YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/18089
KARAR NO : 2014/6189
KARAR TARİHİ : 31.03.2014
MAHKEMESİ : İSTANBUL 2. SULH HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 25/12/2012
NUMARASI : 2010/414-2012/830
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 25/12/2012 tarih ve 2010/414-2012/830 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalı Banka vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı banka nezdinde bulunan hesabından bilgisi ve oluru dışında davalılardan M.. P..’a ait telefon hattı ve IP numarası kullanılmak suretiyle internet bankacılığı yolu ile diğer davalı E.. O.. adına 2.610,00 TL tutarında EFT işlemi yapıldığını, davalılardan E.. O.. ve M.. P.. hakkında ceza davası açıldığını, davalıların kusurlu hareketleri ile müvekkilini zarara uğrattıklarını ileri sürerek, 2.610,00 TL’nin işlemiş 2.200,00 TL faizi ile birlikte toplam 4.810,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan birlikte ve zincirleme sorumluluk ilkesine göre tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı M.. P.. vekili, internet üzerinden gerçekleştirilen işlemde her nasılsa davalı müvekkiline ait telefon hattı ve IP numarasının kullanıldığını, ancak müvekkilinin hiçbir zaman internet üzerinden bankacılık işlemi yapmadığını, hatta diğer davalı Erkan Olgun’u tanımadığını, teknik bir sahtecilik işleminin söz konusu olduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Davalı Y.. A… vekili, davanın reddini savunmuştur.
Davalı E.. O.. yargılamaya katılmamıştır.
Mahkemece, davalı M.. P.. açısından yapılan değerlendirmede, her ne kadar davacı hesabından yapılan EFT işleminde davalı M.. P..’ın IP adresi kullanılmış ise de; ibraz edilen bilirkişi raporuna göre, işlemi gerçekleştiren kişilerin IP adresinin gizlemek ve kendilerine ulaşımını engellemek için IP değiştirici program kullandıklarının olasılık dahilinde olduğunun saptanması, ceza davasında anılan davalının IP numarasının bilgisi dahilinde kullandığına dair delil elde edilemediğinden bahisle bu davalı hakkında beraat kararı verilmesi, davacının ise M.. P..’ın sorumluluğun gerektirecek kusurlu davranışı ispat edemediği gerekçesi ile davanın reddine; davalı banka yönünden, şifre gibi kişisel statik bilgilerinin dolandırıcılar tarafından davacının kusurlu davranış sergilemesi sonucunda ele geçirildiğine dair somut delil ortaya koyamadığı, bu suretle davacının bilgisi dışında davaya konu eft işleminin gerçekleştirilmesinde davacının müterafik kusuru olmaksızın tam kusurlu olduğu; davalı E.. O..’un ise davacının bilgi ve rızasına aykırı olarak bilişim sistemindeki bilgileri kullanıp haksız çıkar sağlamak suretiyle davaya konu eylem nedeniyle davacının uğradığı zarardan sorumlu olduğu gerekçesi ile 2.610,00 TL’nin 05/12/2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal
faizi ile birlikte davalılar Y.. A… ve E.. O..’dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine, ayrıca her ne kadar davacı 05/12/2006 tarihinden itibaren ticari faiz talebinde bulunmuş ise de, davalı E.. O.. yönünden eylemin haksız fiilden kaynaklanması, davalı Y.. A… yönünden ise her ne kadar sorumluluk sözleşme ilişkisinden kaynaklansa dahi davacının tacir olmadığı gerekçesi ile yasal faize hükmedilmiştir.
Kararı davacı vekili ve davalı Banka vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı Banka vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Ancak, davacı asıl alacak ile birlikte işlem tarihinden dava tarihine kadar işlemiş faiz olarak 2.200 TL talep etmiş ve buna dair harcını da yatırmıştır. Bu durumda, mahkemece de davalıların işlem tarihi itibariyle temerrüde düştükleri kabul edildiğine göre dava tarihine kadar işlemiş faizin hüküm altına alınmaması doğru olmadığı gibi, dava bankacılık işleminden kaynaklanmakta olduğundan avans faizine hükmedilmesi gerekirken yasal faize hükmedilmesi de doğru olmamış, kararın mümeyyiz davacı yönünden bozulması gerekmiştir.
3- Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin vekalet ücreti ve yargılama giderlerine yönelik temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, (3) nolu bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin vekalet ücreti ve yargılama giderlerine yönelik temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, aşağıda yazılı bakiye 23,30 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı Bankadan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 31/03/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.