YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/11540
KARAR NO : 2014/13703
KARAR TARİHİ : 15.09.2014
MAHKEMESİ : İSTANBUL (KAPATILAN) ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 20/02/2014
NUMARASI : 2013/861-2014/33
Taraflar arasında görülen davada İstanbul (Kapatılan) Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 20/02/2014 tarih ve 2013/861-2014/33 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının 26/10/2010 tarihinde imzaladığı belirsiz süreli iş sözleşmesi ile satış ve pazarlama elemanı olarak müvekkili şirkette çalışmaya başladığını, davalının imzalamış olduğu belirsiz süreli iş sözleşmesinin 15. maddesinde davalının işten ayrılması durumunda bunu takip eden 1 yıl boyunca çalıştığı İstanbul ilinde aynı iş ile iştigal eden başka bir şirkette çalışması halinde en son aldığı ücret, prim ve sosyal haklar toplamı 1 yılık brüt maliyetini cezai şart tazminatı olarak müvekkili firmaya ödeyeceğini kabul ve taahhüt ettiğini, davalının iş akdini istifa ederek 18/02/2013 tarihinde sonlandırmasının ardından bu hükme rağmen müvekkili şirket ile aynı işkolunda iştigal eden başka bir şirkette satış ve pazarlama elemanı olarak çalışmaya başladığını, müvekkili şirketin müşterilerine giderek satış yapmaya çalıştığını ve rekabet yasağı sözleşmesini ihlal ettiğini ileri sürerek 28.700 TL cezai şartın 24/04/2013 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, BK’nın 444. maddesinde düzenlenen rekabet yasağının asli yükümlülük doğuran bir sözleşme olmayıp, iş akdinden kaynaklı fer’i bir yükümlülük olduğu, rekabet etmeme borcunun iş akdinin sonuçlarından olduğu ve ister iş akdinin devamı süresince isterse iş akdinin bitiminden sonra işçinin rekabet etmeyeceğine dair ihtilafların iş ilişkisinden kaynaklandığı, bu itibarla somut uyuşmazlığın 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesi uyarınca İş Mahkemelerinde çözümlenmesi gerektiği gerekçesiyle görevsizlik nedeniyle dava dilekçesinin usulden reddine, kararın kesinleştiği tarihten itibaren başvuru halinde dosyanın yetkili ve görevli İstanbul Anadolu Nöbetçi İş Mahkemesi’ne gönderilmesine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, rekabet yasağının ihlalinden doğduğu ileri sürülen cezai şartın tahsili istemine ilişkindir. Davacı tarafça, davalının imzaladığı taahhütname ile işten ayrıldığı tarihten itibaren bir yıl içinde İstanbul ilinde aynı iş ile iştigal eden başka şirkette çalışmamayı kabul ettiğini taahhüt etmesine rağmen akdin sona ermesinden sonra aynı alanda faaliyet gösteren başka bir şirkette çalıştığı ve rekabet yasağını ihlal ettiği iddiasıyla işbu dava açılmıştır.
818 sayılı BK’nın 348. (6098 sayılı BK’nın 444.) maddesi “İş sahibinin müşterilerini tanımak veya işlerin esrarına nüfus etmek hususlarında işçiyle müsait olan bir hizmet akdinde her iki taraf, akdin hitamından sonra işçinin kendi namına iş sahibi ile rekabet edecek bir iş yapmamasına ve rakip bir müessesede çalışmamasını ve böyle bir müessesede şerik veya sair sıfatla alakadar olmamasını şart edebilirler. Rekabet memmuniyetine dair olan şart, ancak işçinin müşterileri tanımasından ve esrara nüfusundan istifade ederek iş sahibine hissolunacak derecede bir zarar hükmüne sebebiyet verebilecek ise caizdir. İşçi akdin yapıldığı zamanda reşit değilse rekabet memnuniyetine dair olan şart batıldır” hükmünü haiz olup, madde metninden de anlaşılacağı üzere bu madde sözü edilen sırlara vakıf işçinin mukavele yapmak şartıyla işten ayrılması halinde aynı işi kendi adına yapmamasını, rakip bir müessesede çalışmamasını ve böyle bir müessesede şerik veya sair sıfatla alakadar olmamasını düzenlemektedir. Düzenleme hizmet sözleşmesi içinde yer almakla birlikte hizmet akdi süresince yapılmaması gereken bir hususu değil, hizmet akdinin sona ermesinden sonra yapılmaması gereken bir hususta düzenleme getirmektedir. Hizmet akdinin devamında yapılan bir sadakatsizlik ister bu sözleşme ile düzenlensin, ister kanunla düzenlensin iş mahkemesinde görülecek bir davanın konusunu oluşturacaktır. Oysa, davacı taraf işbu davada davalının akdin sona ermesinden sonra gerçekleşen eylemi nedeniyle cezai şart istemektedir. Uyuşmazlığın bu niteliği itibariyle de davanın iş mahkemesinde görülmesini gerektirir bir durum mevcut değildir. TTK’nın 4. maddesiyle yasa koyucu BK’nın 348. (444.) maddesinden kaynaklanan davaların mutlak ticari davalardan olduğunu öngörmüştür.
Bu bakımdan, mahkemece mutlak bir ticari dava olan davaya bakılmak gerekirken, anılan hususlar nazara alınmadan dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 15.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.