenmemesine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu yönden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 05/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.