Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2013/6756 E. 2014/13501 K. 10.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/6756
KARAR NO : 2014/13501
KARAR TARİHİ : 10.09.2014

MAHKEMESİ : İSTANBUL (KAPATILAN) 44. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 13/11/2012
NUMARASI : 2011/370-2012/213

Taraflar arasında görülen davada İstanbul (Kapatılan) 44. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 13.11.2012 tarih ve 2011/370-2012/213 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 02.09.2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Av. İ. G. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi . tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı banka ile davalı site yönetimi arasında 20/08/2010 tarihinde Site/Apartman Aidatları Tahsilat Protokolü imzalandığını, davalı yanın bu protokol ile yıllık ortalama 1073 adet konut ve 14 dükkanın site aidatının, protokolün yürürlük tarihinden itibaren 2 yıl boyunca müvekkili bankaya yatırılmasını taahhüt ettiğini ancak taahhüt ettiği miktarda konut aidatının davacı bankada toplanmasını sağlayamadığını, taraflar arasında imzalanan protokolün 8. maddesine göre, davalı yönetimin taahhütlerini yerine getirmediği takdirde 35.000,00 TL ödemeyi kabul ettiğini, protokolün davacı tarafından feshedildiğinin davalı site yönetimine bildirildiğini ileri sürerek protokolde kararlaştırılan cezai şartın şimdilik 10.000,00 TL’sinin tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasındaki protokole konu konutların 2010 yılı temmuz ayından itibaren teslimine başlanıldığını, 2010 yılı ağustos ayından itibaren sitede oturulmaya başlandığını, sitedeki doluluk oranının %40-50 civarında olduğunu, protokolün davacı banka tarafından hazırlandığını, protokolün içeriği ile ilgili her hangi bir katkıları ve taleplerinin olmadığını, davaya konu konutlarda insanların yavaş yavaş oturmaya başladıklarını, davacı bankanın bu durumu bilmesine rağmen sözleşmeyi feshettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 2 yıllık olduğu ve sözleşmenin 7/5 maddesinde yıllık ortalama 1073 konut ve 14 dükkanın aidatlarının banka aracılığı ile ödenmesinin düzenlendiği, davacı bankanın Türkiye’nin önde gelen büyük bankalarından biri olduğu, imzaladığı sözleşmenin içeriğini ve sözleşme şartlarını basiretli bir tacir olarak düzgün bir şekilde kayda alması gerektiği, sözleşmede davalıya yüklenen edimin açıkça yıllık ortalama olarak belirtildiği, sözleşme süresinin 1 yıldan fazla olması sebebi ile belirtilen bu düzenlemenin yıllık ortalama olarak kastedildiği, açıkça yıllık ortalama olarak yapılmış bir düzenlemenin aylık ortalama şeklinde algılanamayacağı, yine bizzat davacı şirketin kayıtlarında yapılan incelemede henüz sözleşmedeki 1 yıllık süre dahi dolmadan ilk 6 aylık süre içerisinde davalı tarafından 1516 adet aidatın davacı bankaya yatırılmış olduğu, bu itibarla davacı tarafın sözleşmeyi feshinin haksız olduğu, davacı tarafın cezai şart talebinin uygun olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, sözleşmenin haklı feshi nedeniyle, sözleşmede kararlaştırılan cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkindir. Davacı, davalı Site Yönetimi’nin taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 7/5. maddesine göre taahhüt ettiği tutarda aidat miktarının davacı bankaya yatırılmadığını iddia etmiş, mahkemece de sözleşmenin anılan maddesinde, davalının yıllık ortalama 1073 konut ve 14 dükkanın aidatının davacı bankaya yatırılmasını taahhüt ettiği, sözleşmenin 1 yıl dolmadan 6. ayda feshedildiği, 6 ayda kararlaştırılan miktardan daha fazla paranın yatırıldığı, bu nedenle davacının sözleşmeyi feshinde haksız olduğu gerekçesiyle yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasında düzenlenen “Site/Apartman Aidatları Tahsilat Protokolü” başlıklı sözleşmenin 2. maddesinde anılan sözleşmenin, site/apartman sakinlerinin davalıya ödeyecekleri “aidat” tutarlarının site/apartman sakinlerinin verdiği düzenli ödeme talimatına istinaden davacı bankanın belirleyeceği koşullarda ödenmesi amacıyla düzenlendiği, 10. maddesinde de işbu sözleşmenin iki yıl süreyle yürürlükte kalacağı ve protokolün bir sonraki yıl için de yürürlükte kalabilmesi için taraflar arasında anlaşmaya varılarak yenilenmesi gerektiği düzenlenmiştir. Sözleşmenin, anılan bu maddeleri birlikte yorumlandığında, davalı site yönetiminin, sözleşmenin 7/5. maddesine göre bir yılda her ay ortalama 1073 konut ve 14 dükkanın aidatlarının davacı bankaya yatırılmasını taahhüt ettiğinin kabulü gerekir. Dava konusu sözleşmede aidatların yılda bir sefer ödeneceğine dair bir hüküm bulunmadığı gibi davalı da bu yönde bir savunmada bulunmamıştır. Bu itibarla, mahkemece anılan sözleşme hükmünün yıllık ödenen aidat olarak yorumlanması suretiyle davacı bankanın sözleşmenin fesihinde haksız olduğu gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış kararın bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 10.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.