YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/16473
KARAR NO : 2014/6087
KARAR TARİHİ : 28.03.2014
MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 16/07/2012
NUMARASI : 2007/407-2012/257
Taraflar arasında görülen davada İzmir 7. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16.07.2012 tarih ve 2007/407-2012/257 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 21.03.2014 günü hazır bulunan davacı vekili Av. R.. T.. ile davacı vekili Av. M.. A.. A.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin ve davalının ortak murisi S.. Be..in dava dışı .. Kitle Pazarlama Gıda Tic. A.Ş’nin %1,1 oranında hissedarı olduğunu, 25.04.1997 tarihinde vefat ettiğini, mirasçıları olarak eşi N.. B.., oğlu T.. K..B.., kızı E..n Gö. ve kendinden önce vefat eden oğlu F.’in oğlu davacı Ü.. B..’in kaldığını, muris S..B..’in vefatından sonra bütün mirasçıların paydaş olarak görünmesinin diğer paydaşlar tarafından istenilmediğini, ortak sayısının çok olmasının ileride hisselerin toptan satışı durumunda satışa ilişkin görüşmeleri zorlaştıracağı, hisselerin tek elden yönetilmesinin daha kolay olacağı, ileride hisseleri satarak değerlendirme söz konusu olduğu takdirde aile içinde paylaşımın halledilebileceği gerekçeleriyle miras yoluyla intikal eden hisselerin aile büyüğü olması nedeniyle davalıya devir ve temlik edildiğini, o tarihte davacı küçük olduğu için devrin velisi G.. B.. tarafından 10.10.1997 tarihli belge ile yapıldığını, bu devir işleminin 13.03.2003 günlü yönetim kurulu kararı ile onaylandığını, müvekkilinin annesi tarafından yapılan temlik işleminin inançlı işlem çerçevesinde bedelsiz yapıldığını, daha sonra N.. B..’in hisselerinin bir kısmını 11.11.2003 tarihli yönetim kurulu kararı ile geri kalanını ise 13.12.2006 tarihli yönetim kurulu kararı ile Tesco PLC’ye devrettiğini, devir bedelinden müvekkiline hiçbir pay verilmediğini ileri sürerek, inanca dayalı temlik işlemi ve .. A.Ş. hisselerinin davalı tarafından üçüncü kişiye devri nedeniyle davalının müvekkile 500.000 TL borçlu olduğunun hükmen tespitine ve anılan meblağın faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, muris S..B..’in vefatından önce şahitler huzurunda .. A.Ş. hisselerinin tamamının eşi N.. B..’e verilmesini vasiyet ettiğini, murisin ölümünden sonra davacının hissesinin annesi tarafından imzalanan 10.10.1997 tarihli temlik beyanı ile devredildiğini, bu devrin 10.05.1999 tarih ve 1999/22 nolu yönetim kurulu kararı ile şirketçe
de kabul edildiğini, devir işlemini davacının annesi yaptığı için husumetin ona yöneltilmesi gerektiğini, davacı tarafın inançlı işlemin dayanağı olarak gösterdiği 10.10.1997 tarihli belge içerisinde ne devir şartları, ne iade şartları, ne de bir borçlandırma bulunmadığını, bu özelliği nedeniyle de inançlı işlem olmayıp hisse devri ve temlik beyanı niteliği taşıdığını, davacıya miras yoluyla intikal eden B.. grubu şirketlerine ait hisselerle ilgili olarak aile içinde yapılan ibralaşmada bütün haklarının ödendiğini, inançlı işlemin ispat yükünün davacıda olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacıya miras yoluyla intikal eden.. A.Ş. hisselerinin davalıya devrine karşı ileri sürülen inançlı işlem iddiasının hisse devrinin gerçekleştiği şartlar da bir arada değerlendirildiğinde tanık beyanları ile ispatlanmasının mümkün olduğu, davaya konu .. A.Ş. hisselerinin davacı adına o tarihteki velisi G..B.. tarafından tanzim ve imza edilen 10.10.1997 tarihli belge ile babaannesi olan davalıya devredildiği, söz konusu hisselerin devri karşılığında davalının davacıya bedel ödediğini tevsik eden herhangi bir delilin bulunmadığı, davacının ..grubu şirketlerinde sahip olduğu hisseler için aile fertleri arasında ibralaşma yapılarak davacıya ödendiği belirtilen tutarın ya da davalının davacının babaannesi olarak eğitimine yaptığı maddi katkıların davaya konu .. A.