YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/7244
KARAR NO : 2014/13688
KARAR TARİHİ : 12.09.2014
MAHKEMESİ : İSTANBUL(KAPATILAN) 30. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 24/12/2012
NUMARASI : 2011/99-2012/293
Taraflar arasında görülen davada İstanbul(Kapatılan) 30. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 24/12/2012 tarih ve 2011/99-2012/293 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 03.09.2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı-birleşen dosyanın davalılarından Tekstil Bankası A.Ş. vekili Av. M.A., birleşen dosyanın davacıları vekili Av. N.. T.., davalı-karşı davacı Merkez Menkul Değerler A.Ş.’yi Temsilen Yatırımcıları Koruma Fonu vekili Av. F. M. S., davalı-karşı davacı ve asıl davada davacı vekili Av. Ö.. B.. ve fer’i müdahillerden asil C.. P.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davada davacı vekili 1 nolu davalı ile müvekkili banka arasında muhtelif tarihlerde genel kredi sözleşmeleri yapıldığını,bu sözleşmeye bağlı olarak Menkul Kıymet Kredi taahhütnamesi çerçevesinde hisse senetleri rehin alınarak kredi kullandırıldığını, 24.3.2009 tarihli yazı SPK nın yazısı ile Merkez Menkul değerler şirketinin faliyetlerinin geçici olarak durdurulduğunu, aracı kurumun bankaya 26.3.2009 taraihi itibariyle 647.017,83 TL borcu olduğunu, aracı kurum nezdindeki rehinli hisselerin ise değerinin 1.367.577,06 TL tutarında bulunduğunu müvekkili bankanın rehin hakkına istinaden bu hisseleri satarak alacağını almayı beklerken 1 nolu davalıyı temsilen Yatırımcıları Koruma Fonunun ihtarı ile bu hisselerin maliklerinin müşteriler olması nedeniyle bu kişilerin muvafakatının alınması istemi ile ihtar çektiğini, bu hisse senetlerinin aracı kurumun borcuna karşılık olarak rehin edilmesine engel bir hüküm olmadığını bilakis rehin edilebileceğine dair14.7.2003 tarih ve 25168 sayılı Resmi gazete de yayınlanan Sermaye Piyasası Araçlarının Kredili Alım, Açığa Satış ve Ödünç alma ve verme işlemlerine ilişkin tebliğin19, 21,23, maddelerinde hüküm bulunduğunu, bu senetlerin rehin edilmesi için müşterilerin muvafakatlarıne ihtiyaç olmadığını, beyanla davalıların müvekkili bankanın rehin hakkını bertaraf etmeye yönelik hisse senetleri üzerinde yarattığı muarazanın menini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilince davayı kabul etmediklerini davalı Merkez Menkul Değerler A.Ş.’nin SPK;nın 46. Maddesine göre tedrici tasfiyesine karar verildiğini, SPK:46/B maddesine göre tasfiye işlemine tabi tutulan aracı kurumun müşteri hesaplarındaki sermaye piyasası araçlarının hak sahiplerine dağıtılacağının belirtildiğini, tasfiyenin amacının müşterilere ait kıymetlerin öncelikle müşterilere dağıtımını sağlamak olduğunu, söz konusu kayıtların SPK:10/A maddesine göre MKK nezdinde tutulmasının bu kuruma dava açılmasını gerektirmediğini bu kurumun işlemlerle ilgisi olmadığnıı davanın bu kurum hakkında husumetten reddi gerektiğini Kaydileştirme Tebliğinin 19.maddesine göre bir hissenin rehin verilmesi için rehin verilen kişinin yada kurumun hesabına gönderilmesi gerektiğini somut olayda söz konusu hisselerin Merkez Menkul Değerler A.Ş. nin hesabına rehin olarak kaydedildiğini bankaya ait hesaba rehin kaydı yapılmadığını, iddia edildiği gibi aracı kurumun bankadan kullandığı kredi nedeniyle sözleşmeye taraf olmayan müşterilerin hisse senetlerinin rehin olarak verilmesi mümkün olsada bunun müşterileri bağlamasının söz konusu olmadığını, davacı banka ile müşteriler arasında rehin sözleşmesi bulunmadığını bu konuda taraflarına tebliğ edilen bir evrakta olmadığını, davacı bankanın davaya konu kıymetler üzerindeki zilyetliğe saldırısının önlenmesi için fon tarafından davacı aleyhine dava açıldığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Birleşen 2009/478 E sayılı dosyada davacı vekili SPK nın 6.4.2009 tarihli kararı ile aracı kurumun sermaye piyasasında faaliyet gösterdiğini aracı kurumun SPK’nın 46. maddesine göre tedrici tafiyesine karar verildiğini, SPK’nun 46/B maddesine göre tasfiye halinde öncelikle sermaye piyasası araçlarının hak sahiplerine dağıtılacağının hükme bağlandığını yapılan incelemede 26 adet yatırımcının hesabındaki kıymetlerin davalı banka nezdinde bulunan aracı kurumun hesabında bulunduğunun anlaşıldığını MK.973. Maddesine göre zilyetlik hakkını kullanımı engelleyen davalının saldırısının önlenmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Banka vekilince davanın reddi istenilmiştir.
Birleşen 2009/664 E.sayılı dosyada davacı vekili, yatırımcıların izni ve muvafakatı olmadan hisse senetlerinin davalı bankaya alınmış olunan kredi karşılığı rehin verilmesi imkanının olmadığını, hisse senetlerinin aracı kurum nezdinde bulunan müvekkili hesabında bulunduğunu, hisse senetleri üzerinde rehin hakkının kullanılamayacağını hisse senetlerinin müvekkiline iadesi gerektiğini, beyanla fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak şartıyla davalı bankalara rehnedilen hisse senetlerinin temettü ve bedelsiz sermaye arttırımları ile birlikte aynen iadesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Tekstil Bankası vekilince davanın reddi savunulmuştur.
