Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/10080 E. 2014/13741 K. 15.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/10080
KARAR NO : 2014/13741
KARAR TARİHİ : 15.09.2014

MAHKEMESİ : BURSA (KAPATILAN) 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 03/07/2012
NUMARASI : 2011/331-2012/194

Taraflar arasında görülen davada Bursa (Kapatılan) 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 03.07.2012 tarih ve 2011/331-2012/194 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalılar arasında imzalanan 12/02/2010 tarihli sözleşme ile davalıların işyerinde bulunan makinaları müvekkili ile dava dışı N.A.’a satarak devrettiğini, bir süre sonra işyerine hacze gelindiğinde taraflar arasındaki satış sözleşmesine konu makinaları davalının, müvekkilinden önce 03/02/2010 tarihli fatura ile dava dışı N T. isimli şahsa satarak teslim etmiş olduğunu öğrendiklerini, bu nedenle makinaların kendilerine teslim edilmediğini, müvekkilinin sözleşme bedeli olarak 22.338 TL peşin, ayrıca ilk taksit olarak 10.000 TL ödediğini ileri sürerek, yapılan toplam 32.338 TL ödemenin faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, müvekkillerinin işyerini 10/02/2010 tarihinde davacıya devrettiğini, 03/02/2010 tarihinde Nil isimli kişiye devir yapıldığı iddiasının doğru olmadığını, davacının devraldıktan sonra 22 gün işyerinde çalıştığını, istediği geliri yakalayamayınca işyerini terk ettiğini, davacı iddiasının aksine müvekkilinin zarara uğradığını, davacının iş yerine ait kira bedeli, personel giderleri ve elektrik, su giderlerini ödemediğini, peşin olarak ödendiği iddia edilen 22.238 TL’nin ödenmediğini, yalnızca 10.000 TL’lik senede mahsuben 7.500 TL ödendiğini, bu bedelin de anılan davacı zararlarına karşı bloke edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, adi ortaklıkta, ortaklığın tüzel kişiliği ve dolasıyla taraf olma ehliyetinin bulunmadığı, ortağın tek başına dava açabilmesi için özel yetki gerektiği, somut davada belirtildiği şekilde bir yetki bulunmadığı, diğer ortağın 21/04/2012 tarihinde vefat ettiği ölüm kaydından anlaşılmakla birlikte vefat tarihine kadar davaya muvafakat de etmediği, sözleşme gereğince davalıya tam olarak ne kadar para ödendiği, ödenen paranın ne kadarının davacı tarafından ödendiğinin de belli olmadığı, yargılama sırasında dinlenen tanıkların davacı tarafından peşinat olarak davalıya ödendiği iddia edilen paranın işçilerin önceki dönemden kalan alacaklarına karşılık
işçilere ödendiğini belirttikleri, davacı, dava konusu makinelerin haczedilmesi nedeniyle iş yerini terk etmek zorunda kaldığını iddia etmiş ise de, 23/02/2010 tarihli haciz tutanağından iş yerinde fiili haciz yapılmadığı, toplam 1.450 TL miktarlı borcun davacı tarafından taahhüt edilmesi nedeniyle haczedilen eşyaların yediemin olarak kendisine teslim edildiğinin anlaşıldığı, davacı tarafça işyerindeki eşyaların N.T. T. isimli şahsa 03/02/2010 tarihinde satıldığı ve davacının iş yerini kendi isteği dışında davalıdan kaynaklanan nedenlerle terk ettiği iddiasının da kanıtlanamadığı gerekçesiyle, usul ve esas yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Mahkemece yazılı gerekçeyle hem usul hem de esas yönünden davanın reddine karar verilmiş ise de, hem esas hem usulden red kararı verilmesi usule aykırı olduğu gibi, taraflar arasındaki sözleşmenin davacı ve dava dışı ölen Nezahat Aslan ile davalılar arasında akdedildiği anlaşılmaktadır. Adi ortaklık tarafından açılacak davaların, iştirak halinde mülkiyet kuralları gereğince, bütün ortaklar tarafından birlikte açılması gerekir. Dava, bir ortak tarafından açılırsa hemen reddedilmez. Mahkeme, diğer ortakların davaya katılmasına veya muafakat etmelerinin sağlanması için davacıya bir süre verir. Diğer ortaklar davaya katılır veya davaya muafakat ederlerse, davaya devam edelir. Bu durum karşısından, ölü olduğu anlaşılan dava dışı şahsın veraset ilamı dosyaya celbedilerek, ölenin eşinin yargılama sırasında tanık sıfatıyla alınan beyanının tek başına davacının, dava ehliyeti yönünden yeterli olup olmadığı değerlendirilmeksizin karar tesisi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 15.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.