YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/6368
KARAR NO : 2014/14107
KARAR TARİHİ : 19.09.2014
MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 25/12/2012
NUMARASI : 2012/21-2012/227
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 25/12/2012 tarih ve 2012/21-2012/227 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 03.09.2014 günü hazır bulunan davacı vekili Av. Z.. E.. ile davalılardan asil A. H.U. ve davalılar vekili Av. H.. K.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili davalılardan A.. S.. vekillerinin Antalya 3. Noterliğince düzenlenen 06.07.2009 gün ve 15892 yevmiye numaralı ihtarname ile taraflar arasındaki 09.02.2005 tarihli protokol gereğince müvekkili tarafından yazılan (Bitkilerdeki Sağlık Mucizesi) adlı kitaptan dolayı 09.02.2005 tarihinden sonra elde edilecek tüm gelir ve semerelerinin taraflar arasında paylaşılmasının gerektiğini bildirdiğini; ancak davacının bu şekildeki sözleşmeden haberdar olmadığını; müvekkilinin bila bedel bir sözleşme yapmayacağını; fakat benzerlik nedeniyle protokoldeki imzanın müvekkiline ait olabileceğini; çünkü davalılardan davacının eşi A. S. ile boşanma sırasında davacının adı geçen davalının boşanma protokolü yapması için birçok belge imzalatıp aldığını; ihtarnameye konu protokolün de davacı tarafından davalıya boş olarak verilen birkaç belgeden biri olabileceğini ve sonradan A. S. tarafından anlaşmaya aykırı olarak doldurulması suretiyle sözleşmeye dönüştürüldüğünü; protokol kapsamını kabul etmemekle birlikte ihtara ve davaya konu edilen protokolün kapsamının tetkikinden davacının bir bilim adamı olmasının da göz önünde bulundurulup bu hususların birlikte değerlendirilmesi sonucu, sözleşmenin geçerli kabul edilmesi halinde davacının ömür boyu yazdığı veya yazacağı tüm kitapları da kapsar bir şekilde sözleşme yapmasının akla uygun olmadığını; bu nedenlerle de davacının gerçek iradesini yansıtmadığını ve böyle bir durumun hayatın olağan akışına da aykırı olduğundan bahisle; ihtara konu ve varlığı iddia edilen sözleşme nedeniyle davacının davalılara borçlu olmadıklarının tespitine ve sözleşme ile davacının bağlı olmadığının saptanmasına, yok hükmünde olan sözleşmenin iptaline, sözleşmenin varlığının kabulü halinde müvekkili açısından yükümlülük ve borç doğurmadığının; doğmuş bir borcun olmadığının ve davacının mesleğine ilişkin yazdığı ve yazacağı diğer tüm kitapları ile bilimsel çalışmaları da kapsar şekilde genişletilemeyeceğinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar A. H. U. ve İ.. E.. vekili davanın reddini istemiştir.
Mahkeme iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin ağırlıklı olarak davacıya edimler yüklediği, ivazlar arasında aşırı oransızlık bulunduğu kişisel özgürlüğü (bilimsel yayın yapma, yaratılan eseri çoğaltma, dağıtma) aşırı şekilde baskı altına aldığı, dava konusu olayda 5846 sayılı yasanın 48/1 maddesinin uygulama yerinin olmadığı, zira sözleşmenin eserden kaynaklanan mali hakların (çoğaltma, yayma gibi) devri niteliğinde olmayıp telif bedelinin paylaşılması niteliğinde olduğu 5846 sayılı yasanın 48/3 maddesi kapsamında da bir sözleşme olmadığı sadece yaratılmış bir eserden elde edilen gelirin paylaşımı konusunda olduğu bu nedenle 48/3 maddesi gereğince vucuda getirilmemiş eserler veya tamamlanmamış eserler konusunda uygulanacak geçersizlik şartının bu sözleşme kapsamında konusunu oluşturan bir madde bulunmadığından uygulanmasına gerek olmadığı dava konusu telif gelirinin paylaşılması ile ilgili sözleşmenin şeklen geçerli bir sözleşme olsa bile içerik itibariyle ivazlar arasındaki aşırı oransızlık gözönünde bulundurulduğunda davacının iktisaden mahvına sebebiyet verecek şekilde ve kişilik haklarına aykırı bir sözleşme olduğu gerekçeleriyle BK’nun 26.ve 27.maddeleri uyarınca davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalılar vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve 09.02.2005 tarihli protokol başlıklı belgenin 4.paragrafında düzenlenen “Bitkilerde Sağlık Mucizesi” adlı eserin telif haklarının davalılara devrini içeren bölümünün 5846 sayılı FSEK’nun 52.maddesine uygun nitelik taşımamasına ve 818 sayılı BK’nun 19/2.maddesi uyarınca kanunun kati bir surette emreylediği hukuki kaidelere veya kanuna aykırı sözleşmelerin hükümsüz olmasına ve aynı yasanın 20/2.maddesi uyarınca sözleşmenin kısmi butlanına hükmedilmesinin mümkün bulunmasına göre,davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Ancak uyuşmazlık konusu 09.02.2005 tarihli sözleşmenin ikinci,üçüncü ve beşinci paragraflarında davacının eser sahibi olduğu “Bitkilerde Sağlık Mucizesi” adlı eserin protokolün imza tarihinden sonra elde edilecek bütün gelirlerinin sözlşmenin tarafları arasında pay edileceği,bu paylaşıma anılan eserin Saraçoğlu.info.tr adresindeki internet sitesinden sağlanacak gelirlerin ve hatta maddi değere sahip ödüllerin ve danışmanlık ücertinin de dahil olduğu belirtilmiştir.
Anılan sözleşmenin ikinci,üçüncü ve beşinci paragraflarına konu olan eser üzerindeki mali haklar nedeniye protokol tarihinden sonra elde edilecek gelirin belli oranlarda davalılara verilmesi 818 sayılı BK’nun 234.maddesi anlamında hibe sözleşmesi niteliğinde olup , bu hususta sözleşme düzenlenmesine yasal bir engel bulunmamaktadır.
Öte yandan aynı protokolün altıncı ve yedinci paragraflarında da yine anılan eserle ilgili olarak yapılacak sözleşmeler ve bu sözleşmeler sonucunda elde edilecek gelirin idaresi ve paylaşımının düzenlendiği anlaşılmaktadır.Bu düzenleme meydana getirilmiş bir esere yönelik olduğundan eser sahibinin yaratıcı faaliyeti üzerinde olumsuz etki doğuran sözleşme olarak nitelenemez ,bu bakımdan BK hükümlerine göre sözleşme özgürlüğü kapsamında taraflar diledikleri şekilde tasarrufta bulunabilirler,anılan sözleşmenin yukarıda birinci bentte belirtilen butlan nedeni dışında yasal süresi içerisinde BK’nun 31.maddesi hükümlerine dayalı olarak iptali de talep edilmediğine göre; mahkemece yazılı gerekçe ile protokolün 1.bentte belirtilen 4. paragrafı dışında (bu hükmün davacının diğer yükümlülüklerine bir etkisi olmadığı da gözetilmeksizin) tümünün iptaline karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın davalılar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalılar yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılar’a verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 19.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.