Birleşen 2009/772 E.sayılı dosyasında aracı kuruluş Merkez Menkul Değerler A.Ş’nin faaliyetinin durdurularak tasfiye sürecine alınmasının sebebinin yatırımcıları koruma amacı güttüğünü, yatırımcıların izni ve muvafakatı olmadan hisse senetlerinin davalı bankaya alınmış olunan kredi karşılığı rehin verilmesi imkanının olmadığını, hisse senetlerinin aracı kurum nezdinde bulunan müvekkili hesabında bulunduğunu, hisse senetleri üzerinde rehin hakkının kullanılamayacağını hisse senetlerinin müvekkiline iadesi gerektiğini, beyanla fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak şartıyla davalı bankalara rehnedilen hisse senetlerinin temettü ve bedelsiz sermaye arttırımları ile birlikte aynen iadesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili davanın reddini istemiştir.
Birleşen 2010/87 E.sayılı dava dosyasında davacı vekili hisse senetlerinin aracı kurum nezdinde bulunan müvekkili hesabında bulunduğunu, hisse senetleri üzerinde rehin hakkının kullanılamayacağını hisse senetlerinin müvekkiline iadesi gerektiğini, beyanla fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak şartıyla davalı bankalara rehnedilen hisse senetlerinin temettü ve bedelsiz sermaye arttırımları ile birlikte aynen iadesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporlarına göre aracı kurumla hisse senetleri sahipleri çerçeve sözleşmesi imzalamamış olsalar dahi kredili olarak alınan sermaye piyasası araçlarının alımına izin vermeleri halinde hisse senetlerinin rehin olarak kredi kullanılan bankaya teminat olarak verileceğine da onay verdiğinin kabulü gerektiğini, öte yandan kredili olarak sermaye piyasası aracının satın alınmasına izin veren hisse senetleri sahiplerinin sonradan aracı kurumun hisse senetlerini rehin olarak teminat gösterme yetkisinin olmadığından bahsetmelerinin MK’nun 2. maddesine aykırı olduğu gerekçeleriyle davalı M.. K.. yönünden dava pasif husumet yokluğundan reddedilerek, asıl davanın ve birleşen 2009/478 E ile 2009/664 E sayılı davanın kısmen kabulüne,diğer birleşen davaların ise reddine karar verilmiştir.
Karar asıl davada davacı, k.davalı ve birleşen davalarda davalı T.Bankası A.Ş, davalı-k.davacı Merkez Menkul Değerler A.Ş’ni temsilen Yatırımcıları Koruma Fonu ile birleşen davalarda davacı gerçek kişiler vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. Yürürlükten kaldırılan HUMK’nın 382 ve devamı maddeleri ile yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK’nın 294 ve devamı maddelerinde hükmün verilmesi, tefhimi ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı hususları ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması gerekmektedir.Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi, dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına duyulan güven sarsılmış olacaktır.Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 10.4.1992 gün ve 1991/7 esas 1992/4 sayılı kararında da kısa karar ile gerekçeli kararın çelişik bulunmasının bozma nedeni sayılacağı içtihat edilmiş olup, HMK’nın 298/2. maddesinde de gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı belirtilmiştir.
Somut olayda mahkemece verilen kısa kararda, “3-Mahkememiz dosyası ile birleşen İstanbul 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/664 E.sayılı dava dosyası yönünden davanın kısmen kabulü ile Tekstil Bankasına rehinli olan 20850 GARAN hisse senedi ve 1160,30 TL temettü bedeli ile 62.173,99 adet TKFEN hisse senedinin davalı Tekstil Bankasından alınarak aynen davacıya verilmesine fazlaya ilişkin istemin reddine,Takas Bank aleyhine açılan davanın reddine” karar verilmiş iken gerekçeli kararda Takabank aleyhine açılan davanın tefrik edilmiş olması nedeniyle kısa karardaki red kararının yok hükmünde olduğundan bahisle “13-Mahkememiz dosyası ile birleşen İstanbul 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/664 E.sayılı dava dosyası yönünden davanın kısmen kabulü ile Tekstil Bankasına rehinli olan 20850 GARAN hisse senedi ve 1160,30 TL temettü bedeli ile 62.173,99 adet TKFEN hisse senedinin davalı Tekstil Bankasından alınarak aynen davacıya verilmesine fazlaya ilişkin istemin reddine” karar verilmek suretiyle kısa karar ve gerekçeli karar arasında çelişkili bir durum yaratılmıştır.Kısa kararın çelişki yaratan kısmının hakim tarafından düzeltilmesiyle tefhim edilen kararı ortadan kaldırması mümkün olmadığından ve asıl ve birleşen davalar arasındaki irtibat gözetildiğinde diğer davalarla ilgili değerlendirme yapılmayarak gerek anılan yasal düzenlemeler gerekse İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı Takasbank dışında kalan taraflar vekillerinin diğer temyiz istemlerinin incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle Takasbank dışında kalan taraf vekillerinin temyiz istemlerinin kabulü ile mahkemece verilen kararın açıklanan nedenle BOZULMASINA; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek olmadığına, takdir olunan 1.100 TL vekalet ücretinin her bir yandan alınarak yek diğerine verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden Takasbank dışındaki davalılar’a iadesine, 12.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.