YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/10082
KARAR NO : 2014/13515
KARAR TARİHİ : 10.09.2014
MAHKEMESİ : İSTANBUL (KAPATILAN) 37. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 31/12/2013
NUMARASI : 2011/403-2013/304
Taraflar arasında görülen davada İstanbul (Kapatılan) 37. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 31.12.2013 tarih ve 2011/403-2013/304 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin halı, kilim ve tekstil ürünleri ticareti ve ihracatı yaptığını, müvekkili tarafından 31.746,00 USD’lik malın Oslo-Norveç’de teslim ve bedeli tahsil edilmek üzere davalı taşıyıcıya verildiğini, malların davalı tarafından alıcısına vesaik mukabili teslim edilmesi gerekirken bu hususa riayet edilmeyerek mal teslimi yapıldığından satış bedelinin müvekkiline ödenmediğini, satış bedelinin ödenmesi veya ödettirilmesi için davalıya yapılan müracaatın sonuçsuz kalması nedeniyle davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını ancak, davalının haksız ve kötüniyetli itirazı ile takibi durdurduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına ve davalı aleyhine %40’dan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, husumet itirazı ve zamanaşımı def’inde bulunmuş, emtianın vesaik mukabili olarak alıcıya teslim edilmesi gerektiğine dair davacı tarafından verilmiş yazılı bir talimatın bulunmadığını, bu nedenle müvekkilinin CMR’nin 17/2. maddesi uyarınca zarardan sorumlu tutulamayacağını, müvekkilinin sorumlu olduğu kanaatine ulaşılması halinde dahi sorumluluğunun sınırlı olduğunu, davacının inkar tazminatı talebinin de alacak likit olmadığından yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının husumet itirazının yerinde olmadığı, taraflar arasında taşıma akdine ilişkin sözleşme kurulduğunun dosyaya celbedilen belgelerden anlaşıldığı, ayrıca her ne kadar CMR’ye göre zamanaşımı 1 sene olsa da davalı ile davacı arasındaki ihtilafın CMR’de sayılan taşıyıcı mesuliyet sebeplerine dayanmaması sebebi ile 1 yıllık zamanaşımı süresinin değil, BK’daki 10 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiği, davalının vesaik mukabili teslim edip, edimini yerine getirmesi gerekirken bunu yapmadan teslim etmesi ve davacının zarara uğramasına kusuru ile sebep olması nedeniyle borçtan sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalının İstanbul 31. İcra Müdürlüğü’nün 2011/18948 Esas sayılı dosyasındaki takibe itirazının talebi gibi 31.746 USD asıl alacak üzerinden iptaline; asıl alacağa takip tarihinden itibaren talepnamedeki koşullarla faiz
uygulanmak suretiyle, talepnamedeki sair koşullarla takibin devamına, (işlemiş faiz talep konusu edilmediğinden hariç tutulmak üzere), davalının takibe itirazının haklı bir nedene dayanmaması gözetilerek haksız görüldüğünden hükmolunan asıl alacağın (takip tarihindeki kur üzerinden bulunan (31.746 USDx1.774,30) 56.326 TL’nin %40’ı olan 22.530,40 TL icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davalının vesaik mukabili malı, belgeyi görmeden teslim etmiş olması nedeniyle ağır kusurlu bulunmasına ve ağır kusurlu olması halinde CMR’nin 32/2 maddesi uyarınca davanın zamanaşımı süresinin 3 yıl olmasına, ağır kusurun varlığı halinde sınırlı sorumluluk hükümlerinin uygulanmayacak bulunmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Ancak, tazminat davası niteliğinde olan işbu dava kusur ve hükmedilecek tazminat yönünden incelemeyi gerektirmekte olup, tazminat alacağı likit değildir. Bu nedenle, davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 10.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.