Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2013/6684 E. 2014/6017 K. 27.03.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/6684
KARAR NO : 2014/6017
KARAR TARİHİ : 27.03.2014

MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 25/12/2012
NUMARASI : 2011/387-2012/621

Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 25.12.2012 tarih ve 2011/387-2012/621 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin %25 ortağı olduğunu, davalı şirketin muhasebe kayıtlarının müvekkilinden gizlendiğini, diğer ortakların kurdukları kollektif şirket aracılığı ile şirketi zarara uğrattıklarını, 25/02/2006 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurulda özel denetçi tayini isteminin haksız hukuka aykırı olarak reddedildiğini ileri sürerek, 25/12/2006 tarihinden geriye doğru iki yıllık hesapların incelenmesi için davalı şirkete özel denetçi tayin edilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacının şirket muhasebe kayıtlarının incelenmesi yönündeki talebinin yönetim kurulu tarafından reddedildiği iddiası kapsamında yapılan değerlendirmede uyuşmazlık tarihi itibari ile uygulanması gereken TTK 363/2 maddesi uyarınca pay sahiplerinin bilgi alma hakkının yönetim kurulu ve genel kurulun açık izni ile sağlanabileceği, yönetim kurulunun pay sahibine izin vermemesi halinde genel kurula itiraz edilebileceği ve genel kurulun da talebi reddetmesi durumunda genel kurul kararının iptali için dava açma olanağı bulunduğu, şirket defterlerinin incelenmesinin engellendiği iddiası ile özel denetçi tayini talep edilemeyeceği, her ne kadar TTK 348/2 maddesinde özel denetçi tayinine ilişkin nedenlerin varlığının kesin biçimde kanıtlanması şart kılınmamış ise de öne sürülen vakıaları az çok doğrulayan yeterli delil ve emare bulunması gerektiği, somut olayda dava dışı kollektif şirket ile düşük fiyattan alım satım akdi kurulduğu ve şirketin zarara uğratıldığı iddiası kapsamında somut bir belge ve delil sunulmadığı, özel denetçi tayinini gerekli kılan koşullar oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, (mülga) TTK 348/2 maddesine dayalı özel denetçi tayini istemine ilişkin olup; mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş ise de; TTK 348. maddesinde Genel Kurul’un özel denetçi atanması istemini reddetmesi halinde yapılacak işlem konusunda özel düzenleme getirilmiş ve özel denetçi atanabilmesi için mahkemeye
başvurulması öngörülmüştür. Mahkemenin kararı ile özel denetçi seçimi isteminin reddine ilişkin Genel Kurul Kararı’nın iptali yoluna gidilmemektedir. Bu nedenle mahkemenin Genel Kurul Kararı’nın iptali için dava açılması yoluna gidilmesi gerektiğine ilişkin gerekçesi yerinde değildir. Özel denetçi tayinine dayanak yapılacak olan vakıalar yönünden kesin hüküm sözkonusu edilemeyeceğinden kesin delil aranmasının dayanağını bulmak güçtür. Kanun koyucu özel denetçi istemine ilişkin olarak öne sürülen vakıaları az çok doğrulayan delil ve emareleri yeterli saymıştır. Özel denetçinin çalışma alanlarına giren ve bunun sonucu ile ilgili bulunan bilançonun gerçekliğinin araştırılması istemlerinde özel denetçi atanması konusunda daha da ılımlı davranmak gerekmektedir. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davacının bilançonun gerçekliği ve diğer hususlarda yeterli kanaat sağlayan delil göstermesinin imkansızlığı, davacı hakkındaki haksız rekabetin men’i davasının kesinleştiği ve ceza davasında da beraat kararı verildiği nazara alınarak davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün mümeyyiz davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün mümeyyiz davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 27.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.