YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/2952
KARAR NO : 2014/13739
KARAR TARİHİ : 15.09.2014
MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 09/10/2013
NUMARASI : 2011/883-2013/447
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 09/10/2013 tarih ve 2011/883-2013/447 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili,müvekkilinin davalı şirketin hissedarı olması yanında aynı zamanda davalı şirkette 16.11.2000 tarihinden iş akdinin feshedildiği 27.11.2006 tarihine kadar aralıksız olarak makine mühendisi ve proje yapı denetçisi olarak aylık 1.750 TL net maaş ile çalıştığını, müvekkilinin iş akdinin haksız ve yasaya aykırı olarak feshedildiğini, yapı denetçiliği dışında başka bir iş yapmasının kanunen yasak olması nedeniyle tüm mesaisini şirketin işlerine harcadığını, davalı işverenin 01.06.2006 tarihinden itibaren davacının iş akdinin feshedildiği tarihe kadar olan maaşlarını ödemediğini ileri sürerek, ödenmeyen maaş, kıdem ve ihbar tazminatları ile diğer alacakları toplamı 34.233,86 TL alacağın faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket temsilcisi, kurucu ortak davacının, Yapı Denetim Komisyonu Başkanlığına “denetim faaliyeti süresince başkaca mesleki ve inşaat işleriyle ilgili faaliyette bulunmayacaklarına” dair verdiği kurucu ortak taahhütnamesi ve denetçi mühendis taahhütnamesine aykırı hareket ettiğini, davacı ortağın 4708 sayılı Yapı Denetim Kanunu’nun 3. maddesini açıkça aykırı olduğunu bildiği halde, başka bir şirkette kurucu ortak olduğunu, bu durum öğrenilir öğrenilmez davacının, 23.10.2006 tarihinde yetkili müdür tarafından görevden azledildiğini, davacının şirket çalışanı olmayıp şirket ortağı olduğunu, davacının kendini bordrolu çalışan kişi yerine koymasının yanlış olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, dosyaya sunulan SGK kayıtlarına göre davalı şirketin işyeri kaydının 21/02/2001 tarihinde yapıldığı, davacının, davalı şirkette sigortalı işe giriş kaydına rastlanmadığı, İstanbul Ticaret Sicili Memurluğunun dava dosyasına sunulu 19.04.2007 tarihli ve 57619 sayılı yazısı ile ekindeki sicil kayıtlarına göre, davacının ayrıca dava dışı İ. İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti. ortağı bulunduğu ve anılan şirketteki ortaklığının 1995 yılından beri sürmekte olduğu, öte yandan anılan dava dışı şirketin 29.03.2007 tarihinde tasfiyeye girdiği, davacı ile ilgili “Bağ-Kur’a Giriş Bildirgesi” çerçevesinde, davacının Bağ-Kur kaydının anılan dava dışı şirket ortağı olarak 07.03.1996 tarihinde yapıldığı, davacının davalı şirketin birçok yapı denetim işinde denetçi olarak görev aldığı, davalı şirketin diğer ortakları Mb. Bb ve Ö. İ. S.’nın, ilgili dönemlerde ve SGK kapsamında bildirimlerinin yapıldığı ve davalı şirketten ücret bordrosu düzenlendiği, davacının, davalı şirketin kuruluşundan itibaren ortaklık sıfatının mevcut
bulunduğu, buna karşın davacı ile davalı şirket arasında yapılmış yazılı bir iş akdine ve bu çerçevede davacının sigortalı olarak davalı şirket nezdinde işe girişi yapıldığına ilişkin bildirimlere rastlanmadığı gibi, davalı şirket nezdinde davacı için ücret tahakkuku yapıldığına ve bu ücret tahakkuklarından sorumlu sıfatıyla vergi, sosyal güvenlik primi vb. kesintiler yapılarak ilgili kurumlara ödendiğine ilişkin herhangi bir kayıt ve belgeye de rastlanılmadığı, davacının iş mahkemesi kararı ile de sabit olduğu üzere davalı şirkette işçi sayılmasının mümkün olmayıp halen ortak olarak görüldüğü anlaşıldığından iş akdine dayalı alacaklarını talep edemeyeceği, davacının ortak olarak da davalı şirketten alacağı bulunmadığı bilakis şirket kayıtlarına göre davacının şirkete borçlu olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, hissedarı olduğu şirkette aynı zamanda iş akdiyle çalışan ortağın, iş akdinin feshi nedeniyle ödenmeyen maaş ve diğer alacaklarının tahsili istemine ilişkin olup mahkemece davacının ortak olduğundan bahisle yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Her ne kadar davacı ve davalı şirket arasında işçi – işveren ilişkisi yok ve dava konusu ihbar ve kıdem tazminatları istenemez ise de, dosya kapsamından davacının, davalı şirkette yapı denetçisi olarak hizmet verdiği davalı şirketin Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı’na gönderdiği yazı içerikleri, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Yapı İşleri Genel Müdürlüğü’ne gönderilen 23.11.2006 tarihli azilname ve 19.01.2007 tarihli talep yazısı ile davalı şirket ve muhtelif firmalar arasında imzalanan yapı denetim sözleşmeleriyle sabit olduğu gibi, davalının, davacının ifa ettiğini belirttiği işlerde başkasını çalıştırdığı da iddia ve ispat edilmediğinden Anayasa hükümleri uyarınca angarya yasak olup, davacıya çalışmasının karşılığı hak ettiği ücretinin verilmesi gerekmektedir. Bu durumda davacının şirkete olan çalışmalarının tespiti ile emsal işlere göre alacağının hesaplanması gerekirken, ortak olduğundan bahisle davanın reddi doğru görülmemiş, hükmün mümeyyiz davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 15/09/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.