Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/386 E. 2014/8149 K. 30.04.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/386
KARAR NO : 2014/8149
KARAR TARİHİ : 30.04.2014

MAHKEMESİ : İSTANBUL 29. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 07/11/2013
NUMARASI : 2012/302-2013/255

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 29. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 07/11/2013 tarih ve 2012/302-2013/255 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankadan genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandığı kredinin teminatı olmak üzere taşınmazı üzerinde ipotek tesis edildiğini, kredi borcu kapatılıp buna dair protokol düzenlendiği ve davalı bankanın bu krediden dolayı herhangi bir riski kalmadığı halde müvekkile verilen 2004 ve öncesi yıllara ait çekler iade edilmediğinden risk devam ettiği gerekçesiyle ipoteğin fekkedilmediğini, ancak 5941 sayılı Çek Yasası’nı değiştiren 6273 sayılı Yasa’nın 2. maddesine göre “çeklerin, üzerinde yazılı baskı tarihinden itibaren beş yıl içinde ibraz edilmemesi hâlinde, muhatap bankanın üçüncü fıkraya göre ödemekle yükümlü olduğu tutara ilişkin sorumluluğu sona erer” hükmü düzenlendiğinden bankanın yasal sorumluluğu kalmadığını ileri sürerek, davacıya ait taşınmaza konulan ipoteğin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının müvekkili bankadan aldığı çeklerden (1994 ila 2005) 221 adedinin iade edilmediğini, davacının müvekkili bankada doğmuş/doğacak her türlü riskinin ve borcunun teminatını teşkil etmek üzere taşınmazını ipotek ettiğini, çeklerin karşılıksız çıkması halinde bankanın her çek yaprağı için ödemekle yükümlü olduğu tutar bulunduğunu, çekler iade edilmediği sürece banka riskinin devam ettiğini, davacının dayandığı Yasa’nın 31.01.2012 tarihinde yürürlüğe girdiğini, bu tarihten önceki olaylar için uygulama olanağı bulunmadığını, çek yapraklarından dolayı sürenin Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca 10 yıllık süreye tabi olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, somut olayın 6273 sayılı Yasa’nın 2. maddesine göre ele alınması gerektiği, bu madde hükmüne göre çekin üzerine yazılı baskı tarihinden itibaren 5 yıl içinde ibraz edilmemesi halinde muhatap bankanın 3. fıkraya göre ödemekle yükümlü olduğu tutara ilişkin sorumluluğunun sona ereceği, kredinin ödenmesinin teminatı olarak alınan ipoteğin 09/06/2009 tarihli borç tasfiye protokolü kapsamında sona ereceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı bankadan kullanılan kredinin teminatı olarak davacıya ait taşınmaz üzerinde tesis edilen ipoteğin kaldırılması istemine ilişkindir. Davalı vekili, davacıya 1994 ila 2005 yıllarında verilen 221 adet çek yaprağının iade edilmemesinden dolayı bankanın riskinin devam ettiğini, davacının dayandığı 5941 sayılı Çek Yasası’nı değiştiren 6273 sayılı Yasa’nın 31.01.2012 tarihinde yürürlüğe girdiğini, eski çek yapraklarından dolayı bankanın sorumluluğunun 2018 yılına kadar devam ettiğini savunmuştur. Mahkemece, somut uyuşmazlığın Çek Yasası’nda değişiklik yapan 6273 sayılı Yasa’nın 2. maddesine göre ele alınması gerektiği, bu madde hükmüne göre çekin üzerinde yazılı baskı tarihinden itibaren 5 yıl içinde ibraz edilmemesi halinde muhatap bankanın 3. fıkraya göre ödemekle yükümlü olduğu tutara ilişkin sorumluluğunun sona ereceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak davalı banka 1994 ila 2005 tarihli çek yapraklarından dolayı sorumlu olduğu bedel nedeniyle ipoteği kaldırmadığına göre, söz konusu çekler 20.12.2009 tarih ve 27438 sayılı Resmi Gazete’de Yayımlanan 14.12.2009 tarih ve 5941 sayılı Kanun’un (9.) maddesiyle yürürlükten kaldırılan 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun kapsamındadır. 14.12.2009 tarihinde kabul edilip, 20.12.2009 gün, 27438 Sayılı Resmi Gazete’de ilan edilerek yürürlüğe giren 5941 sayılı Çek Kanunu’nun geçici (1/3.) maddesinde ise bankaların müşterilerine verdikleri eski çek defterleriyle ilgili olarak, 3167 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı hükmü yer almaktadır. Yine aynı Yasa’nın geçici 3. maddenin 4. fıkrasında “Bankaların müşterilerine verdikleri eski çek defterleriyle ilgili olarak, muhatap bankanın 3 üncü maddenin üçüncü fıkrasına göre ödemekle yükümlü olduğu tutara ilişkin sorumluluğu 30/6/2018 tarihinde sona erer” hükmü getirildiğinden mahkemece, anılan yasa hükümleri gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken, bu yön gözden kaçırılarak Çek Yasası’nda değişiklik yapan 6273 sayılı Yasa’nın 2. maddesine göre davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 30/04/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.