Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2013/4946 E. 2014/10841 K. 06.06.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/4946
KARAR NO : 2014/10841
KARAR TARİHİ : 06.06.2014

MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 20/12/2012
NUMARASI : 2012/314-2012/345

Taraflar arasında görülen davada İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 20.12.2012 tarih ve 2012/314-2012/345 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 06.06.2014 günü hazır bulunan davacı vekili Av. H.. E.. ile davalı vekili Av. A.. T.. Ç.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin İzmir A.. Gemi Söküm Bölgesi 12 parselde mevcut iskelenin sahibi olduğunu, davalı İ..Gemi Dönüşüm Ltd. Şti’nin müvekkilinin sahibi olduğu sahanın önüne bir duba koyduğunu, dubayı kaldırmadığını, müvekkilinin gemilerinin yolunu tıkadığını ve geçişi zorlaştırdığını, 01.09.2010 tarihinde müvekkili şirkete ait Advanta isimli geminin bu dubaya çarpmasıyla gemide delik oluştuğunu ve hasara uğradığını, bu konuda Aliağa Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2010/37 D. İş sayılı dosyası ile tespit yapıldığını, ayrıca müvekkili şirkete ait iskele kazıklarına da zarar verdiğini, beş adet kazığın tamamen devrilip, altıncı kazığın da devrilmek üzere olduğunu, bu konuda Aliağa Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2009/47 D. İş sayılı dosyası ile tespit yapıldığını, müvekkilinin toplam 106.135 TL zararın oluştuğunu ileri sürerek, 50.000 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, her ne kadar Aliağa Asliye Hukuk Mahkemesi’nce dosya davanın Deniz Ticaret Hukuku’na ilişkin bir dava olduğu görüşüyle devir kararı verilmişse de; davanın niteliği itibarı ile BK’nın 58. maddesi (TBK’nın 69. Maddesi) de yer alan bir bina veya imal olunan şeyin malikinin o şeyin fena yapılmasından yahut muhafazasındaki kusurdan doğan bir tazminat davası olduğu, davanın yapı malikinin sorumluluğu hükümlerine göre tarafların tacir olması gözetilerek dava tarihi itibarı ile asliye ticaret mahkemesinin görev alanında olduğu, davanın taraflarının tacir olması ve tacirler arasındaki haksız fiil veya tazminat davalarının genel görevli ticaret mahkemesinde görülmesinin gerekli olup, dava tarihi itibarı ile işbölümü ilk itirazına bağlı olduğu, dava sırasında böyle bir işbölümü ilk itirazında bulunulmadığı için davanın Aliağa Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görüldüğü, bu işbölümü itirazının yapılması halinde davanın Aliağa’nın ticari davalar yönünden Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi görev ve yetki alanı içerisinde bulunduğundan; dosyanın Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi’ne gönderilmesinin gerektiği, bu halde; dava tarihi itibarı ile yürürlükte olan yasa hükümlerine uygun olarak yapılmış bir iş bölümü ilk itirazı olmadığından ve dava deniz ticaretini ilgilendirmediğinden, davaya Aliağa Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bakılması ve sonuçlandırılmasının gerektiği gerekçesiyle, mahkemenin görevsizliğine, dosyanın talep halinde davaya bakmaya devam etmekte olan Aliağa Asliye Hukuk Mahkemesi’ne gönderilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalıya ait dubanın davacıya ait gemi ve iskele kazıklarına zarar verdiği iddiası ile açılan tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkilinin İzmir A.. Gemi Söküm Bölgesinde gemi söküm iskelesinin bulunduğunu, davalının müvekkilinin sahibi olduğu sahanın önüne bir duba koyduğunu ve dubayı kaldırmadığını, dubanın müvekkilinin gemilerinin yolunu tıkadığını ve geçişi zorlaştırdığını, 01.09.2010 tarihinde müvekkili şirkete ait A.. isimli geminin bu dubaya çarpmasıyla gemide delik oluştuğunu, ayrıca müvekkili şirkete ait iskele kazıklarına da zarar verdiğini ileri sürerek eldeki davayı açmış, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın niteliği itibarı ile BK’nın 58. maddesinde (TBK’nın 69. maddesi) yer alan bir bina veya imal olunan şeyin malikinin o şeyin fena yapılmasından yahut muhafazasındaki kusurdan doğan bir tazminat davası olduğu gerekçesiyle görevsizlik ile dosyanın Aliağa Asliye Hukuk Mahkemesi’ne gönderilmesine karar verilmiştir.
Gerek 6762 sayılı TTK gerekse 6102 sayılı TTK’nın 4. maddelerinde, bu kanunlardan doğacak uyuşmazlıklar ticari dava olarak nitelenmiş olup, 6762 sayılı TTK’nun 4. maddesine 2004 yılında eklenen son fıkra ile denizcilik ihtisas mahkemelerinin kurulması imkanı tanınmıştır. Bu hali ile dava tarihi itibari ile yürürlükte olan 6762 sayılı Yasa çerçevesinde, aynı yasanın 4. kitabından kaynaklanan uyuşmazlıkların ihtisas mahkemelerince bakılıp sonuçlandırılması zorunludur.
Yapılan bu açıklamadan sonra somut uyuşmazlığa gelindiğinde, davaya konu uyuşmazlığın gemi söküm faaliyeti ile uğraşan davanın tarafları arasında meydana geldiği, mahkemece taraflar arasındaki çekişmesinin bina veya imal olunan şeyin malikinin kusursuz sorumluluğu ilkesinden hareketle sonuca gidildiği anlaşılmaktadır. Ancak, dosya kapsamından davacı tarafça kıyıya çekilen geminin davalıya ait dubaya çarpması sonucunda gemide ve davacıya ait iskelede zarar oluştuğu iddiasının ileri sürüldüğü göz önüne alındığında, eldeki uyuşmazlığın doğrudan borçlar hukuku disiplini içinde yer alan, bina veya imal olunan şeyin malikinin kusursuz sorumluluğu kavramı dahilinde çözümlenmesi yerine, öncelikle davacı tarafından çekilen geminin TTK anlamında gemi niteliğinde olup olmadığı, oluşan hasarın kaynağının çatma fiili olup olmadığı gibi hususların ihtisas mahkemesi tarafından incelenip tartışılması gerekmektedir. O halde, mahkemece Ulaştırma Bakanlığı tarafından yayımlanan Gemi Söküm Yönetmeliği de dikkate alınmak suretiyle, sonuca gidilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile görevsizlik kararı verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 06.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.