YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/6624
KARAR NO : 2014/13470
KARAR TARİHİ : 09.09.2014
MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 24/12/2012
NUMARASI : 2010/380-2012/285
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24/12/2012 tarih ve 2010/380-2012/285 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı/karşı davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 03/09/2014 günü tebligata rağmen gelen olmadığı yoklama ile anlaşıldı, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı asıl davada, kendisinin hazırlamış olduğu “Muzur Evi” isimli senaryonun davalı tarafından aynı isimle, aynı konuda, benzer karakterlerle davalıya ait M. G. Sanat Merkezinde tiyatro eseri olarak oynanmakta olduğunu, kendi eserinin dizi olarak çekilmesi girişimlerinin boşa çıktığını ileri sürerek, tecavüzün ref’ine, şimdilik bölüm başına 1,00 (bir) TL maddi ve manevi tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiş, birleşen davada bu sefer davacı vekili, aynı hususları ileri sürerek, “Muzurevi” isimli eserin müvekkiline ait olduğunun tespitine ve 20.000,00TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesiyle maddi tazminat talebini 1.186,87 TL’ye çıkarmıştır.
Davalı vekili, müvekkilinin 2001 yılında huzurevi açtığını, “Muzurevi” adını verdiği eserini 2007 yılında kitap haline getirerek alenileştirdiğini, oyunu ilk defa 17.10.2010 tarihinde kendi tiyatrosunda sahneye koyduğunu, müvekkilinin davacının eseri oluşturduğunu ileri sürdüğü tarihten önce eserini meydana getirdiğini, davacının eseri ile müvekkilinin eseri arasında iltibas ve esinlenme bulunmadığını, işlenmeden bahsedilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiş, karşı dava ile de “Muzurevi” adlı eser adının müvekkiline ait olduğunun tespitine, müvekkilinin eserine ve eserinin adına olan tecavüzün ref’ine, davacı-karşı davalının eserinin yayınlanmasının ve temsilinin men’ine, 30.000,00 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, her iki eserdeki karakterlerin, konunun, olay örgüsünün ve kullanılan dilin farklı olduğunu, herhangi bir iktibas ve haksız işleme bulunmadığı, eser adını ilk defa ihdas eden ve aleniyete intikal ettiren kişinin davacı olduğu, davalı Müjdat Gözen’in 2010 yılı Ocak ve Temmuz aylarında davacı ile görüşmeler yapan Ankara M. G. Sanat Merkezi yetkili veya çalışanları vasıtasıyla, davacıya ait eserin adını öğrendiği ve bu eser adını davacının izni olmaksızın kendi yazdığı iki perdelik tiyatro eserinde kullandığı kanaatine varıldığı, karşı dava yönünden davacı-karşı davalının manevi tazminat talebini haklı kılacak davranışına rastlanmadığı, davalı-karşı davacıya ait herhangi bir esere tecavüzün vaki olmadığı gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın kısmen kabulü ile haksız rekabetin tespitine, davalının bundan sonra sergileyeceği oyunlarda bu ismi kullanmasının men ve önlenmesine, takdiren 17,00 TL manevi, 1.186,87 TL maddi tazminatın tahsiline, karşı davanın ise reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı-karşı davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, karşı dava yönünden davalı/karşı davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davalı/karşı davacı vekilinin asıl dava ve birleşen dava yönünden temyiz itirazlarına gelince, uyuşmazlık konusu “Muzurevi” isminin, umumen kullanılan ve ayırt edici vasfı bulunmayan eser adı niteliğinde olmadığı ve FSEK 83. maddesi kapsamında korunması gerektiği yönündeki mahkeme görüşü isebetlidir. Ne var ki, FSEK 83. maddesi uyarınca eser adının korunması için sadece başka bir eserde kullanılması yeterli değildir. FSEK 83. madde hükmü haksız rekabete karşı koruma oluşturduğundan, bu madde koşullarının gerçekleşmesi için, aynı zamanda bu kullanım nedeniyle toplumun her iki eseri birbiriyle karıştırmasına yol açılması da gereklidir. Somut uyuşmazlıkta, davacı tarafından senaryo olarak oluşturulan “Muzur Evi” adlı eserin piyasaya sunulmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, davacı D.. S.. tarafından meydana getirilen ancak kamuya sunulmayan bir eserin adının davalı tarafça gerçekleştirilen temsil konusu senaryo adı olarak kullanılmasının iltibasa sebebiyet vererek haksız rekabete yol açtığının kabulü mümkün değildir. Bu bakımdan, asıl dava ve birleşen davanın da reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle asıl dava ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmesi yerinde görülmemiş, temyiz eden davalı/karşı davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı/karşı davacı yararına bozulmasına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı/karşı davacı vekilinin karşı dava yönünden temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı/karşı davacı vekilinin asıl ve birleşen dava yönünden temyiz itirazlarının kabulü ile kararın temyiz eden davalı/karşı davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09/09/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.