Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/6567 E. 2014/16638 K. 03.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/6567
KARAR NO : 2014/16638
KARAR TARİHİ : 03.11.2014

MAHKEMESİ :ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada …(Kapatılan) 17. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 06/12/2013 tarih ve 2013/70-2013/112 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalı… vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirket ile davalılardan … arasında akdedilen 29.06.2010 tarihli hisse devir sözleşmesi uyarınca davalı … Basın San. A.Ş’nin 2096 adet hissesinin 52.400 TL karşılığında satın alındığını, hisse bedelinin davalı …’e peşin olarak ödendiğini, akabinde satın alınan hisselerin davacı adına şirket pay defterine işlenmesi için davalı şirkete yapılan başvurunun, davalı … tarafından hisse satış sözleşmesinin geçersiz olduğunun ileri sürülmesi sonucunda davalı şirket yönetim kurulunca reddedildiğini, davalı …’in davacıya devir etmiş olduğu hisseleri diğer davalı …’e devir ettiğinin ve davalı şirketin de bu devir işlemini ortaklar pay defterine işlediğinin öğrenildiğini, davalı şirket yönetim kurulu üyesi olan davalı …’in, davacı ile davalı … arasındaki hisse devir sözleşmesi ve buna bağlı hukuki ihtilaf olduğunu bile bile 2096 adet hisseyi davalı …’ten devir ve temlik aldığını, yapılan temlik işleminin muvazaalı olduğunu ileri sürerek, davalı … ile davalı … arasında tanzim edilen muvazaalı hisse devir sözleşmesinin iptaline, halen davalı … adına kayıtlı bulunan 2096 adet hissenin mülkiyetinin davacıya aidiyetinin tespiti ile davacı adına … Basın San A.Ş’nin ortaklar pay defterine tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama aşamasında talep sonucunu ıslah ederek, hisse devir sözleşmesinin geçersiz olduğunun kabul edilmesi halinde hisse devir bedelinin tarafına iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … vekili, davacı ile müvekkili arasındaki hisse devir sözleşmesindeki imzanın müvekkiline ait olmadığını, söz konusu hisse devir sözleşmesinin sahte olarak düzenlendiğini, söz konusu devir işlemine ilişkin sözleşmenin, davalı … tarafından yaklaşık 15 yıl önce bir takım mali işlerin kolay yürütülmesi amacıyla verilmiş olan açığa imzalar kullanılmak suretiyle düzenlenmiş olabileceğini, davalının böyle bir hisse devir sözleşmesine rızasının bulunmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Davalı … Basın San. A.Ş. ve davalı … vekili, müvekkili davalı …’in 30/04/2010 tarihinde … Basın San. AŞ.’nin 2096 adet hissesini diğer davalı …’ten devir aldığını ve pay defterine işlendiğini, usul ve yasaya aykırı bir durum bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı … ile davacı arasında yapılan 29/06/2010 tarihli hisse devir sözleşmesindeki imzanın davalı … eli ürünü olduğu anlaşıldığından ve davalı tarafından yapılan sözleşmede iradesini fesada uğratan bir durum bulunduğu ispat edilemediğinden davacı ile davalı … arasında yapılan hisse devir sözleşmesinin anılan davalıyı bağlayıcı nitelikte olduğu, sözleşmenin yapıldığı ve talep tarihinde yürürlükte bulunan 6762 Sayılı TTK’nun 137. maddesi gereğince ticaret şirketlerinin şirket sözleşmesinde yazılı işletme konusunun çevresi içinde kalmak şartıyla bütün hakları ve borçları iltizam edebileceklerinin düzenlenmesi karşısında davalı …’ten davalı … Basın San. A.Ş’nin 2096 hissesini devir alan davacı şirketin iştigal mevzularının birbirine benzemediği ve tamamen farklı olduğundan, davalı … ile davacı tarafın yapmış olduğu 29/06/2010 tarihli hisse devir sözleşmesinin yapıldığı andan itibaren geçersiz olduğu, bunun davalı …’e yapılan hisse devir sözleşmesini geçersiz kılmayacağı fakat 29/06/2010 tarihli sözleşmede belirtilen ve davacı tarafça ödenen semenin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre davalı … tarafından davacı tarafa iadesi gerektiği gerekçesiyle, davacının davalı …’e yönelik davasının kabulü ile hisse devir sözleşmesi dolayısıyla ödenen 52.400 TL’nın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı …’ten alınarak davacı tarafa verilmesine, davalılar … ve … Basın San. A.Ş’ne yönelik davanın ise reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ile davalı … vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; davacı terditli olarak öncelikle 29.06.2010 tarihli hisse devir sözleşmesi ile devraldığı davalı anonim şirket hisselerinin şirket pay defterine kaydedilmediği iddiası ile hisse devri işleminin davalı şirket pay defterine kaydına karar verilmesini, bu olmadığı takdirde hisselerin karşılığı olarak ödediği bedelin iadesini istemiştir. Davalı … hisse devir sözleşmesini inkar etmiş ise de; yapılan imza incelemesi sonucunda hisse devir sözleşmesindeki imzanın davalı …’e ait olduğu anlaşılmıştır. Davalı şirketin ana sözleşmesinde yapılan değişiklik ile davalı şirket hisse senetlerinin hamiline yazılı hale getirildiği ve bu değişikliğin 30.04.1980 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiği de dosya kapsamıyla sabittir.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan “Hisse Senetlerinin Devri” başlıklı TTK’nun 415. ve 416. maddelerinde, hamile ve nama yazılı hisse senetlerinin ne şekilde devredileceği gösterilmiş olup, her iki halde de hisse devrinin noterden yapılması gerektiği, bunun sıhhat şartı olduğuna dair bir koşul yoktur. TTK’nun 415. maddesinde hamile yazılı pay senetlerinin devri için özel bir düzenleme getirilmiştir. Hamile yazılı senetler, elden teslim ile devir edilir. Bu işlem ile pay devri yapılmış olur. Nama yazılı pay senetleri ise ciro ve teslim ile devir edilir. Ancak, devir şirkete karşı ancak pay defterine kayıtla hüküm ifade eder. Anonim ortaklığın çıplak paylarının devri konusunda TTK bünyesinde bir hüküm bulunmamaktadır.
