Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/5775 E. 2014/15593 K. 15.10.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/5775
KARAR NO : 2014/15593
KARAR TARİHİ : 15.10.2014

MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 1. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR
HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 17/12/2013
NUMARASI : 2010/7-2013/331

Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17/12/2013 tarih ve 2010/7-2013/331 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı-karşı davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava konusu meblağ 18.563 TL’nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Kanun’un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK’nın 3156 sayılı Kanun’la değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı-karşı davalı vekili, “A.” markasının müvekkil adına tescilli tanınmış marka olduğunu, davalı yanın “P.” markasını kötüniyetli olarak, karıştırılmaya meydan verecek şekilde tescil ettirdiğini ileri sürerek davalı markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiş, karşı davanın reddini savunmuştur.
Davalı-karşı davacı vekili davanın reddini savunmuş ve davacı markasının yaygın ad haline geldiğini ileri sürerek hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca davacı taraf adına tescilli “A.” ibaresinin yaygın ad haline gelmesini önlemeye yönelik davacı tarafça gerekli tedbirlerin alınmadığı, bu ibarenin yaygın ad haline geldiği gerekçesiyle karşı davanın kabulüne, davacı markasının hükümsüzlüğüne karar verildiğinden asıl davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı-karşı davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Mahkemece karşı dava yönünden benimsenen bilirkişi raporu itibariyle karşı davalı adına tescilli A. markasının TDK sözlüğü ve internet w. sözlüğünde yer aldığı ve yine TMMOB’den gelen yazıda da alçıpan ibaresinin sektörde iki karton arasına sıkıştırılmış alçıyı tanımladığı, anılan markanın yaygın (j.) ad olduğu gerekçesiyle hükümsüzlüğüne karar verilmiştir. 556 sayılı KHK 42/1-d maddesi uyarınca bir markanın yaygın ad haline gelmesine marka sahibinin davranışlarının nedeni olması halinde markanın hükümsüzlüğüne karar verilebilir. Bu nedenle, uyuşmazlık konusu markanın jenerik ad hale gelmesi tek başına yeterli olmayıp bu hale marka sahibinin davranışlarının sebep olması gerekmektedir. Karşı davalı şirket dava konusu A. markasına dayalı olarak 3. kişilere karşı davalar açtığını ya da ihtarnameler gönderdiğini ve yine bununla ilgili TPE nezdindeki marka başvurularına karşı tescilli markasına dayalı olarak itirazda bulunduğunu savunmuştur.
Bu durumda, sadece A. ibaresinin sözlükte ürün adı olarak belirtilmesi ve TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası’nın cevabi yazısında “a.” ibaresinin sektörde yaygın bir şekilde ürün adı olarak kullanıldığına dair belirtme ile yetinilmeyerek, karşı davalının savunmasında belirttiği diğer delillerin de birlikte değerlendirilmesi suretiyle markasının yaygın ad haline gelmesine kendisinin davranışlarının neden olup olmadığı hususunun tartışılması gerekirken eksik değerlendirme sonucunda yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, karşı dava bakımından kararın karşı davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, asıl davaya yönelik olarak davacı-karşı davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle karşı davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın karşı davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı-karşı davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek bulunmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacı-karşı davalıya iadesine, 15.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.