YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/10046
KARAR NO : 2014/17279
KARAR TARİHİ : 10.11.2014
MAHKEMESİ : HATAY 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 25/02/2014
NUMARASI : 2010/44-2014/86
Taraflar arasında görülen davada Hatay 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 25/02/2014 tarih ve 2010/44-2014/86 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankada Euro, USD ve TL hesaplarının bulunduğunu, Euro hesabındaki 30.000 Euro’nun davalı banka personeli tarafından izinsiz ve talimatsız çekildiğini, dekontlardaki imzanın müvekkiline ait olmadığını, ödeme talebinde bulunulduysa da müfettiş incelemesini gerekçe göstererek müvekkilinin sürekli oyalandığını ileri sürerek 30.000 Euro’nun dava tarihi itibariyle karşılığı olan 62.406,00 TL’nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari banka faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili personelinin zimmet eylemleri ortaya çıkınca hak sahiplerinin yanında kötüniyetli kişilerin de talepte bulunduğunu, inceleme sonucunda haklı müşteri taleplerinin yerine getirildiğini, davacının başvurusunun da incelendiğini, sahte imza ile çekilen 29.800 USD ve 10.000 Euro tutarın davacıya iade edildiğini, bunun dışındaki işlemlerin davacı imzasıyla gerçekleştirilen para çekme işlemlerine ait olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının Euro hesabının iddia edildiği gibi hiçbir zaman 40.000,00 Euro bakiye vermediği, 13.07.2007 tarihindeki son vadeli işlem akabinde 29.799,13 Euro vadeli hesap bakiyesinin 29.797,00 Euro’sunun çekilmesinden sonra 2,13 Euro bakiyesi kalan hesaba 03.04.2008 tarihinde yatırılan 10.000,00 Euro’nun dışında bakiyenin iddia edildiği gibi 40.000,00 Euro’ya çıkabilecek tutarda para yatmadığı, 300-500 Euro arasında değişen nakit çekim ve yatırmaların söz konusu olduğu, 30.04.2008 tarihinde sahte imza ile hesaptan çekilen 10.000,00 Euro’nun davacıya iade edildiği, bu tarihten sonraki dönemde de vadesiz hesap gibi çalışan hesaba ufak çapta para yatırma ve çekilme işlemi yapıldığı, tahakkuku gereken mevduat faizinin de söz konusu olamayacağı dolayısıyla davacının bankaca kendisine ödenen 10.000,00 Euro dışında alacağının bulunmadığı, davanın ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı bankadaki hesaba yatırılan paranın iade edilmemesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava konusu Euro hesabına 18.08.2005 tarihinde 47.000 Euro yatırıldığı, davalı banka tarafından sunulan ilk dekont 30.10.2006 tarihli olduğundan hesap çizelgesinin bu tarihten başlatıldığı, bir kısım işlemler sonucunda 04.05.2007 tarihinde hesap bakiyesinin 29.727,15 Euro’ya gerilediği, bu tarihten itibaren hesabın hiç bir zaman davacının iddia ettiği gibi 40.000 Euro’ya ulaşmadığı, davalı bankanın daha önceden davacıya ödediği 10.000 Euro dışında bir alacağın bulunmadığı yönünde görüş belirtilmişse de, davacı vekili rapora, hesabın 47.000 Euro bakiyeye ulaşmasından sonra ve bilirkişinin inceleme yaptığı dönemden daha önceki tarihlerde Euro hesabındaki paranın önce TL’ye ve USD’ye çevrilip TL ve USD hesaplarına aktarıldığını, bu hesaplardan da müvekkili imzasının taklit edilmek suretiyle para çekme işlemlerinin yapıldığını ileri sürerek itirazda bulunmuştur. Mahkemece, tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirildiği, davacı vekilinin rapora itirazlarını karşılar, denetime elverişli yeni bir bilirkişi incelemesi yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 10/11/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.