YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/9394
KARAR NO : 2014/13680
KARAR TARİHİ : 12.09.2014
MAHKEMESİ : DENİZLİ (KAPATILAN) 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 06/09/2013
NUMARASI : 2013/22-2013/25
Taraflar arasında görülen davada Denizli (Kapatılan) 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 06/09/2013 tarih ve 2013/22-2013/25 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 04/09/2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. İ.. T.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ve davalılar ile dava dışı D. Kompany Ltd. Şti. arasında bir alım-satım ve acentelik sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmede davalıların satıcı, dava dışı şirketin alıcı, müvekkilinin ise acente olarak yer aldığını, sözleşmenin konusunu, satıcının ferforje ürünlerinin alıcı tarafından acente vasıtasıyla alınmasının oluşturduğunu, sözleşmeye göre müvekkilinin, davalıların Gürcistan’daki tek acentesi olduğunu, ancak buna rağmen davalıların sözleşmeyi ihlal ederek ve müvekkilini dışlayarak sözleşmenin alıcısına mal sattıklarının öğrenildiğini, müvekkilinin uzun yıllardır oluşturduğu ticari pazarın ve müşteri çevresinin davalılar tarafından haksız bir şekilde kullanılmaya başlandığını, sözleşmenin 2. maddesinde 150.000 USD cezai şart öngörüldüğünü ileri sürerek, 50.000 USD’nin dava tarihindeki TL karşılığının dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacının dayandığı sözleşmenin müvekkili E. Metal Group A.Ş. yetkilisi tarafından imzalanmadığını, dolayısıyla müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, anılan sözleşme ile bağlı bulunmayan müvekkilinden cezai şart istenemeyeceğini, aksi düşünülse dahi davacının işbu sözleşme koşullarına uymadığını, sözleşmede öngörülen miktarda ürün alınmadığını, ayrıca alıcı şirketin müvekkillerine ulaşarak davacının fahiş fiyatla mal sattığından bahisle şikayette bulunduklarını, yine davacının sözleşmeye aykırı olarak alıcı dışındaki kişilere mal sattığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 2.1 maddesinde, “Alıcı, satıcının Gürcistan’daki tek ve yegane ferforje bayisidir. Buna göre alıcı E. Ferforje firmasının ürün yelpazesindeki hiçbir ürünü başka firmadan tedarik edemeyecektir. Satıcı da Gürcistan sınırları içerisinde alıcı dışında hiçbir firmaya malzeme satmayacaktır. Satışlar acente aracılığı ile gerçekleşecektir.
.Bu maddeye uygunsuz hareket edilmesi durumunda senelik belirlenen minimum sipariş miktarı zarar eden tarafa ödenecektir. Alıcı siparişi şu şekilde geçecektir. Alıcı, satıcının acentesine istediği ürünleri e-mail yolu ile geçecektir. Acente ilgili siparişin miktarını ve çeşitlerini satıcıya iletecek ve sipariş konusu malzemeleri satıcıdan alıcıya gönderilmesi amacı ile satın alacaktır” düzenlemesine yer verildiği, ancak davacının, davalılar dışında birinden temin ettiği ürünleri sözleşmenin alıcısına ihraç ettiği, davalı E.. A..’nin de davacı acenteyi devre dışı bırakarak yine sözleşmenin alıcısına ürün sattığı, böylece her iki tarafın da anılan sözleşme hükmünü ihlal ettiklerinin anlaşıldığı, cezai şart talep eden tarafın herhangi bir kusurunun olmamasının gerektiği, somut olayda ise sözleşmeye aykırı davranan davacının kusursuz olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı, dolayısıyla cezai şart alacağını isteyemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, alım-satım ve acentelik sözleşmesinin haksız olarak ihlal edildiği iddiasına dayalı olarak cezai şart bedelinin tahsili istemine ilişkin olup yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere mahkemece, davacının sözleşme hükümlerine aykırı olarak üçüncü bir kişiden temin ettiği ürünleri sözleşmenin alıcısına ihraç ettiği, davalı E.. A..’nin de davacı acenteyi devre dışı bırakarak alıcıya ürün sattığı, bu durumda her iki tarafın da sözleşme hükümlerini ihlal ettikleri ve sözleşmede öngörülen cezai şartın istenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak her ne kadar mahkemece davacının üçüncü kişiden temin ettiği ürünleri alıcıya satarak sözleşme hükümlerini ihlal ettiği kabul edilmiş ise de, anılan sözleşmeye davalılar tarafından üretilen ferforje ürünlerin konu edildiği, davacı tarafından üçüncü kişiden temin edilen ürünün ise demonte kapak sistemi olduğu, davacı tarafından da söz konusu ürünlerin sözleşmeye konu edilen ürünlerle aynı olmadığı ileri sürülmüş olmasına rağmen bu konuda bir değerlendirme yapılmamış ve davacının bilirkişi raporuna itirazları giderilmemiştir. Bu durumda mahkemece, davacı tarafından sözleşmenin alıcısına ihraç edilen 12.09.2012 tarihli faturaya konu ürünlerin, taraflar arasındaki sözleşmede belirtilen ürünlerle aynı tür olup olmadıklarının bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle tespiti ile oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12/09/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.