YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/4809
KARAR NO : 2014/10819
KARAR TARİHİ : 06.06.2014
MAHKEMESİ : İSTANBUL 33. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 04/10/2012
NUMARASI : 2011/265-2012/220
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 33. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04/10/2012 tarih ve 2011/265-2012/220 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 06/06/2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Av M.. E… dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı ile müvekkili arasında düzenlenen sözleşme ile davalının, sözleşme ekinde belirtilen 40 hastanede kapalı devre yayın sistemi kurmayı ve bu sistemin çalışır halde kalmasını sağlamayı üstlendiğini, ancak davalının bu yükümlülüğünü yerine getirmediğini, kurulan sistemin çalışmadığının mahkemeler aracılığıyla yapılan tespitler ile ortaya çıktığını, davalıya müvekkilince gönderilen ihtarların da sonuçsuz kaldığını, bunun üzerine müvekkilince sözleşmenin fesh edildiğini, müvekkilinin uzun çalışmalar yaparak geliştirdiği projenin, davalının yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle gerçekleşmediğini, müvekkilinin ticari itibarının ve marka değerinin zarar gördüğünü ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 16.12.2011 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 38.001,97 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin davacı ile arasında düzenlenen sözleşmede belirlenen edimini yerine getirmek için dava dışı S.. Pazarlama ve Teknik Hiz. A.Ş. ile sözleşme akdettiğini, ancak bu firmanın üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmediğini, bünyelerinde çalışan ve daha sonra ayrılan bir kişinin yazılıma ait kodları değiştirmek suretiyle şirketin yazılımı kontrol etme yeteneğini ortadan kaldırdığını bildirdiklerini, dolayısıyla müvekkilinin de edimini ifa edemediğini, müvekkilinin davacının mağdur olmaması için her türlü çabayı gösterdiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında bir kısım hastanelerde davalı tarafça kapalı devre yayın sistemi kurulması konusunda sözleşme yapıldığı, bu kapsamda davalı tarafça kurulan hizmetin bir kısım aksaklıklarla 2009 yılı Mart ayına kadar devam ettiği, bu tarihten sonra sistemin tamamen çalışmaz hale geldiği, davalının sözleşmede öngörülen edimini yerine getirmediği, her ne kadar davalı tarafça dava dışı tedarikçi firmanın tutumu nedeniyle söz konusu aksaklığın meydana geldiği ve kendilerinin bir kusuru olmadığı savunulmuş ise de basiretli bir tacir gibi hareket etme durumunda bulunan davalının, bu tür sonuçları önceden öngörüp tedarikçi firmadan kaynaklanan aksaklıkları oluşmadan ya da kısa sürede gidermek konusunda gerekli tedbirleri almasının gerektiği, davalının tedarikçi firma ile arasındaki sorunların davacıya karşı haklı sebep olarak ileri sürülmesinin mümkün bulunmadığı, davalı kayıtlarında da yer alan davacı tarafça yapılan ödemelerin iadesinin istenebileceği, zira davacının sözleşmeyi haklı nedenlerle feshettiği, davalının edimini yerine getirmemesi nedeniyle davacının kişilik hakları zedelenmediğinden manevi tazminat koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 38.001,97 TL’nin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, taraflar arasındaki kapalı devre yayın kurma sözleşmesinin ihlal edildiği iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davalının, sözleşme ile üstlendiği edimini tam olarak yerine getirmemesi nedeniyle davacının sözleşmeyi feshettiği uyuşmazlık konusu olmayıp mahkemece de kabul edildiği üzere bu nedenle davacı tarafından sözleşmenin feshedilmesi haklı bulunmaktadır. Dava konusu uyuşmazlığa uygulanması gereken mülga 818 sayılı BK’nın 96. maddesi uyarınca, kusuru bulunmadığını ispat etmediği sürece sözleşmenin feshinden doğan zarardan borçlu sorumludur. Somut olayda da davalı taraf, sözleşmenin feshedilmesinde herhangi bir kusurunun bulunmadığını kanıtlayamadığından davacının zararını karşılamak durumundadır. Davalının karşılayacağı zarar, borcunu gereği gibi ifa etmemesi ile uygun illiyet bağı bulunan zararlardır. Dava konusu olayda ise sözleşmenin feshi nedeniyle davacının uğradığı zarar tespit edilmeksizin, sözleşmenin geçerli olduğu ve davalının da edimini yerine getirdiği dönemde, davacının davalıya ödediği sözleşme bedelinin iadesine karar verilmiş olup bu bedel sözleşmenin feshi nedeniyle ödenmesi gereken bir borç değildir. Zira, söz konusu sözleşme baştan itibaren hükümsüz olmayıp fesih tarihine kadar hükümleri geçerli olan bir sözleşmedir. O halde mahkemece, gerek dava tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK’nın 75. maddesi gerekse dava sırasında yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK’nın 31. maddesi uyarınca, davacının maddi tazminat isteminin açıklattırılması ve yukarıda yapılan açıklamalar da gözönünde bulundurularak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde yanılgılı değerlendirme ile hüküm tesisi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp, davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 06/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.