Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/7917 E. 2014/16200 K. 22.10.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/7917
KARAR NO : 2014/16200
KARAR TARİHİ : 22.10.2014

MAHKEMESİ : İSTANBUL 10. SULH HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 31/10/2013
NUMARASI : 2012/189-2013/614

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 10. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 31/10/2013 tarih ve 2012/189-2013/614 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili bankası ile davalı Birgül arasındaki 16.10.1998 tarihli kredi sözleşmesini, diğer davalının kefil olarak imzaladığını, kredi borcunun ödenmesi için davalılara ihtarname gönderilmesine rağmen ödeme yapılmadığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 3.780,39 TL ana para, 61.230,03 TL faiz ve 3.061,50 TL BSMV olmak üzere toplam 68.071,92 TL’nin tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla 5.10.2009 tarihinden itibaren %153 faiz (bankaca uygulanacak cari temerrüt faiz oranlarının artması halinde artan oranlar uygulanmak üzere) BSMV ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı B.. K.. vekili, asıl borçlu davalının hiçbir zaman bankadan kredi kullanmadığını, bu durumun ceza yargılaması sırasında da tespit edildiğini, sözleşme asıllarının ön ve arka yüzleri ile kredinin kullanıldığını gösterir dekonttaki imzaların dahi birbirine benzemediğini, kefaletin esas borca bağlı olarak doğan bir borç olup olduğunu, asıl borç ilişkisi hiçbir zaman kurulmamış ve doğmamış olduğundan müşterek borçlu müteselsil kefilin de kefaletten kaynaklanan sorumluluğunun bulunmadığını, davacının kötüniyetli olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı B.. G.., davacı banka ile kredi sözleşmesi imzalamadığını ve herhangi bir kredi kullanmadığını, diğer davalıyı da tanımadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davalıların hiçbir zaman böyle bir kredi kullanmadıklarını savundukları, gerek dosyada mevcut İstanbul Tüketici Mahkemeleri kararları içeriği, İstanbul 3 Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2006/320 E- 2009/201 K sayılı dosya içeriği ve benzer davalara ilişkin Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 2013 yılında vermiş olduğu muhtelif kararlardan davalı Birgül’ün aslında F. PLtd. Şti.’nin yönlendirmesi ile davacı bankadan tüketici kredisi aldığı, kredi tutarının bu firma tarafından kullanıldığı, kredi alınmasındaki asıl amacın bu firmaya finansman sağlanması olduğu, esasen dava dışı pek çok firma çalışanına kredi kullandırıldığı, firmanın da şahsi ve ayni teminat verdiği, sonuçta kredinin geri ödenmediği, kredilerin geri ödenmemesi üzerine bankanın yetkili müdürlerince sahte kimlik bilgisi ve 3. kişinin katılımı ile mevduat hesabı açılarak başka bir müşterinin hesabından para aktarılıp işletilerek elde edilen paranın icra takibinde mevcut olan ancak davada hasım gösterilmeyen firma hesabına havale edildiği, banka görevlilerinin ceza mahkemesinde yargılandığı ve sahtecilik suçundan mahkum oldukları, dava dışı F. P. hakkındaki davanın Gebze 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görüldüğü, dolayısıyla F. P. Ltd. Şti’nin kendisine finansman yaratmak amacı ile çalışanlarına ve başka kişilere kredi kullandırıp parayı kendisinin tahsil ettiği ve geri ödemediği, kredi ilişkisinin asıl tarafı olduğu, davalıların bankaya karşı herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı ayrıca, davalı Bayram’ın sözleşmede kefil olarak yer almasına rağmen kefilin sorumlu olacağı miktar ve sürenin belirtilmediği, bu nedenle davalı Bayram’ın kefaletinin de geçerli olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kredi alacağının tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, yukarıda özetlendiği şekilde ceza dosyası kapsamı ve benzer davalara ilişkin emsal kararlar uyarınca davalıların bankaya karşı herhangi bir sorumluluklarının bulunmadığı, ayrıca kefil olan davalının kefaletinin geçerli de olmadığı gerekçesiyle davanın redine karar verilmiştir. Ancak, işbu davanın konusunu oluşturan kredi sözleşmesinin de anılan ceza mahkemesi kararında geçen sahtecilik ve zimmet eyleminin konusu olup olmadığının öncelikle belirlenmesi şayet ceza mahkemesi kararında bir belirleme yoksa bu takdirde kredi sözleşmesi üzerinde imza incelemesi yoluna gidilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, 22.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.