Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/7935 E. 2014/15590 K. 15.10.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/7935
KARAR NO : 2014/15590
KARAR TARİHİ : 15.10.2014

MAHKEMESİ : İSTANBUL 10. SULH HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 21/11/2013
NUMARASI : 2013/667-2013/687

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 10. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21/11/2013 tarih ve 2013/667-2013/687 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı M.. Y.. arasında 22/09/1998 tarihli kredi sözleşmesi imzalandığını, diğer davalıların da dava konusu sözleşmeyi müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatı ile imzalandıklarını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine davalılara ihtarname gönderilerek kredi borcunun faiz ve fer’ileriyle birlikte ödenmesinin talep edildiğini, buna rağmen borcun ödenmediğini ileri sürerek toplam 58.079,66 TL alacağın fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı T. Otomotiv Ltd. Şti. vekili ile davalı T.. A.. ve M.. Y.. vekili davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca davacı Bankanın kredinin verildiği tarihteki Sirkeci Şubesi’nde çalışan banka personelince bir çok usulsüzlüklerin yapıldığı, verilen kredilerin gerçek bir kredi olmadığı, Banka personeli hakkında İstanbul 3 Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2006/320 Esas 2009/201 Karar sayılı dosyası ile sahtecilik ve zimmet suçlarından kesinleşmiş hükümlerin bulunduğu, kaldı ki taraflar arasındaki alacağın 05.12.2000 tarihinde muaccel olduğu, davacı bankanın 2002 yılında icra takibine giriştiği, bundan sonra da herhangi bir işlemde bulunmadığı ve yaklaşık 7 yıl sonra işbu davayı açtığı, uzun süre alacağı hakkında suskun kaldıktan sonra davacının bu davayı açmasının artık hakkın kötüye kulanılması anlamına geleceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Mahkemece davacı Banka çalışanı hakkında kredi sözleşmesinin yapıldığı Sirkeci Şubesi’nde gerçekleştirdiği eylemler nedeniyle ceza davasından mahkumiyet kararı verildiğinden bahisle dava reddedilmiş ise de, anılan ceza mahkemesi mahkumiyet kararı itibariyle işbu davanın konusunu oluşturan kredi sözleşmesinin de söz konusu karara konu sahtecilik ve zimmet eyleminin konusu olup olmadığının öncelikle belirlenmesi, şayet ceza mahkemesi kararında bir belirleme yoksa bu takdirde kredi sözleşmesi üzerinde imza incelemesi yoluna gidilmesi gerekirken, eksik inceleme neticesinde davanın reddi doğru görülmemiş, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, 15/10/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.