Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/8149 E. 2014/15710 K. 16.10.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/8149
KARAR NO : 2014/15710
KARAR TARİHİ : 16.10.2014

MAHKEMESİ : ORHANGAZİ 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
(TÜKETİCİ MAHKEMESİ SIFATIYLA)
TARİHİ : 25/12/2013
NUMARASI : 2013/98-2013/699

Taraflar arasında görülen davada Orhangazi 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 25/12/2013 tarih ve 2013/98-2013/699 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin maaşını davalı bankadan aldığını, kullandığı tüketici kredisi nedeniyle davalı bankanın icra takibine girişmeden müvekkilinin maaşının tümüne bloke koyduğunu, maaşın tamamına el konulmasının hukuka aykırı olduğunu, bir hakkın doğumundan önce yapılan feragatin de geçerli olmayacağını ileri sürerek, maaş hesabına uygulanan blokenin kaldırılmasını ve kesilen tutarın 3/4’üne tekabül eden 7.000 TL’nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, dava değerini ıslahla 8.504,06 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, İİK’nın 82 ve 83. maddesinde yazılı mal ve hakların haczolunabileceğine dair önceden yapılan anlaşmaların geçerli olmayacağı, maaşın 1/4’ünün haczi mümkün iken 5.454,78 TL’nin haksız olarak kesildiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, maaş hesabına konulan blokenin kaldırılmasına, 5.454,78 TL’nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, davacının davalı bankada bulunan maaş hesabından yapılan kesintilerin iadesi isteminden kaynaklanmaktadır.
4822 sayılı Kanun’la değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun’un 3/e maddesinde tüketicinin, “mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişiyi”, 3 (h) bendinde tüketici işleminin “mal veya hizmet piyasalarında tüketici ile satıcı-sağlayıcı arasında yapılan her türlü hukuki işlemi” ifade edeceği, aynı yasanın ikinci maddesinde ise bu kanunun, birinci maddede belirtilen amaçlarla mal veya hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsayacağı belirtilmiştir.
Somut olayda, bankacılık işleminden kaynaklanan alacak talep edilmiş olup 6102 sayılı TTK’nın 4/1-f maddesi uyarınca, bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları, ticari dava sayılacağından, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun’un uygulanmasını gerektirir bir husus yoktur. Ayrıca, görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese de yargılamanın her aşamasında resen gözetilir.
Bu itibarla, mahkemece tüketici mahkemesi sıfatıyla karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 16.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.