Payın devredilebilirliği ilkesi uyarınca, çıplak payın da senede bağlanmış paylar gibi serbestçe devredilebileceği hususunda görüş birliği mevcuttur. Ancak payın serbestçe devredilebilirliğine getirilen kanuni ve iradi sınırlamalar kuşkusuz çıplak pay için de geçerlidir. Çıplak payın devri genel hükümler doğrultusunda yapılır. Uygulanacak hükümler payın bedelinin tamamen ödenmiş olup olmadığı hususuna göre değişir. Bedelinin tamamı ödenmiş çıplak payın devri genel hüküm niteliğindeki alacağın temliki hükümlerine göre gerçekleşir. Alacağın temliki tasarufi bir işlem olduğu için, bununla çıplak pay devralana geçer. Şekil olarak bedeli tam ödenmiş çıplak payın devri, payın devredildiğini içeren yazılı bir temlik beyanının devralana verilmesi ile söz konusu olur. Anonim ortaklık payı bünyesinde çeşitli alacak hakları bulundurmaktadır. İşbu alacak haklarının devredilmesi eğer pay senede bağlanmamışsa, ancak BK’da düzenlenen alacağın temliki vasıtasıyla gerçekleşebilir. Alacağın temliki de yazılı şekilde yapılır. Bedeli hiç ödenmemiş veya kısmen ödenmiş çıplak payın devrinin hukuki niteliği bedelinin tamamı ödenmiş çıplak payın devrinden farklıdır. Zira, bedelinin tamamı ödenmiş pay tali yükümleri bir yana bırakacak olursak, pay sahibi açısından her hangi bir malvarlıksal borç içermemekte dolayısıyla sahip olduğu alacak hakkı niteliğindeki haklarından ötürü devri yukarıda açıklandığı üzere alacağın temliki hükümlerine göre gerçekleşir. Ancak bedeli tam olarak ödenmemiş pay için aynı şeyi söylemek mümkün değildir. Çünkü bedeli tam ödenmemiş pay, pay sahibi dışından malvarlıksal borç niteliğindeki taahhüt edilen pay bedelinin ödenmesi borcunu içerir. Anonim ortaklıklarda pay sahibinin asli borcu, taahhüt ettiği payların karşılığını oluşturan edimin ifasıdır. Bu kural hem nakdi hem de ayni sermaye taahhüdü için geçerlidir. Pay sahiplerinin taahhüt ettikleri payların karşılığını oluşturan edimi ifa etme borçları, ortaklık dışında da bir alacak hakkı teşkil eder. Bu durumda, karşılığı tamamen ödenmemiş bir payın devri devralan kişi açısından bir borç yüklenmesi niteliğine sahip olacağından ötürü devir işleminin borcun üstlenilmesi hükümleri uyarınca, yani bir iç üstlenme sözleşmesi ve alacaklı konumundaki anonim ortaklığın onayı alınmak sureti ile yapılması gereklidir. İç üstlenme sözleşmesinin tabi olduğu şekil şartı hakkında hiç bir hüküm öngörülmemiştir. Bu sebepten ötürü, hukukumuzda hakim olan şekil serbestisi ilkesi uyarınca tarafların söz konusu nakil sözleşmesini herhangi bir özel şekle bağlı olmaksızın sözlü, yazılı veya resmi şekilde yapabilme hususunda serbest oldukları düşünülebilir. Ancak pay, sadece kendisine bağlanan borçların değil aynı zamanda hakların da kaynağını teşkil eder. Alacak haklarının devrinin alacağın devri hükümlerine tabi kılındığı düşünülecek olursa, taahhüt edilen payın karşılığını ödeme borcunun yanında, ortaklık haklarını da içeren bedeli tam ödenmemiş payın devri işleminin de yazılı şekilde yapılması zorunluluğu söz konusudur. Dolayısıyla bedeli tam olarak ödenmemiş çıplak payın devri yazılı bir devir beyanı ile birlikte anonim ortaklığın onayının alınması ile gerçekleşir. Anonim ortaklık adına devir işlemine onay vermeye eğer ana sözleşmede farklı bir düzenleme bulunmuyorsa yönetim kurulu yetkilidir. (… Ortaklıkta Payın Devri … 2012, 294 vd.).
Bu durumda mahkemece TTK.’nun 415. ve 416. maddeleri ile yukarıdaki ilkeler gereğince davacının talebi değerlendirilerek öncelikle hisse devrinin gerçekleşip gerçekleşmediğinin incelenmesi, hisse devrinin gerçekleşmediğinin anlaşılması halinde, dava konusu hisse devir sözleşmesindeki imzanın da davalı …’e ait olduğu anlaşılmakla tarafları bağlayacağı gözetilerek davacı tarafından ödenen hisse devir bedelinin davalı …’ten tahsiline karar vermek gerekirken, ultra vires ilkesinin ancak davacı şirket ortakları tarafından şirkete karşı ileri sürülebilmesinin mümkün olduğu göz önünde bulundurulmaksızın anılan bu ilkeye göre davacı şirketin, davalı şirket hisselerinin devrini isteyemeyeceğinden bahisle yazılı şekilde karar tesisi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2.685,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı …ten alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 03.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.