YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/8579
KARAR NO : 2014/16935
KARAR TARİHİ : 05.11.2014
MAHKEMESİ : KOCAELİ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 14/11/2013
NUMARASI : 2011/509-2013/291
Taraflar arasında görülen davada Kocaeli Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 14.11.2013 tarih ve 2011/509-2013/291 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin davalı H.. T.. ile diğer davalı şirketin hissedarı olduğunu, her iki ortağın müşterek imzaları ile temsile yetkili iken bu yetkileri baki kalmak kaydıyla ortaklardan H.. T..’in eşi olan M. T..’i 10 yıllığına şirket müdürü olarak atadıklarını, zamanla ortaklar arasında iş konusunda anlaşmazlıklar meydana geldiğini, bu nedenle şirket müdürüne karşı artarak devam eden bir güvensizlik olduğunu, kendisine tanınan yetkileri hesapsız ve özellikle müvekkillerini dışlayarak kullanması, yönetim tarzı ve sair uygulamalarının bu güven sorununu daha da şiddetlendirdiğini, bu haliyle ortaklığa devam edilmesinin mümkün olmadığının anlaşıldığını, şirketin sağlıklı bir şekilde faaliyetine devam etme olanağının da kalmadığını, ortaklığın kağıt üzerinde kaldığını ileri sürerek davalı şirketin haklı nedenlerle fesih ve tasfiyesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili; davacı iddialarının doğru olmadığını, aksine davcaının eşinin şirketin eski hissedarı olup şirket zararına işlemler yaptığını, şirket müdürünün kendi imkanlarıyla ödemeleri yapıp şirketi ayakta tutmaya çalıştığını, tasfiye koşullarının oluşmadığını, hakkın kötüye kullandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; dava tarihinde şirket ortakları N.. T.. ve H.. T.. olduğu, ancak fiilen şirketin işlerinin eşleri Ke. T.. ve M.T.. tarafından yürütüldüğü, taraflar arasında çok sayıda ceza davası ve soruşturmanın söz konusu olduğu, karşılıklı olarak şikayetlerde bulunulduğu, kimin daha kusurlu olduğu veya olayların hangi tarafın kusurlu hareketi ile başladığı hususlarının tespiti imkanının bulunmadığı, bu şekilde şirketin devamının mümkün olmadığı, olayda TTK’nın 549/4. maddesinde belirtilen haklı sebeplerin gerçekleştiğinin kabulünün gerektiği, şirketin iki ortaklı olup diğer davalı ortağın şirketi tek ortaklı olarak devam ettirmek istediği konusunda da açıkça beyanda bulunmadığı gerekçesiyle davacı tarafından açılan davanın kabulü ile … İnşaat ve Ticaret Limited Şirketi’nin fesih ve tasfiyesine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, davalı şirketin fesih ve tasfiyesi istemine ilişkin olup, fesih ve tasfiye davalarında şirket ortağına husumet fesih ve tasfiyesi istenen şirkete yöneltilmesi gerekli ve yeterlidir. Bu nedenle davalı ortak H.. T.. yönünden davanın husumet yokluğu nedeni ile reddi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2-Ayrıca, mahkemece mevcut haliyle şirketin devamının mümkün olmadığı, davalı diğer ortağın da şirketi tek ortaklı olarak devam ettirmek istediği konusunda açık beyanı bulunmadığı gerekçesiyle şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmiş ise de yargılama sırasında yürürlüğe giren TTK’nın 636/3. maddesinde mahkemece tasfiyeden başka, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedilebileceği düzenlenmiş olup, toplanan delillere göre başkaca tedbirlere hükmedilip hükmedilemeyeceği ayrıntılı olarak tartışılmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davalı H.. T.. lehine BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı şirket lehine BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden davalılara iadesine, 05.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.