YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/14385
KARAR NO : 2014/17105
KARAR TARİHİ : 07.11.2014
MAHKEMESİ :ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 09.05.2013 tarih ve 2010/532-2013/298 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 07.11.2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekilleri Av. ile Av.dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının şirketin eski yönetim kurulu üyesi olduğunu, 14.08.2008 tarihinde … projesinin finansmanı kapsamında dava dışı …. .. Bank Ltd’den 2.484.000 USD kredi alındığını, davalının anılan bankaya talimat vererek kredinin 2.100.000 USD tutarını davacı şirket hesabına, kalan 384.000 USD’nı ise şirketle ilgisi bulunmayan …Menkul Değerler A.Ş. hesabına aktardığını, davalının güveni kötüye kullanarak şirket varlıklarında tasarruf ettiğini, zarara uğrattığını, ticari defterlerde anılan miktara ilişkin kayıt bulunmadığını, yapılan icra takibine haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptalini, icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalının şirketin eski yönetim kurulu üyesi olduğu, şirket adına 2.484.000 USD kredi kullandığı, 384.000 USD’yi davacı ile ilgisi bulunmayan … Menkul Değerler A.Ş. hesabına aktardığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, itirazın iptaline, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava anonim şirket eski yönetim kurulu üyesinin şirketi zarara uğrattığı iddiasından kaynaklanan itirazın iptali ilişkin olup, şirketin tüzel kişiliği ve dava ehliyeti sicilden terkin edilmesi ile sona erer. Husumet yokluğu mahkemece yargılamanın her aşamasında re’sen nazara alınır.
Somut olayda, davalı vekili temyiz aşamasında 02.12.2013 tarihli olağan genel kurula ilişkin sicil kaydını ibraz ederek, davacı şirketin tasfiye kapanışının yapıldığını, sicilden terkin edildiğini belirtmiştir.
Bu itibarla, mahkemece davacı şirketin sicil kaydı getirtilerek, aktif dava ehliyetinin olup olmadığı belirlenerek, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek bulunmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 07.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.