Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/14957 E. 2014/16676 K. 03.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/14957
KARAR NO : 2014/16676
KARAR TARİHİ : 03.11.2014

MAHKEMESİ : İSTANBUL(KAPATILAN) 28. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 31/05/2013
NUMARASI : 2012/213-2013/163

Taraflar arasında görülen davada İstanbul (Kapatılan) 28. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 31/05/2013 tarih ve 2012/213-2013/163 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili asıl ve birleşen davalarda, müvekkilinin davalı şirkete verdiği borçların ödenmemesi üzerine başlatılan üç adet icra takibine haksız ve yersiz itiraz edildiğini ileri sürerek her üç icra takip dosyasına yapılan itirazın iptalini, icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili asıl ve birleşen davalarda, davacının 10.12.2001 tarihinden itibaren müvekkilinin %25 oranında hissedarı olduğunu, kredi sözleşmesinin de hissedarlık sözleşmesinin eki olarak aktedildiğini, 818 sayılı BK’nın 126/4 maddesi uyarınca 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, müvekkilinin de fatura alacağına dayalı olarak 536.754,36 Euro tutarında davacı aleyhine icra takibi başlattığını, bu itibarla mahsup ve takas defiinde bulunduklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, teslimatı yapılan makinelere ilişkin faturaların tahsili istemiyle yapılan takiplerin 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 126. maddesi uyarınca 5 senelik zamanaşımı süresinin ikmalinden sonra başlatıldığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların zamanaşımından reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı, davalı şirkete verilen borçların ödenmemesi üzerine üç ayrı dosyada icra takibi başlattığını, takiplere itiraz edildiğini bildirerek her bir icra dosyası için itirazın iptali davası açmış, icra takibine dayanak yapılan kredi sözleşmelerinin suretlerini ibraz etmiştir. 2012/214 ve 2012/215 Esas sayılı dosyalar 2012/2013 Esas sayılı dosya birleştirilerek yargılamaya 2012/213 Esas sayılı dosya üzerinden devam edilmiştir. Davalı ise, İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2013/24 Esas sayılı dosyası ile fatura alacağına dayanılarak davacı aleyhine başlatılan takibe yapılan itirazın iptalini talep etmiş, bu dava da davacının açtığı itirazın iptali davası ile birleştirilmiş, bilahare mahkemenin 31.05.2013 tarihli kararı ile davalının açtığı davanın tefriki ile ayrı bir esasa kaydedilmesine karar verilmiştir.
Temyiz isteminde bulunulan dosyada görülen her üç davanın konusu da, verilen borçların ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup mahkemece 19.03.2013 tarihli ön inceleme duruşmasında da uyuşmazlığın “davacının davalı şirketle yapmış olduğu kredi sözleşmesinden dolayı takibe konu yapılan miktardan dolayı alacaklı olup olmadığı noktasında toplandığı” tespit edilmiştir. Davalı ise zamanaşımı defiinde bulunarak davanın reddini istemiştir. Bu durumda, mahkemece takibe konulan ve borç olarak verildiği ileri sürülen kalemler tek tek incelenerek bu alacaklar için zamanaşımı defiinin yerinde olup olmadığının değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken temyize konu davada dava konusu edilmeyen makine bedellerine ilişkin faturaların tarihleri esas alınmak suretiyle zamanaşımının değerlendirilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 03/11/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.