Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/8582 E. 2014/11175 K. 11.06.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/8582
KARAR NO : 2014/11175
KARAR TARİHİ : 11.06.2014

MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 18/12/2012
NUMARASI : 2011/568-2012/601

Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 18.12.2012 tarih ve 2011/568-2012/601 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin TMSF tarafından el konulan İ.. Bankası A.Ş’deki iki ayrı hesabında bulunan mevduatının ödenmemesi üzerine TMSF’ye karşı açtığı dava sürmekte iken mevduatın davalı bankanın A. Şubesine yatırıldığını, ilgili şubeye müracaat ederek paranın ödenmesi istenmiş ise de banka tarafından hesap üzerinde TMSF tarafından bloke mevcut olduğundan müracaatın kabul edilmeyerek sundukları vekaletname ve diğer belgelerin iade edildiğini, geçen süreçte TMSF ile ilgili idari davanın Danıştay nezdinde sonuçlanmış ve para ilgili şubeden talep edilmiş ise de aynı gerekçe ile ödeme yapılmayacağının bildirildiğini, bilahare TMSF yetkilileri ile görüşme sonucu blokenin kaldırılmasını istediklerini, TMSF’nin hiçbir zaman bu hesaba bloke koymadığının öğrenildiğini ve durumun davalıya bildirildiğinde “bloke yokmuş yanlışlık yaptık” cevabını aldıklarını, bunun üzerine davalı hakkında icra takibi yapıldığını, ancak davalının borca itiraz ettiğini, yıllardır parayı haksız olarak uhdesinde tuttuğunu ileri sürerek, itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının Aksaray Şubesi nezdindeki vadesiz hesabında bulunan 34.238,95 TL’nin 28/09/2011 tarihinde davacıya ödendiğini, davanın konusuz kaldığını, ödeme için müvekkiline gerekli belgeler ile birlikte zamanında başvuru yapılmadığını, müvekkilinin yaptığı işlemlerin yasal prosedüre uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davalı banka tarafından davacıya ait hesaba 29/01/2007 tarihinde “TMSF-mahkeme kararı olmadan ödeme yapılmayacak” açıklamalı bloke konulduğu, bilahare davacı vekiline hitaben yazılan 23/06/2011 tarihli yazıda söz konusu blokenin konulma nedenine mesnet teşkil edecek yazılı evraka ulaşılamadığının bildirildiği, TMSF’nin ise davalıya hitaben yazdığı 14/07/2011 tarihli yazıda davacıya ait hesaba kendileri veya müflis İ.. Bankası A.Ş. tarafından herhangi bir bloke konulmadığını bildirdiği, bu durumda davalı bankanın hesapta bloke olmadığı halde hesaba blokeli işlemi yaptığı ve sorumlu olduğu, davalı tarafça dava açıldıktan sonra 28/09/2011 tarihinde davacıya 34.238,95 TL ödendiği ve bu miktar bakımından davanın konusuz kaldığı, davacı vekilinin beyanı ile davanın alacağa dönüştüğü, davacı takip talebinde 34.000,00 TL asıl alacak üzerinden (avans faizi istenebileceği halde) reeskont faizi ile istemde bulunduğundan talebi ile bağlı kalınarak blokenin konulduğu bildirilen 29/01/2007 tarihinden ödemenin yapıldığı 28/09/2011 tarihine kadar işlemiş reeskont faizi olan 32.175,40 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1) Davacı, Ankara 3. İcra Müdürlüğü’nün 2011/8541 Esas sayılı takip dosyasında davalının borca itirazının iptalini ve takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, davacının takibin iptali ve icra-inkar tazminatı taleplerine ve davacı vekilinin 25.10.2011 havale tarihli dilekçesinde davanın alacak davası olarak nitelendirilmesini gerektiren bir beyan olmadığı halde, bu dilekçeye yanlış anlam verilerek, davanın alacak davasına dönüştüğünün kabulü ile davanın alacak davası olarak sonuçlandırılması doğru olmamış, davacının temyiz itirazının kabulü ile hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
2) Bozma sebep ve şekline göre, taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenle, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden taraflara iadesine, 11.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.