Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/4094 E. 2014/10952 K. 09.06.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/4094
KARAR NO : 2014/10952
KARAR TARİHİ : 09.06.2014

MAHKEMESİ : KONYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 10/12/2013
NUMARASI : 2013/5-2013/347

Taraflar arasında görülen davada Konya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 10/12/2013 tarih ve 2013/5-2013/347 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketten 31.07.2009 tarihinde ayrıldığını, ayrılırken maaş, masraf, ortaklık hissesi, araç kiralama gibi sebeplerle müvekkilinin 153.833,00 TL tutarında şirketten alacaklı olduğunun tespit edildiğini, bu alacaklara karşılık verilmesi kararlaştırılan 4 adet çekin münferit imza ile temsil ve ilzam yetkisine sahip müvekkilince 13.07.2009 tarihinde ve ileri tarihli olarak keşide edildiğini, diğer üç çekin hiç bir itiraz görmeden ödenmesine rağmen 20.11.2009 keşide tarihli 38.500,00 TL bedelli çekin tahsil edilemediğini, bu çeke dayanılarak yapılan icra takibine de itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptalini ve icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının 04.09.2009 tarihinde hisselerini devrederek şirketten ayrıldığını, dava konusu çekin keşide tarihi itibariyle şirkette herhangi bir görev ve yetkisinin kalmadığını, müvekkilinin davacıya bir borcunun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının yetkilisi bulunduğu şirketten alacakları bulunduğu gerekçesi ile kendisi kendi lehine çek düzenlediği, davacının davaya konu çeki yetkili bulunduğu dönem içinde düzenlemesi halinde TTK 334. Maddesi hükmü gereği davalı şirketin itirazı karşısında çek keşidesinin batıl olduğu, davacının yetkili olmadığı bir dönemde çeki keşide etmesi halinde de davalı şirketi bağlamayağı, davacının çeki düzenleme sebebi saydığı alacaklarının davalı şirketin imzasının bulunduğu belgeler ile ispat etmesi gerektiği, davalı şirketin imzasını içermeyen bir takım yazıların, cari hesap olarak gösterilen listelerin dava tarihinde yürürlükte bulunan HUMK’nın 288 ve 290’ıncı maddeleri kapsamında delil olarak nitelendirilemeyeceği, davacının davasını açarken alacağına ilişkin delil olarak davalı şirket defterlerine de dayandığı, bilirkişi incelmesinde davacının davalıdan maaş, masraf, araç kirası ve ortaklık hissesi karşılığı alacağının olmadığının belirlendiği gerekçesi ile davanın ve davalının tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı şirketin eski ortağı ve yöneticisi olan davacının, davalı şirketten olan alacaklarına karşılık lehine keşide edilen çekin ödenmemesi nedeniyle çek bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece uyulan bozma ilamında da belirtildiği üzene davacı dava konusu ettiği alacağını, maaş, masraf, araç, kiraları ve ortaklık hissesine dayandırmıştır. Ancak davacı hangi kalemden ne miktar alacağı olduğunu belirtip somutlaştırmamıştır. Bu durumda mahkemece, davacının alacağının kaç lirasının hangi dönemlere ilişkin maaş alacağı olduğu, masraf talebinin ne miktar ve hangi masrafın karşılığında istendiği, şirketin hangi borcunun davacı tarafından kime ödendiği, şirketten alacak iddiasına dayanak yapılan tüm kalemlerin ne miktar olduğu hususlarının davacıya açıklattırılıp şirketin bu şekilde mal veya hizmet alımı olup olmadığı, olmuşsa şirket tarafından ne şekilde ödendiği, gerektiğinde mal ve hizmet alınan 3. kişi kayıtlarının da incelenmesi suretiyle tüm talepler yönünden somut verilerin değerlendirildiği, hüküm kurmaya ve hükmü izlemeye elverişli bir bilirkişi raporu alınıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerikirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.