Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2013/6348 E. 2014/14065 K. 18.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/6348
KARAR NO : 2014/14065
KARAR TARİHİ : 18.09.2014

MAHKEMESİ : İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 20/12/2012
NUMARASI : 2010/95-2012/304

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 20.12.2013 tarih ve 2010/95-2012/304 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 02.09.2014 günü hazır bulunan asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili Av. …ile asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili Av. C………. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili, davalının fuar organizasyonlarına aracılık ettiğini, Project Iraq 2009 isimli fuar için aracı organizatör olarak stand organizasyonu yaptığını ve fuara katılım bedelinin devlet desteği kapsamında olduğunu duyurduğunu, teşvik izninde olumsuz durumla karşılaşılması halinde ise stand bedelinin % 50’sinin iade edileceğini garanti ettiği, taraflar arasında imzalanan sözleşme uyarınca davalıya 6.087 Euro ödendiğini, ancak davalının kendisinde kalan sözleşmenin navlun hakkı bölümüne sonradan 0,6 m³ ibaresi ekleyerek ekstra navlun ücreti adı altında 6.000 Euro daha talep ettiğini, ayrıca fuar bittikten sonra teşvik iade başvurusu için gerekli belgeleri ve fuara gönderilen malları ihtarname tebliğine rağmen teslim etmediğini, teşvik iade başvurusunun bu nedenle reddedildiğini, müvekkilinin fazladan ödenen 3.000 Euro navlun bedeli için iade faturası kestiğini, bu faturanın davalıya tebliğ edildiğini ileri sürerek, iadesi taahhüt edilen 3.043 Euro, haksız tahsil edilen navlun ücreti 3.000 Euro ve müvekkiline iade edilmeyen mal değeri toplamı 3.208 USD’nin ihtarname tebliğinden döviz mevduatına uygulanan en yüksek ticari avans faiziyle birlikte tahsilini talep etmiş, birleşen davanın reddini savunmuştur.
Asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili, davacının müvekkiline bakiye 3.000 Euro navlun borcu bulunduğunu, davacının 6.000 Euro bedelli faturaya süresinde itiraz etmeyerek borcu kabul ettiğini, davacının teşvik indiriminden yararlanabilmesi için bakiye borcunu ödemesi gerektiğini, 0,6 m³ ibaresinin sözleşme sırasında eklendiğini, fatura konusunun bu miktarı aşan navlun olduğunu, müvekkilinin MK’nın 939-972. maddeleri uyarınca davacının malları üzerinde hapis hakkını kullandığını savunarak, davanın reddini istemiş, birleşen davada bakiye navlun ücreti için başlatılan takibe yönelik itirazın iptalini, takibin devamını, davalı aleyhine % 40 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, kısmen benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında düzenlenen “Fuara Katılım Sözleşmesi” fotokopisinde ekstra navlun ücreti bölümünde bir bedel yazılmadığı, davalı tarafından bu ad altında ücret talep edilemeyeceğinden davacı tarafından ödenen 3.000 Euro’nun ve teşvik başvurusunun davalının yükümlülüklerini yerine getirmemesi sonucu olumsuz sonuçlanması nedeniyle sözleşme bedelinin % 50’sinin iadesinin gerektiği, taraflar arasındaki sözleşmeye göre davacının mallarının fuarı müteakip davacı deposuna getirileceği, ancak bu malların teslim edilmediği, birleşen davada tahsili gereken bir alacak bulunmadığı gerekçesiyle, asıl davanın kabulüne, 6.043 Euro ve 3.208 USD 28.12.2009 temerrüt tarihinden 3095 sayılı Yasa’nın 4/a maddesine göre işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, birleşen davanın ise reddine karar verilmiştir.
Kararı, asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve asıl davada davalı-birleşen davada davacı şirketin ödenmeyen navlun ücretine dayalı olarak taşıdığı eşya üzerinde hapis hakkı bulunmakta ise de, fuar katılım ücretinin ilgili yerlere ödendiğini hususunda asıl davada davacı-birleşen davada davalı tarafa teslimi gereken belgeleri vermemek ve asıl davada davacı tarafın teşfik iade başvurusunun reddine sebep olmak suretiyle zararın doğmasında kusurlu olmasına ve fuar katılım bedelinin 1/2’sinin asıl davada davacı- birleşen davada davalı tarafa iadesinde usulsüzlük bulunmamasına göre, asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Asıl dava yönünden mahkemece, davalı tarafından ekstra navlun ücreti talep edilemeyeceği kabul edilmiş ve 6.000 Euro’luk fatura bedelinin 3.000 Euro’luk kısmı ödenmiş olduğundan bu kısmın iadesine karar verilmiştir. Ancak, davacı-birleşen davalı, karşı tarafça düzenlenen söz konusu faturayı ticari defterlerine işlemiş ve fatura uyarınca 3.000 Euro ödemiş olduğundan artık bu fatura nedeniyle borçlu olmadığını ileri sürerek ödediği miktarın iadesini talep edemez. Kaldı ki, davacı tarafça ödenen 3.000 Euro’yla ilgili düzenlenen iade faturasına da itiraz edilmiş olup, bu alacakla ilgili talebin kabulü doğru görülmemiştir.
Ayrıca, mülga TTK’nın 794. maddesinde taşıyıcıya, üstlendiği eşya taşıma işinden doğan alacağı nedeniyle taşıdığı eşya üzerinde bir özel hapis hakkı tanımıştır. Hapis hakkı kural olarak alacaklıyı koruyucu bir hukuki güvencedir. Davalı-birleşen davada davacının navlun alacağının 3.000 Euro’luk kısmının ödenmediği de sabit olup, navlun ödenmediği sürece davalı-birleşen davada davacının taşınan emtia üzerine hapis hakkı bulunduğundan, mal bedeline ilişkin talebin kabulü de doğru olmamıştır.
3-Öte yandan, ekstra navlun ücreti bakiyesini ödemeyen davacı-birleşen davada davalı, bu kısmın tahsili için başlatılan takibe itirazında haksız olduğundan, birleşen itirazın iptali davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken, reddi de doğru görülmemiş, kararın bu yönden de bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı-birleşen davada davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) ve (3) nolu bentte açıklanan nedenlenle davalı-birleşen davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı-birleşen davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin asıl davada davacı-birleşen davada davalıdan alınarak asıl davada davalı-birleşen davada davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.