YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/14878
KARAR NO : 2014/16436
KARAR TARİHİ : 24.10.2014
MAHKEMESİ : SİİRT 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 28/05/2013
NUMARASI : 2012/841-2013/356
Taraflar arasında görülen davada Siirt 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 28/05/2013 tarih ve 2012/841-2013/356 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla,dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 2003/11882 nolu 29, 30, 32. sınıflarda tescilli M. +ş. ibareli markanın sahibi olduğunu, müvekkilinin İstanbul’da faaliyet gösterdiğini, Siirt’te faaliyet gösteren davalının kullandığı etiket ve resimlerin müvekkilinin tescilli markasının neredeyse aynısı olduğunu, davalının eyleminin markaya tecavüz oluşturduğu, davalının http://www.m.k..com adresini kullandığını, bu sitede yer alan bilgilere göre davalının 2008 yılından beri markaya tecavüz ettiğinin sabit olduğunu, davalının ihtara rağmen eylemini sürdürdüğünü ileri sürerek, müvekkiline ait markaya yapılan tecavüzün önlenmesine, markanın kullanıldığı tabelaların sökülmesine, reklam vasıtası, basılı evrak ve ürünlerin toplatılmasına, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminatın tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkiline ait olan M. M. Ö. ve M. K. markalarıyla davacıya ait markanın benzer olmadığını, davacının markasına müvekkilinin tecavüzü bulunmadığını, müvekkilinin yıllardır kuruyemiş işiyle uğraştığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının davacıya ait “M.” markasını taklit etmek suretiyle tecavüzde bulunduğunun sabit olduğu, tarafların gıda sektöründe faaliyet gösterdiği, davalının piyasaya sürdüğü ürünlerde kullandığı marka ve ambalajın tüketicileri davacının ürününü aldığı konusunda yanılgıya düşüreceği, tecavüz olgusunun bilirkişi incelemesine gerek kalmayacak şekilde açık olduğu, davalının tecavüzünün maddi kayıp oluşturduğu ancak zarar miktarının belirlenmesi 556 sayılı KHK kapsamında bilimsel olarak mümkün olmadığından BK’nun 42. maddesi gereğince belirlenmesi gerektiği, 556 sayılı KHK’nin 68. maddesine dayalı olarak markanın itibarına zarar verildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının davacıya ait ‘Mansur” markasına tecavüzünün önlenmesine, davalıya ait Mansur markasının kullanıldığı tabelaların, reklamların, basılı evrakların ve ürünlerinin toplatılmasına, 1.000,00 TL maddi, 1.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki (2) ve (3) nolu bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Ancak dava, marka hakkına tecavüzün tespiti, önlenmesi, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Dava dilekçesine ekli belgelerden davalının “M.” esas unsurlu markayı kuruyemiş emtiası dışında sabun ürünü (b. s.) üzerinde de kullandığı anlaşılmaktadır. Davacı “m.” asıl unsurlu 2003/11882 sayı ile tescilli markasına dayalı olarak tecavüzün önlenmesini talep ettiğine göre, 556 sayılı KHK hükümleri uyarınca davacının dayandığı marka korumasının kapsamı tescil olunduğu mal ve hizmetlerle sınırlıdır. Davacının 2003/11882 sayılı markası kapsamında sabun emtiası bulunmamaktadır. Bu durumda, davacının marka koruması kapsamında bulunan ürünler dikkate alınmak suretiyle bu ürünler bakımından marka hakkına tecavüzün önlenmesi ile yetinilmesi gerekirken infazda tereddüt yaratacak ve marka korumasının kapsamını aşan ürünleri de kapsayacak şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
3- Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin maddi ve manevi tazminata ilişkin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin maddi ve manevi tazminata ilişkin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24/10/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.