YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/6279
KARAR NO : 2014/12774
KARAR TARİHİ : 03.07.2014
MAHKEMESİ : KONYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 21/11/2012
NUMARASI : 2008/433-2012/436
Taraflar arasında görülen davada Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 21/11/2012 tarih ve 2008/433-2012/436 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 01/07/2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. D.S.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi . tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirket tarafından görevlendirilen temsilciler tarafından müvekkiline parasını istediği her an geri çekebileceği ve karşılığında yüksek oranlarda faiz verileceği garantisiyle müvekkilinden çeşitli tarihlerde.. Holding adına düzenlenmiş tahsil makbuzları karşılığı toplamda 65.000 DM tahsil edildiğini, .. Holding A.Ş’nin ticaret unvanının M.. Holding A.Ş. olarak değiştirildiğini, davalılar tarafından ilgili kanunların açık hükümlerine aykırı olarak müvekkilinden para tahsil edildiğini ve bu faaliyetin sanki geçerli bir hisse senedi satımı yapılmış gibi gizlenmeye çalışıldığını, şirket tarafından müvekkiline verilen tahsilat makbuzlarının neredeyse hepsinde para toplama faaliyetinin şirket adına H. Y.. tarafından gerçekleştirildiğini, davalı şirket ve yürütülen bu hukuka aykırı faaliyetlerde şirketi bir paravan olarak kullanması nedeniyle paranın tahsil edildiği tarihte yönetim kurulu başkanı olan M.. E..’in müvekkilinin zararından sorumlu olduğunu ileri sürerek, davalılar tarafından SPK, TTK, Bankacılık Kanunu ve diğer kanunların ilgili hükümleri doğrultusunda hisse senedi devri yapılamayacağının tespitine, kurulan ilişkinin hükümsüzlüğüne, yüksek faiz garantisi verilerek tahsil edilen toplam 65.000 DM karşılığı 63.088,04 TL’nin faizi ile birlikte müvekkiline iade edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, davacının iddialarının yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davacı, davalı şirkete 65.000 DM para verdiğini iddia etmiş ise de bunu davalı tarafça da kabul edilen bir belge ile ispat edemediği, davacının tek dayanağının tahsilat makbuzu başlıklı belge olup, bu belgelerin davalı şirket tarafından verildiğini gösterir başkaca belge sunulmadığı, davanın ispat edilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ile yüksek faiz garantisi verilerek tahsil edilen paranın iadesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.Yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda, davalı şirkete ait Ortaklar Pay Defterinde kayıtlı ortaklar arasında davacının bulunmadığı, davacının davalı şirket tarafından ihraç edilmiş nama ve hamiline yazılı hisse senetlerine sahip olduğu, mahkemeye ibraz edilen hisse senedi miktarları ile tahsil makbuzlarında yer alan hisse senedi miktarlarının örtüştüğü, ortaklar pay defterinde davacıya ilişkin bir kayıt olmadığından davacının şirkete hangi tarihte ortak olduğunun anlaşılamadığı, tahsil makbuzlarına itibar edildiğinde davacının 12.06.1998 ila 01.01.2001 tarihleri arasında davalı şirkete para yatırdığı, davacının hisse senetlerini temsilci vasıtasıyla davalı şirketten aldığının düşünüldüğü, SPK tarafından yapılan tespitlerde dava dışı H.Y..’nun şirket adına tahsil makbuzlarına imza atan ve söz konusu tahsilatlar üzerinden komisyon alan şirket temsilcileri arasında sayıldığı, davacının ceza mahkemesinde görülen davaya müdahil olarak katılmadığı, ancak mahkeme kararı ile sübut bulan dolandırıcılık eyleminin aynı zamanda hileye yol açacağı, bu nedenle davacı ile davalı Holding arasındaki mevcut ilişkinin hükümsüzlüğünün ileri sürülebileceği, tarafların sözleşmenin sebebi üzerinde birleşememeleri nedeniyle davacının sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanabileceği, diğer davalı M.. E.. açısından ise tahsil edilen bedelin iadesi varit görüldüğü takdirde müteselsil sorumlu sıfatıyla talepte bulunulabileceği bildirilmiştir.Davalı şirket yöneticileri hakkında teşekkül oluşturmak suretiyle dolandırıcılıktan dolayı Konya 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2001/474 Esas sayılı dosyası ile açılan davada mahkemece verilen beraat kararı Yargıtay 8. Ceza Dairesi tarafından bir kısım sanıkların eylemlerinin dolandırıcılık, Sermaye Piyasası Kanunu’na ve Türk Parasının Kıymetini Koruma Kanunu’na muhalefet amacıyla suç örgütü kurmak olarak nitelendirilerek sanıklar hakkında mahkumiyet kararı verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuş, yapılan yargılama sonucunda mahkemece zamanaşımı nedeniyle davanın ortadan kaldırılmasına karar verilmiştir.
818 sayılı BK’nın 53. maddesi gereğince kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmünde ceza mahkemesi tarafından belirlenen maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı, zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırma kararının kesinleşmiş bir ceza hükmü olmadığından hukuk hakimini bağlamayacağı, ancak hukuk hakiminin ceza dosyasındaki delilleri de değerlendirerek neticeye varacağı hususu nazara alınarak, gerek ceza dosyalarında alınan bilirkişi raporlarında tespit edilen maddi vakalar gerekse dosyaya sunulan bilirkişi raporunda tespit edilen maddi vakalar üzerinde durularak, davacının ileri sürdüğü davalılar tarafından gerçekleştirilen eylemlerin bir bütün olarak değerlendirilmesi, yine davacının, davalı şirket tarafından ihraç edilmiş bulunan nama ve hamiline yazılı hisse senetlerine sahip olduğu ve mahkemeye ibraz edilen hisse senedi miktarları ile tahsil makbuzlarında yer alan hisse senedi miktarlarının örtüştüğünün de tespit edilmiş olması karşısında davacının davalı şirkete para yatırdığının kabulü ile davacı iddialarının ileri sürülüş tarzına göre davalıların yaptıkları eylemlerden doğan sorumluluklarının tayin ve takdiri gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınıp, davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 03/07/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.