YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/14978
KARAR NO : 2014/16690
KARAR TARİHİ : 03.11.2014
MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 13/12/2011
NUMARASI : 2008/807-2011/523
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 13/12/2011 tarih ve 2008/807-2011/523 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalılar …. İnş. Yıkım ve Enkaz Kaldırma Hizm. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili ve katılım yoluyla Tevfikler … Nakl. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. yetkilisi tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalılar tarafından üstlenilen yıkım ve enkaz kaldırma işleri sırasında sökülen çelik direklerin taşınması hususunda müvekkili ile davalıların anlaşıtıklarını, müvekkiline ait tıra yapılan yükleme sırasında zemine çakılı çelik direklerden birinin devrilmesi neticesinde aracın hasara uğradığını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla aracın bir aylık tamiri süresince müvekkilinin uğradığı 15.000,00 TL kazanç kaybının olay tarihi olan 09.10.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı … İnş. Yıkım ve Enkaz Kaldırma Hizm. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili olay sonrasında davacıya ait hasarlı aracın bekletilmeksizin servise gönderildiğini, aracın tamiri sırasında hasarlı parçaların yenileriyle değiştirildiğini, davacının talep ettiği tazminat tutarının fahiş olduğunu savunarak davacının sadece kazanç kaybına yönelik tazminat tutarının 3.000,00 TL’lik kısmını kabul etmiş ve geriye kalan tüm tazminat taleplerinin reddini istemiştir.
Davalı … Hurda Nakl. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. Yetkilisi ise, meydana gelen olayda kusurlarının bulunmadığını, olay sonrasında aracın tamiri için servise çekildiğini ve yaklaşık 50.000,00 TL harcama yaptıklarını araca takılan yeni parçalar nedeniyle aracın olay öncesi halinden daha iyi hale gelidiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu uyuşmazlığın davacıya ait araçta oluşan hasar nedeniyle davacının uğradığı kazanç kaybının davalılardan tahsiline ilişkin olduğu, Davalı … Hurda Nakl. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti’nin dikkatsizlik ve tedbirsizlik nedeniyle diğer davalı … İnş. Yıkım ve Enkaz Kaldırma Hizm. San. ve Tic. Ltd. Şti’nin ise adam çalıştıran sıfatıyla sorumlu oldukları, gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve davalılar … İnş. Yıkım ve Enkaz Kaldırma Hizm. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili ve katılma yoluyla … Hurda Nakl. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. yetkilisi ayrı ayrı temyiz etmiştir.
Dava haksız fiil nedeniyle yoksun kalınan karın tazmini istemine ilişkindir.
1-Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. Gerek mülga 1086 sayılı HUMK’nın 382 ve devamı maddelerinde gerekse yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK’nın 294 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına duyulan güven sarsılmış olacaktır. Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması gerektiği gibi gerekçe ile hüküm fıkrası arasında da çelişki bulunmaması yasal bir zorunluluk olup, HMK’nın 298/2. maddesinde “tarafların her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüpheye ve tereddüt uyandırılmayacak şekilde gösterilmesi gerektiği” düzenlenmiştir. Kararların bu hususlara aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi verilen kararların hukuki denetiminin yapılmasını da olanaksız kılmaktadır.
Somut olayda hüküm fıkrasında “Davanın KISMEN KABULÜ ile 4.118,75 TL’nin (Davalı ….. İnş.Yıkım ve Enkaz Kaldırma Hizm.San.Ltd.Şti’nin 3.000,00 TL’lik kabulü dikkate alınarak kalan 1.118,75 TL’den sorumlu olması kaydı ile) olay günü olan 09/10/2007 gününden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp davacıya verilmesine ve fazlaya ilişkin istemin REDDİNE” karar verilmiştir. Ancak karar gerekçesinde davalı taşeron firmanın ve adam çalıştıran sıfatı ile diğer davalının müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları belirtildikten sonra hüküm kısmında hem 4.118,75 TL’nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş hem de …. İnş.Yıkım ve Enkaz Kaldırma Hizm. San. Ltd. Şti’nin davanın 3.000,00 TL’lik kısmını kabul ettiği nazara alınarak kalan 1.118,75 TL’den de bu davalının sorumlu olmasına karar verildiği; davalı … İnş.Yıkım ve Enkaz Kaldırma Hizm. San. Ltd. Şti’nin 4.118,75 TL’den mi yoksa 1.118,75 TL’den mi sorumlu olduğuna karar verildiği hususunda tereddüt hasıl olacak şekilde hüküm kurulduğu, bu haliyle davalıların yükümlülüklerini tam olarak belirten ve infazda tereddüt oluşturmayacak şekilde karar vermek gerekirken, yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, tarafların temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın re’sen BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, tarafların temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 03/11/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.