YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/3169
KARAR NO : 2014/6166
KARAR TARİHİ : 31.03.2014
MAHKEMESİ : KONYA 4. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 24/12/2013
NUMARASI : 2013/669-2013/817
Taraflar arasında görülen davada Konya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24/12/2013 tarih ve 2013/669-2013/817 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, Almanya Dortmund Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından verilen 16.07.2010 tarih ve 3 O 45/10 numaralı kararın kesinleştiğini ileri sürerek, bu kararın tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir
Davalılar vekilleri, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, her ne kadar tenfizi istenen yabancı mahkeme kararının, 1965 tarihli hukuki ve ticari konularda adli ve gayri adli belgelerin yabancı memleketlilere tebliğine dair sözleşmenin 10. maddesine Türkiye Cumhuriyeti Devleti koymuş olduğu çekince doğrultusunda davalı tarafa tebliğ edildiği ve şeklen kararın kesinleştiği anlaşılmakta ise de, yapılan tebligat üzerine davalı şirketin yabancı mahkeme kararına karşı itiraz hakkını kullandığı, itirazı değerlendiren Almanya Dortmund Eyalet Mahkemesi’nin 30.12.2010 tarih ve 3 O 45/10 sayılı dosyasında davalıya daha önce iç hukukları gereğince posta yolu ile kararın tebliğ edildiği, tebliğ tarihinden itibaren itiraz süresi içerisinde itiraz hakkının kullanılmadığı, sonradan Adalet Bakanlığı aracılığı ile yapılan ikinci tebliğin davalıya itiraz etme hususunda yeni bir hak tanımayacağı, bu nedenle süresinde olmayan itirazın reddine karar vermekle davalının savunma hakkının ihlal edildiği ve adil yargılamadan bahsedilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, yabancı mahkeme kararının tenfizi talebine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne dair verilen ilk kararın yalnızca davalı şirket tarafından temyiz edildiği gibi, karar düzeltme talebinin de yine sadece davalı şirket tarafından yapıldığı ve Dairemiz onama kararının davalı şirket yönünden kaldırılarak mahkeme kararının bozulduğu anlaşılmıştır. Bu durumda, mahkemenin tenfiz talebinin kabulüne dair ilk kararı davalı H.. B.. yönünden temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir. Bu itibarla, davalı H.. B.. yönünden bu suretle karar kesinleşmiş olduğundan mahkemece bozmaya uyulduktan sonra bu kez davalı H.. B..’ı da kapsar şekilde davanın tümden reddi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 31.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.