Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/6575 E. 2014/12690 K. 02.07.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/6575
KARAR NO : 2014/12690
KARAR TARİHİ : 02.07.2014

MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 17/12/2013
NUMARASI : 2013/637-2013/652

Taraflar arasında görülen davada Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 17/12/2013 tarih ve 2013/637-2013/652 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı ile davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirket vasıtasıyla İstanbul-…./Sierra Leone uçuş hattında gerçekleştirdikleri seyahatleri esnasında teslim etmiş olduğu 2 adet bavul ile 1 adet el çantasının kaybolduğunu, bavulların yolculuktan 1 hafta sonra müvekkiline teslim edildiğini, ancak el çantasının teslim edilmediğini, el çantasının 16 kg ağırlığında olup içinde değerli eşya ve parasının bulunduğunu, tatili boyunca her hafta havayolu şirketine giderek el çantasının bulunup bulunmadığını sorgulamaktan ve bulunması için çaba göstermek zorunda kalmaktan dolayı tatilinin ızdırap haline dönüştüğünü belirterek el çantasında bulunan eşyaların değeri ile bulunması amaçlı yaptığı masrafların toplamı olan 11.000 Dolar maddi zararı ile 6.000 Dolar manevi zararının bu zararların oluşumuna sebebiyet veren davalıdan tahsiline tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının kaybolan bavullarının kendisine teslim edildiğini, müvekkili şirketin söz konusu zarardan dolayı sınırlı sorumluluk taşıdığını, davacının talep ettiği madi zararını ispata yarar belge sunamadığını,ayrıca davacının durumu müvekkiline ihbar etmediği için dava açma hakkının bulunmadığını, yine uluslararası taşımacılıkta uygulanması gereken Montreal Konvansiyonu gereği davacıların manevi zarar talep etme haklarının olmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafça uluslararası yolcu taşıma sırasında el çantası olarak nitelendirdiği çantanın valiz olarak bagaja alındığı, bu çanta içinde 3.500 USD para, 10 adet cep telefonu, 1 adet Laptop, 1 adet bilgisayar ekranı, klavye mouse ve 2 adet hard disk bulunduğu, çantanın 16 kg. Ağırlığında, eşyaların değerinin de 8.490 Dolar olduğunun belirtildiği, davalının ise, davacıya geç teslim edilen 3 adet bagajın toplam ağırlığının 74 kg. ve sorumluluğun üst sınırının Varşova Konvansiyonu, Lahey Konvansiyonu ve 4 sayılı Montreal Protokolüne göre kg. başına 17 SDR ile sınırlı olup, hesaplama formülü uyarınca 20 USD üzerinden 1.480 USD ile sınırlı olduğunun savunulduğu, bilirkişi incelemesi sonucu davacının talep edebileceği tazminat miktarının 1480 USD olarak saptandığı, karar davalı vekilince temyiz edilmediğinden, ilk kararda 74 kg. üzerinden hesaplanan tazminat tutarının davacı lehine usulü kazanılmış hak oluşturduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne ve 1.480,00 ABD Doları maddi tazminat ile çantanın kaybolması nedeniyle duyulan üzüntü ve aranması sırasında çekilen sıkıntı nedeniyle taktiren 1.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı ile davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı ile davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, yolcu taşıma sözleşmesinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlendiği şekilde davalı havayolu şirketinin sınırlı sorumluluğu kabul edilerek hüküm tesis edilmiştir. Ancak, davacı 2 valizin gecikmeyle teslim edildiğini, bundan dolayı masraf yaptığını, el çantası bagaj fişinde ise gidecek yerin FNA yerine ROB olarak yazılması nedeniyle kaybolduğunu bu nedenle davalının ağır kusurlu olduğunu iddia etmiş, bilirkişi raporuna itirazlarında da bu iddialarını yinelemiştir. Ancak, mahkemece bu iddia ve itirazlar üzerinde durulmamıştır. Bu durum karşısında hava taşıması konusunda uzman bilirkişi heyeti oluşturularak gecikme ve el çantası fişinin yanlış düzenlenmesinde davalının sorumluluğunun tartışılarak, davacının ağır kusur iddiasının da değerlendirilmek suretiyle bir karar verilmesi gerekirken mali müşavir bilirkişiden alınan rapor doğrultusunda hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
3-Ayrıca, mahkemece davacının çantasının kaybolması nedeniyle duyulan üzüntü ve aranması sırasında çekilen sıkıntı gerekçe gösterilerek manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir. Manevi zarar malvarlığında bir azalmayı değil ve fakat kişilik haklarına vaki tecavüz nedeniyle bir kimsenin duyduğu cismani ve manevi acı ve ızdırabı, elemi ve böylece yaşama zevkinde bir azalmayı ifade eder. 818 Sayılı Borçlar Kanunu’nun 49. maddesine göre, kişilik hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namıyla bir miktar paranın ödenmesini dava edebilir. Borçlar Kanunu’nun 98. maddesinin ikinci fıkrasında “haksız fiillerden mütevellit mesuliyete müteallik hükümler kıyasen akde muhalif hareketlere de tatbik olunur” tarzında yapılan yollamanın kapsamına manevi tazminat da girmektedir. Manevi tazminata hükmedilebilmesi için, borca aykırı davranışın (alacaklının) kişilik haklarını ihlal ederek bu tarz bir zarara yol açmış olması gerekir. Ancak her borca aykırılık da kişilik haklarını zedelemez. Yapılan açıklamalar nazara alınarak somut olayda manevi tazminatın koşulları oluşmadığı halde ve davacının iddia ettiği olayların kişilik hakkını (örneğin hayatını, sağlığını, vücut bütünlüğünü, şeref ve haysiyetini) nasıl ihlal ettiği hususu açıklanmadan davacı lehine manevi tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı ile davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacının temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 02/07/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.