Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/10874 E. 2014/16566 K. 31.10.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/10874
KARAR NO : 2014/16566
KARAR TARİHİ : 31.10.2014

MAHKEMESİ : DÜZCE 2. SULH HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 27/12/2012
NUMARASI : 2011/971-2012/909

Taraflar arasında görülen davada Düzce 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 27/12/2012 tarih ve 2011/971-2012/909 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı banka nezdinde bulunan döviz cinsi hesabınının müvekkili ile aynı ismi taşıyan bir başka kişinin icra borcu için bloke edildiğini ve tüm parasının icra dosyasına yatırıldığını, davalının söz konusu yanlışlığı fark ederek müvekkilinin parasını iade ettiğini ancak aradan geçen 29 ay sonunda müvekkilinin kaybının meydana geldiğini, maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek 4000,00 TL maddi, 1000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yanlışlığın fark edilmesi karşısında davacı parasının devlet bankalarının uyguladığı en yüksek faiz oranı hesaplanarak iade edildiğini, manevi tazminat koşullarının oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca davalı bankanın tc kimlik numarası kontrolü yapmaksızın davacı ile aynı isimdeki bir başka şahsın icra dosyası borcuna mahsuben davacı hesabındaki parayı dosyaya yatırdığı, yanlışlığın fark edilmesini müteakip faizi ile birlikte paranın davacıya iade edildiği ancak denkleştirici adalet ilkesi gereği benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda davacı zararının daha yüksek olduğu, manevi tazminat koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 2.641,21 TL’nin 28/03/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı Banka’nın hatalı işlemi nedeniyle maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. Davalı Banka’nın sehven davacı ile aynı adı taşıyan dava dışı bir kişinin borcuna mahsuben davacı hesabına bloke koyduğu ve akabinde parayı icra dosyasına yatırdığı taraflar arasında tartışmasızdır. Mahkemece hükme dayanak alınan bilirkişi raporunda, bloke edilerek icra dosyasına yatırılan paranın tümünün davacı hesabına 27.11.2008 tarihinde girdiği varsayılarak, 28.11.2008 tarihi itibariyle bu miktar EURO’nun TL karşılığı bulunmak suretiyle hesap yapılmıştır. Oysa, davacı hesabına yatırılan toplam 5.548,86 EURO farklı tarihlerde havale edildiği gibi, bilirkişi raporunda faiz başlangıç tarihi de davalı Banka’nın hatasını kabul ederek davacı hesabına yeniden parayı yatırdığı 28.03.2011 tarihi olarak kabul edilmiştir. Ancak, davalı Banka’nın temerrüt tarihi davacının davalı Banka’dan mevduatını talep ettiği ve fakat mevduatına ulaşamadığı tarih olarak kabul edilmeli ve varsa bu tarihten itibaren munzam zararın hesaplanması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulü doğru olmamış, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 31/10/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.