Ş hisselerinin bedelini de kapsadığının kabul edilemeyeceği, dava konusu hisseler için dava dışı alıcı Tesco PLC tarafından davalıya toplam 653.419,8 TL ödeme yapıldığı, bu tutar içinde davacının 1/4 hissesine isabet eden tutarın 163.354,98 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 163.354,98 TL’nin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, tarafların ortak murisi S.. B..’in dava dışı K.. Kitle Pazarlama Gıda Tic. A.Ş’de sahip olduğu hissenin murisin vefatı ile miras yoluyla intikalinden sonra davacının hissesine düşen kısmın inançlı işlemle bedelsiz olarak davalıya devredilmesine rağmen davalının söz konusu hisseyi üçüncü bir şirkete devretmesi nedeniyle devir bedelinden davacının payına düşen meblağın tahsili istemine ilişkindir. Davacı vekili, S.. B..’in vefatından sonra bütün mirasçıların paydaş olarak görünmesinin diğer paydaşlar tarafından istenilmediği, ortak sayısının çok olmasının ileride hisselerin toptan satışı durumunda satışa ilişkin görüşmeleri zorlaştıracağı, hisselerin tek elden yönetilmesinin daha kolay olacağı, ileride hisseleri satarak değerlendirme söz konusu olduğu takdirde aile içinde paylaşımın halledilebileceği gerekçesiyle miras yoluyla intikal eden hisselerin aile büyüğü olması nedeniyle davalıya devir ve temlik edildiğini, o tarihte davacı küçük olduğu için devrin velisi G.. B.tarafından 10.10.1997 tarihli belge ile gerçekleştirildiğini, müvekkilinin annesi tarafından yapılan temlik işleminin inançlı işlem çerçevesinde bedelsiz yapıldığını iddia etmiştir. Davalı vekili ise söz konusu devrin gerçek bir hisse devri olduğunu savunmuştur. Mahkemece, davacının varlığını iddia ettiği inançlı işlemle ilgili olarak, taraflarca tanzim edilmiş yazılı bir belge mevcut olmadığı gibi, davalının elinden çıkmış yazılı delil başlangıcı niteliğinde herhangi bir belge de bulunmadığı belirtildikten sonra, HMK’nın 203. maddesi uyarınca usul-füru arasındaki olayların tanıkla ispat edileceği gerekçesiyle davacıya miras yoluyla intikal eden ..A.Ş. hisselerinin davalıya devrine karşı ileri sürülen inançlı işlem iddiasının hisse devrinin gerçekleştiği şartlar da bir arada değerlendirildiğinde tanık beyanları ile ispatlanmasının mümkün olduğu kabul edilerek
davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de Yargıtay uygulamalarında kabul edildiği üzere “İnanç sözleşmesi, 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak, yazılı delille kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır. Açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da yanlar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı tarafın elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler gibi) yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belge varsa HUMK’nın 292. maddesi uyarınca inanç sözleşmesi “tanık” dahil her türlü delille ispat edilebilir. Böyle bir durum söz konusu değilse, taraflar yakın akraba olsalar dahi inanç ilişkisinin varlığı tanıkla kanıtlanamaz. Yazılı delil veya yazılı delil başlangıcı yoksa inançlı işlem iddiasının ikrar (HUMK’nın 236. maddesi), yemin (HUMK’nın 344. maddesi) gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır”. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2013/11-376 E, 2014/49 K sayılı ilamı, Yargıtay 14. HD 04.04.2011 tarih, 2011/2131 E, 2011/4330 K. sayılı ilamı). Davacı taraf dava dilekçesinde ve 30.05.2008 tarihli delil listesinde “yemin dahil sair deliller” demek suretiyle yemin deliline de dayanmıştır. Yukarıda açıklandığı üzere davacının varlığını iddia ettiği inançlı işlemle ilgili olarak, taraflarca tanzim edilmiş yazılı bir belge mevcut olmadığı, davalının elinden çıkmış yazılı delil başlangıcı niteliğinde herhangi bir belge de bulunmadığı hususu mahkemenin de kabulünde olduğuna göre somut olaydaki inançlı işlem iddiasının anılan Yargıtay İçtihatları uyarınca tanıkla ispatının mümkün olmadığı nazara alınıp, davacı taraf yemin deliline de dayandığından iddiasını ispat bakımından davacıya bu hakkı da hatırlatılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken somut uyuşmazlıktaki inançlı işlem iddiasının tanıkla ispatının mümkün olduğu kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 28.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.