YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/11946
KARAR NO : 2014/18708
KARAR TARİHİ : 01.12.2014
MAHKEMESİ : YALVAÇ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 06/03/2014
NUMARASI : 2012/464-2014/133
Taraflar arasında görülen davada Yalvaç Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 06/03/2014 tarih ve 2012/464-2014/133 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin kardeşinin ve babasının ortak olduğu davalı şirketin müdürü olduğu dönemde herhangi bir çağrı yapılmadan 2/3 pay sahibi olan babasının ve kardeşinin gündem belirlemeden ve adına herhangi bir toplantı günü tebligatı yapılmadan genel kurul toplantısı düzenlediklerini, söz konusu genel kurul kararı ile müdürlük yetkilerinin kaldırıldığını, bu hali ile genel kurul toplantısının usulüne uygun gerçekleşt,irilmediğini, söz konusu kurulun almış olduğu kararın kanun karşısında yok hükmünde olduğunu, bunun kabul edilmemesi halinde dahi batıl olduğu ileri sürerek, 31/11/2011 tarihli genel kurulda alınan kararın hükümsüzlüğünün tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu genel kurul toplantısında nisabının yeterli olduğu, ancak TTK’da belirtilen çağrı ve tebliğ usullerinin tamamının uygulanmadığı, buna rağmen söz konusu kararın yokluk ve mutlak butlan ile batıl olmadığı, ancak iptal edilebilir olduğu, davacının toplantıya çağrılmamasının toplantı ve karar nisabını etkilemediği, iptal davasının 3 aylık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı, ayrıca davacının genel kurul kararının ilanından uzun bir süre sonra kararın iptali için başvurmasının MK. 2. maddesindeki hakkın kötüye kullanılması teşkil ettiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, 31.11.2011 tarihli limited şirket genel kurul toplantısının yoklukla malul olduğunun tespiti istemine ilişkindir. Davacı vekili, dava konusu 31.11.2011 tarihli genel kurul toplantısının çağrı yapılmadan müvekkilinin katılımı olmaksızın yapıldığını ileri sürerek, genel kurul kararının yoklukla malul olduğunu ileri sürmüş olup, mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak davaya konu genel kurul toplantısı, toplantı yapıldığı tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK’nın 370.maddesine göre çağrısız yapılmış olup, TTK.nun 370. maddesindeki düzenlemeye göre bütün pay sahipleri veya temsilcileri, aralarından biri itirazda bulunmadığı takdirde genel kurul toplantılarına dair olan diğer hükümler saklı kalmak şartıyla, çağrı hakkındaki merasime riayet etmeksizin de genel kurul olarak toplanabilir. Diğer bir anlatımla, anılan yasa hükmünden de anlaşılacağı üzere, kanun koyucu çağrısız bir genel kurulun var sayılmasını, bütün pay sahipleri veya temsilcilerinin hazır bulunmaları ve pay sahiplerinin bu toplantı şekline itiraz etmemiş bulunmaları şartlarının gerçekleşmesi durumunda kabul etmektedir. Tek bir payın sahibi veya temsilcisi bulunmaz veya toplantıyı terk ederse, yada katılıp toplantı şekline itiraz ederse, bir genel kurulun gidişini etkileyebilecek durumda olup olmaması da durumu değiştirmez (Prof.Dr.Erdoğan Moroğlu, TTK’ya göre Anonim Ortaklıkta Genel Kurul Kararlarının Hükümsüzlüğü, Ankara, 1993 Bası, s.76). O halde TTK.nın 370. maddesinde öngörülen iki şart gerçekleşmeden yapılan genel kurul hukuken yoktur ve alınan karar da yoklukla maluldür.
Bu durumda, somut olayda, davacı toplantıya katılmadığına ve yasada öngörülen çağrı usulüne ilişkin bir işlem de yapılmadığına göre, TTK’nın 370.maddesindeki koşullar gerçekleşmemiş olmakla söz konusu genel kurul toplantısında alınan kararların yoklukla malül olduğuna karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddi doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 01.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.