Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/9172 E. 2014/15550 K. 15.10.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/9172
KARAR NO : 2014/15550
KARAR TARİHİ : 15.10.2014

MAHKEMESİ : … 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03/12/2013 tarih ve 2013/25-2013/224 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının 2005/01648 sayılı tasarımın ve 2005/01755 sayılı faydalı modelin sahibi olduğunu, davalı şirketin 2011/07539 sayılı “gıda ürünleri saklama kabı” konulu başvurusuna yaptıkları itirazlarının reddedildiğini, oysa davalı şirkete ait başvurunun, yeni ve ayırt edici olmadığını, kap tasarımının müvekkili adına tescilli tasarımın aynısı olduğunu ileri sürerek TPE YİDK’nın kararının iptaline, davalı şirkete ait tasarımın hükümsüzlüğüne, tasarım sicilinden terkinine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalı şirket ait tasarımın, davacıya ait 2005/01648 sayılı tasarımla aynı özelliklere sahip olduğu, bilgilenmiş kullanıcı gözünde farklı bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile dava konusu TPE YİDK kararının iptaline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Hüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK’nın 186. maddesi uyarınca, tarafların tüm delilleri toplanıp inceledikten ve son sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra, hakimin, aynı Yasa’nın 298. maddesi uyarınca, kararı gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucunu 297. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır. Ne var ki, uygulamada Yasa’nın 294/4. fıkrası hükmüne dayanılarak, zorunlu nedenlerle sadece hükmün sonucu tutanağa geçirilip tefhim edilmekte, gerekçeli karar daha sonra yazılmaktadır.
İşte bu gibi hallerde, HMK’nın 297. maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren tefhim ile aleniyet ve hukuki varlık kazanan kısa karara uygun olarak gerekçeli kararın yazılması zorunludur. Esasen, kısa karar yazıp tefhim etmekle davadan el çekmiş olan hakimin, artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak yoktur. Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması yargılamanın aleniyetine, kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasa’nın 141. maddesi ile HMK’nın yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Aksi düşünce ve uygulama yargının, yargıcın ve kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz.
Somut olayda ise, dava TPE YİDK kararının iptali ve endüstriyel tasarımın hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup, mahkemece kısa kararda, “davanın kabulüne, TPE YİDK 2012-T-786 sayılı kararının iptaline, 2011/07539 sayılı tasarımın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine” ifadesi kullanılmışken, gerekçeli kararda” davanın kabulü ile, TPE YİDK’nın 2012-T-786 sayılı kararının iptaline” dendiği görülmüştür. Bu durum karşısında, kısa ve gerekçeli kararlar arasında çelişki oluştuğundan, mahkemece 10.04.1992 gün ve 1992/7 esas, 1992/4 sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararı çerçevesinde, bu kısa kararla bağlı kalınmadan, yeni bir kısa ve buna uygun gerekçeli karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre; davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 15/10/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.