Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2013/17736 E. 2014/6243 K. 31.03.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/17736
KARAR NO : 2014/6243
KARAR TARİHİ : 31.03.2014

MAHKEMESİ : ŞANLIURFA 4. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 10/09/2013
NUMARASI : 2012/142-2013/402

Taraflar arasında görülen davada Şanlıurfa 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 10/09/2013 tarih ve 2012/142-2013/402 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 16.11.2009 tarihinde davalı bankaya 6.000,00 TL yatırmak istediğini, banka çalışanı Mehmet Teke’nin altın fonuna yatırması halinde kazancının daha yüksek olacağını söyleyince müvekkilinin de bu şahsa inandığını, davalı çalışanının “şimdi sistem yok, gelince işlem yaparım, bir ay sonra gelip hesabın getirisini alırsın” diyerek müvekkiline boş bir dekontu imzalattığını, kısa bir süre sonra banka çalışanının bu parayı anlaşmalı olduğu M.. E.. K.. isimli kişinin hesabına gönderdiğini, M.. T…’nin hakkında açılan kamu davasında zimmet suçundan dolayı hapis ve adli para cezası ile cezalandırıldığını ileri sürerek 6.000,00 TL’nin 16.11.2009 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, işlem dekontundaki imzanın davacıya ait olduğunu, banka personeli kendi şahsı adına müşteri ile muhatap olduğundan bankanın sorumluluğunun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, bireysel pazarlama portföy yönetici yardımcısı M.. T.. tarafından A.. V..’in yanıltılarak 16.10.2009 tarihli havale/eft talep formuna boş/yarı dolu iken imzasının alındığı, 6.000,00 TL’nin çalışan tarafından zimmete geçirildiği, bankanın istihdam eden olarak müşteri hesaplarında zarara yol açan bu işlemleri gerçekleştiren M.. T..’yi etkin bir şekilde denetleyip zamanında önlem almamasından dolayı sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile, 6.000,00 TL’nin 16.11.2009 tarihinden itibaren bankaca aylık mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, önce Sulh Hukuk Mahkemesine açılmış, anılan mahkemece verilen görevsizlik kararı taraflara tebliğ edilerek 03.02.2012 tarihinde kesinleşmiştir. Bunun üzerine davacı vekili, 08.03.2012 tarihinde görevsizlik kararı veren mahkemeye başvurarak dosyanın Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesini talep etmiştir.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK’nın 20/1’inci maddesinde görevsizlik kararı verilmesi halinde tarafların kararın kesinleştiği tarihten itibaren iki hafta içerisinde karar veren mahkemeye başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi gerektiği, aksi takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği düzenlenmiştir.
Bu durumda davacı vekilinin tahrik dilekçesini Kanunda öngörülen iki haftalık süre den sonra verdiği nazara alınıp davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken, uyuşmazlığın esasına girilerek yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 31.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.