Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/4297 E. 2014/12955 K. 07.07.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/4297
KARAR NO : 2014/12955
KARAR TARİHİ : 07.07.2014

MAHKEMESİ : İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 20/03/2013
NUMARASI : 2007/828-2013/60

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 20.03.2013 tarih ve 2007/828-2013/60 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı T.. A.. vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalılardan E.. A..’nın genel müdür ve yönetim kurulu başkanı olarak, M.. E.., R.. A.., İ.. H.., Y.. A.. ve M.. Ü..’ın yönetim kurulu üyeleri, İ.. D..’ün Proje Kredileri ve İstihbarat Daire Başkanı, N.Ö..’ın Proje Kredileri Daire Başkanlığı’nda müdür olarak, S.. Y..’ın bankanın Şişli Şubesi müdürü, A.. D..’nın şube müdür yardımcısı ve K.. K..’nin şef olarak görev yaptıkları dönemde, mali durumu kötü olan ve kredi yeterliliği bulunmayan .. Finans Alacak Alımı A.Ş’ye kredi kullandırmak suretiyle bankayı zarara uğrattıklarını, 10.08.2007 tarihi itibariyle bankanın denetim kurulu tarafından hazırlanan mali sorumluluk ve tespit raporu ile durumun belirlendiğini, kredilendirmede en temel nokta olan mali analiz raporu için şirket mizanı temin edilmeden kredi tahsisinin yapıldığını, gruba dahil firmaların şirket performanslarının olumsuz olduğu, bu firmalara ait kredilerin sürekli temdit edildiğinin bilinmesi gerekmesine rağmen, teminat olarak kefaletle yetinilerek kredi kullandırıldığı, tahsis edilen kredinin vadesinde 2.000.000 USD ödenmesine rağmen kalan 3.000.000 USD’nin ödenmeyerek harici garanti mektubu olarak vadesinin uzatıldığını, vade sonunda kredinin ödenmediğini, 27.09.2001 tarihi itibariyle faizi ile birlikte 3.006.272,00 USD olarak takip hesaplarına intikal ettirildiğini, herhangi bir tahsilat yapılamadığından banka zararının oluştuğunu, davalıların tümünün bu kredinin kullandırılmasında gerekli dikkat ve özeni göstermeyerek zarardan sorumlu olduklarını ileri sürerek, 3.006.272,00 TL USD ana para alacağının 19.07.2001 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa’nın 4/a maddesi uyarınca işletilecek faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekilleri, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, tüm dosya kapsamı nazara alınarak, icra takip dosyası takip işlemlerinin sonuçlandırılmadığı, ayrıca asıl borçlu şirketin iflasına karar verilmiş olup, iflas masasına karşı bu alacakla ilgili kayıt-kabul davası bulunduğu, sözkonusu alacak ile ilgili iflas masasından tahsilat yapılıp yapılamayacağı hususunun belirgin olmadığı, davacı bankanın sözkonusu kredi nedeniyle uğradığı zarar miktarını tam olarak tespit etmenin mümkün bulunmadığı, ayrıca kredinin kullandırılmasına sebep olan davalıların sorumluluklarını gerektirecek derecede ağır kusurlu olmadıkları, zira anılan şirketler grubunun 1997 ve 1998 yılları itibariyle ekonomik durumlarının kredi verilmesine uygun olduğu, sorunun 1999 yılı ve sonrasında ülkede yaşanan ekonomik krizden kaynaklandığı, önceden ödeme güçlüğü bulunmayan şirketlerin kriz ortamında ödeme güçlüğüne düştükleri, bu nedenle paranın geri dönüşünde sorun yaşandığı, banka yöneticileri ve çalışanlarının sorumluluklarına hükmetmenin mevcut deliller karşısında mükmün olamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, mülga TTK’nın 341. maddesi uyarınca açılmış sorumluluk davasıdır. Davacı taraf, davalıların dava dışı … Finans A.Ş’ye kullandırdıkları kredinin açılmasında davacı bankanın iç mevzuatına uygun hareket etmedikleri, dönüşü sağlanamayan kredi kullandırdıkları ve bu kredinin geri ödemesinin yapılmadığını ileri sürerek işbu davayı açmıştır. Davacı tarafın bu iddiasının doğru olması halinde kredinin geri dönmemesi nedeniyle bankanın zararının gerçekleştiğinin kabulü gerekir. Bu itibarla, davacı bankanın zararının doğduğunun kabulü için dava dışı borçlu şirket aleyhine yapılan takiplerin kesinleşmesinin veya semeresiz kalmasının zorunlu olmaması karşısında, mahkemenin bu gerekçesine itibar edilemez. Ayrıca kural olarak, yönetim kurulu üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, öğretideki baskın görüşe göre, TTK’nın 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan müteselsilen sorumlu olurlar. Yani yönetim kurulu üyelerinin görevlerini ifaları sırasında bir zarar oluşmuşsa, bu zararın üyelerin kusurlu eylemi sonucu meydana geldiğinin kabulü gerekmektedir. Başka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu yönetim kurulu üyeleri için kusur esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine kusur karinesi kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999). Nitekim TTK’nın 338. maddesinde, yönetim kurulu üyelerinin kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat etmedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir. Bu itibarla, mahkemece anılan hükümler doğrultusunda, davalıların ağır veya hafif kusur ayrımına gidilmeksizin her türlü kusurlarından sorumlu olduklarının gözetilerek bir değerlendirme yapılması gerekirken, davalıların sorumluluklarını gerektirecek derecede ağır kusurlu olmadıkları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi de doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, 07.07.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.