Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/16074 E. 2014/16859 K. 05.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/16074
KARAR NO : 2014/16859
KARAR TARİHİ : 05.11.2014

MAHKEMESİ : ALAŞEHİR SULH HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 20/11/2013
NUMARASI : 2012/746-2013/1117

Taraflar arasında görülen davada Alaşehir Sulh Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 20/11/2013 tarih ve 2012/746-2013/1117 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, 2003 yılında sattığı yaş üzüm karşılığında alıcıların kendisine davalı banka hesabına ait 4.350 TL bedelli bir çek verdiklerini ancak çekin karşılıksız çıktığını ve keşideci adresinin boş bir odadan ibaret olduğunu, davalının gerekli özen ve yükümlülüğü yerine getirmediğini ileri sürerek, 4.350 TL’nın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda; iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; her ne kadar bilirkişi raporunda davalı bankanın çek karnesi verirken basiretli tacir gibi davranmadığı gibi 3167 sayılı Yasa’nın 2. maddesine aykırı hareket ettiği bu nedenle %50 kusurlu olduğu, davacının ise ilk defa alışveriş yaptığı kişiden çek kabul ederken alışveriş yaptığı kişinin maddi durumu ile güvenirliğini araştırmadığı bu nedenle %50 kusurlu olduğu ifade edilmişse de, dava konusu olayda adina çek hesabı açılan şirketin boş bir odadan ibaret olduğu bu şirkete çek hesabı açıldığı, ayrıca bir banka ile kişinin kusur durumunun, vicdanen aynı olamayacağı, davacının asıl işinin avukatlık olduğu, üzüm bağından elde edilen üzümleri sattığı, asıl işinin tüccarlık olmadığı, miktarın küçük olduğu, bir devlet bankasının çekine güvendiği, miktarın düşük olması nedeniyle çek aldığı şirketin ekonomik durumunu araştırmadığı, bu nedenle davacıya müterafik kusur yüklenemeyeceği, sorumluluğun davalı bankada bulunduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile 4.350 TL’nin dava tarihi ile işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Dava, bankacılık işleminden kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçelerle davalı bankanın zararın meydana gelmesinde tam kusurlu olduğu belirtilerek davanın kabulüne karar verilmiş ise de, davacının dava konusu çekde lehtar olduğunun anlaşılması karşısında, akidini iyi seçmeyen ve ticari ilişkiye girdiği kişileri yeterince araştırmayan davacının zararın meydana gelmesinde müterafik kusurunun bulunduğu anlaşılmaktadır. Kaldı ki; yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda da davacının zararın meydana gelmesinde müterafik kusurlu olduğu belirtilmiştir. Bu durum karşısında, dava dosyasında yer alan kanıtlar, ticari hayatın gerekleri ve somut olayın özellikleri çerçevesinde davacının müterafik kusuru değerlendirilmeksizin, davacıya mesleği itibariyle kusur atfının mümkün olmadığından bahisle eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 05/11/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.