YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/15895
KARAR NO : 2014/16810
KARAR TARİHİ : 04.11.2014
MAHKEMESİ : İZMİR (KAPATILAN) 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 22/04/2013
NUMARASI : 2012/168-2013/145
Taraflar arasında görülen davada İzmir (Kapatılan) 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 22/04/2013 tarih ve 2012/168-2013/145 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 04/11/2014 günü hazır bulunan asıl ve birleşen davada davacı şirket temsilcisi Hüsnü Kemal Özkan, asıl ve birleşen davada davacı vekili Av. , asıl ve birleşen davada davalılardan T.. T.. … İşlt. Müd. vekili Av.Ü. C.. ve diğer davalı vekilleri Av. A.. Ç.. ile Av. B. Ç.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davada davacı vekili, müvekkili şirketin Hindistan’da bulunan … Metal İnd. PVT Ltd Şti’den 56.292,65 USD karşılığı 30.12.2009 tarihinde akreditif yoluyla mal satın aldığını, bu mallarla ilgili olarak davalılardan ….-Link Ltd. Şti. tarafından 17.04.2009 tarihinde özet beyan verildiğini ve malların eşya gümrük geçici depolama alanına boşaltıldığını, müvekkilince Gümrük Yönetmeliği’nin 126. Maddesi gereğince taşıma senedinin alıcı nüshası ile birlikte Gümrük Müdürlüğü’ne verildiğini, Gümrük Müdürlüğü’nce 26.06.2009 tarihinde emtiaların müvekkili adına tescil edildiğini, 29.06.2009 tarihinde yüklenmek üzere kolcuya teslim edildiğini, navlun bedelinin CİF satış olması nedeni ile gönderici tarafından ödenmiş olmasına rağmen müvekkil şirkete Gümrük Beyannamesi vermek ve malları adına tescil ettirmek için gerekli özet beyan numaralarının davalılardan Martı-Link Ltd. Şti. tarafından verilmediğini, konşimento asıllarının verilmemesi ve ordino alınmaması gerekçesi ile işlem yapmadığını, davalı Martı- Link’in müvekkiline malı kendi adına tescil ettirmesinin engellediğini, davalı …-Link Ltd. Şti’nin talep ettiği konşimento asıllarının kendisine verilmesinin gerekmediğini, diğer davalı liman işletmesinin de bu eşyayı teslim etmediğini, davalı liman işletmesinin ardiyecilik hizmeti yapan ticari kuruluş olması nedeni ile bu eşyayı teslim etmekte mükellef olduğunu ileri sürerek, dava konusu malların teslimi mümkün olmazsa, 87.647,65 TL’nin, 1.000,00 TL kar mahrumiyetinin ve yine 50.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, birleşen davada da farklı bir emtia ile ilgili olarak asıl davadaki benzer iddia ve gerekçelerle emtia bedeli olan 82.975,72 TL’nin, 1.000,00 TL kar mahrumiyetinin ve yine 50.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini istemiştir.
Asıl ve birleşen davada, davalılar vekilleri, davanın usul ve esas yönünden reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, taşıyan ve acentesinin yükleme limanında tanzim edilen konşimentoyu ibraz eden yetkili hamile malı teslimle yükümlü olup, bu işlemi konşimentonun ibraz edilmesi ile konşimentonun sahte olup olmadığını inceleyerek yapacağı, ithalatçıların konşimento asılları ile taşıyan acentesine başvurarak kendilerinin yetkili hamil olduklarını kanıtlamasıyla malları teslim alma talebinde bulunduklarında, taşıyanın bu tarihe kadar işlemiş her türlü masrafı hesaplayarak gönderilenin bu masrafları ödemesi ile liman işletmesine teslim talimatını vermesinin gerekeceği, böylece, gönderilenin konşimentoyu taşıyan acentesine ibraz ederek taşıyandan aldığı belge ile (teslim talimatnamesi- muvafakatnamesi) malları teslim alabileceği, konşimentonun yükü teslim almaya yetkili gönderileni tevsik fonksiyonuna sahip olduğu, gümrük idaresinin artık antrepo hizmeti vermemesi nedeni ile malların taşıyıcı tarafından teslim alınmasından boşaltma limanın da gönderilene teslim edilmesine kadar malın zilyetliğinin taşıyana ait olması nedeniyle, malların gemiden tahliyesinden sonra alıcısına teslim edilene kadar gümrüklü sahadan çıkmasından önce herhangi bir hasarın oluşması halinde, bu zarardan taşıyan sorumlu olacağı, bu nedenle gemiden tahliye edilen ancak henüz gönderilene teslim edilmemiş mallar üzerinde tasarruf hakkının taşıyanda bulunması nedeni ile gönderilenin bu konşimentoyu doğrudan liman idaresine ibraz ederek malın teslimini isteyemeyeceği, taşıma ilişkisinde davalı Liman İdaresinin taşıyanın ifa yardımcısı konumunda olduğu,davacının yükün teslimini esas alan taleplerinde muhatap ancak taşıyan olabileceği,taşıyanın talimatı olmadan Liman İdaresinin yükü teslim edemeyeceği, taşıyanın alacaklarını tahsil edemediği takdirde yük üzerinde hapis hakkının da bulunduğu, taşıyanın bu haklarını kullanmasının ancak malların kendi talimatı ile teslim edilmesine bağlı olduğu, liman idaresinin ancak taşıyanın talimatına rağmen (örneğin: ordino kesmesine rağmen) haksız olarak yükü teslim etmekten kaçınması halinde davacının bu fiili nedeniyle Liman İdaresine karşı dava açılabilmesi hakkının doğabileceği, taşıyanın yardımcısı konumundaki liman idaresi eşyanın gönderilene teslimini yaptığı andan itibaren taşıyıcının sorumluluğu sona ereceği, davacının T.. T.. Liman İşletmesi’ne karşı açmış olduğu davada haklı bir hukuki sebebe dayanmadığı, konşimentoyu ibraz emeden konşimentoyu temsil eden malların kendisine teslimini isteyemeyeceği gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz etmiştir.
Asıl ve birleşen dava, davacının (gönderilen olarak) malların kendisine teslimi, aksi halde emtia bedeli, kar mahrumiyeti ve manevi zararının tahsili istemine ilişkindir.Davacı vekili gerek yargılama sırasında gerekse temyiz dilekçesinde asıl ve birleşen davanın açılmasından sonra asıl ve birleşen davaya konu emtiaların 02.07.2009 tarihinde davalı işletme tarafından müvekkiline teslim edildiğini iddia etmiş olup, davalılardan Martı Ltd. Şti. vekili de temyize cevap dilekçesinde bu iddiayı doğrulamıştır.
Bu durumda mahkemece, asıl ve birleşen davada dava konusu edilen malların davalı işletme tarafından yargılama sırasında davacıya tümünün teslim edilip edilmediği, bu bağlamda davaların konusuz kalıp kalmadığı açıkça değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken bu yönden eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, asıl ve birleşen davadaki kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile asıl ve birleşen davadaki kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 04/11/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.