YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/12049
KARAR NO : 2014/19118
KARAR TARİHİ : 05.12.2014
MAHKEMESİ : İSTANBUL(KAPATILAN) ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 27/03/2014
NUMARASI : 2013/373-2014/166
Taraflar arasında görülen davada İstanbul(Kapatılan) Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27/03/2014 tarih ve 2013/373-2014/166 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davacı şirkete ait uçakla Kopenhag İstanbul arasında yolculuk yaptığını, varış yerinde çantasının bagajdan çıkmadığını, bunun üzerine havaalanında kayıp eşya müracaat tutanağı düzenlendiğini, daha sonra da davalı şirketçe bagajının bulunamadığını, söz konusu çanta içinde aile yadigarı olan altın kalem ve özel taşlı kutusu ile birlikte müvekkiline ait birçok özel eşyanın olduğunu, bu eşyaların kaybının müvekkilini oldukça üzdüğünü, ayrıca çanta içinde bulunan cüzdan ve banka kasa anahtarının kaybı nedeniyle de müvekkilinin bir takım ödemelerini aksattığını, davalı şirket çalışanlarının umarsız davranışları nedeniyle uzunca bir süre müvekkilinin bagajını aramak için havaalanlarına gidip geldiğini ileri sürerek, 20.000 TL maddi, 30.000 Tl manevi tazminatın faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, dava konusu taşımanın tabi bulunduğu Montreal Konvansiyonu uyarınca müvekkilinin sorumluluğunun sınırlı olduğunu, davacının bagajın içinde bulunduğunu iddia ettiği eşyalara ilişkin hiçbir ispat vesikası sunmadığını, maddi ve manevi tazminat koşullarının oluşmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu taşımanın uluslararası olması nedeniyle uyuşmazlığa Montreal Konvansiyonu’nu hükümlerinin uygulanmasının gerektiği, davacının bagajının kaybolmasından anılan Konvansiyon’un 19. maddesi uyarınca davalı taşıyıcının sorumlu bulunduğu, bu sorumluluğun aynı Konvansiyon’un 22-b maddesi gereğince sınırlı olduğu, davalının dosyaya sunduğu kayıp bagaj formunda, kayıp için ödenecek tutarın 1.131 SDR olarak belirlendiği, diğer bir deyişle davalının, sorumluluğunun üst sınırı üzerinden davacı için tazminat tahakkuk ettirdiği, dolayısıyla davacının bu miktarda maddi tazminat talep edebileceği, manevi tazminat koşullarının da oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 3.905,56 TL maddi, 5.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, hava taşıması sırasında bagajın kaybolması nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararların tahsili istemine ilişkindir. Davaya konu bagaj kaybı, 26.03.2011 tarihinden önce gerçekleştiğinden somut olaya uygulanması gerekli Varşova Konvansiyonu’nun 4 nolu Montreal Protokolü ile değişik 22. maddesine göre bagajın kaybolması yada hasara uğraması halinde hava taşıyıcısının sorumluluğu sınırlı sorumluluk olup bu durumda yolcunun bagaj kaybı nedeniyle gerçek zararının belirlenmesi ve belirlenen tutarın üst sınır ile karşılaştırılması suretiyle bu sınırın altında ise zararın tamamına, bunun üstünde ise üst sınıra kadar tazminata hükmetmek gerekmektedir. Somut olayda mahkemece, bagajın kaybı nedeniyle oluşan gerçek zarar tespit edilmeden doğrudan doğruya sorumluluğun üst sınırına hükmedilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3- Ayrıca, mahkemece davacının çantasının kaybolması nedeniyle manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir. Manevi zarar malvarlığında bir azalmayı değil ve fakat kişilik haklarına vaki tecavüz nedeniyle bir kimsenin duyduğu cismani ve manevi acı ve ızdırabı, elemi ve böylece yaşama zevkinde bir azalmayı ifade eder. Zaman itibariyle somut uyuşmazlığa uygulanması gerekli mülga 818 Sayılı Borçlar Kanunu’nun 49. maddesine göre, kişilik hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namıyla bir miktar paranın ödenmesini dava edebilir. Borçlar Kanunu’nun 98. maddesinin ikinci fıkrasında “haksız fiillerden mütevellit mesuliyete müteallik hükümler kıyasen akde muhalif hareketlere de tatbik olunur” tarzında yapılan yollamanın kapsamına manevi tazminat da girmektedir. Manevi tazminata hükmedilebilmesi için, borca aykırı davranışın (alacaklının) kişilik haklarını ihlal ederek bu tarz bir zarara yol açmış olması gerekir. Ancak her borca aykırılık da kişilik haklarını zedelemez. Yapılan açıklamalar nazara alınarak somut olayda, bagajın kaybı nedeniyle davacının kişilik haklarının ihlal edildiği sonucuna varılamayacağı ve bu nedenle manevi tazminatın koşulları oluşmadığı halde davacı lehine yerinde olmayan gerekçelerle manevi tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 05.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.