Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/3145 E. 2014/9246 K. 14.05.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/3145
KARAR NO : 2014/9246
KARAR TARİHİ : 14.05.2014

MAHKEMESİ : İZMİR FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 18/12/2013
NUMARASI : 2013/37-2013/154

Taraflar arasında görülen davada İzmir Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18/12/2013 tarih ve 2013/37-2013/154 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimitarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının haklı bir sebep olmadığı halde işletmesinde “M.. marka ve logolarını kullanarak müvekkilinin itibarından haksız yararlandığını, markaya tecavüz ettiğini, uygun olmayan sair ürünler sattığını, böylece tüm ürünlerinin “M.. ürünleriymiş gibi bir intiba yarattığını ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000 TL maddi, 4.000 TL manevi tazminatın temerrüt faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin karşı yan ile 3-4 yıldır alış verişi olduğunu, davacının ürünlerini alıp sattığını, kazanç kaybı iddialarının haksız ve yersiz olduğunu, tabelayı dahi davacının kendisinin taktığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının tescilli “M.. markasının münhasır lisans sahibi olduğu, davalının markayı haklı bir yetkisi olmaksızın taşkın biçimde kullandığı, davalının halı, mobilya vb. ev ürünleri satarken dükkanının tabelasında kendi işletme adı ve unvanından ziyade büyük ve baskın puntolu karakterlerle m.. ibaresini yazdığı, bu markasal kullanım ile markanın ayırt edicilik ve çekim gücünden yararlandığı, müşterilerin, davalıyı davacı ile karıştırabileceği, onun şubesi bağlantılı bir şirketi sanabileceği gerekçesiyle, davalının tescilli “M.” markasını işletme adı ve markasal biçimde kullanma eyleminin markaya tecavüz oluşturduğunun tespitine, önlenmesine, 1.000 TL maddi ve 4.000 TL manevi tazminatın temerrüt faiziyle birlikte tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, marka hakkına tecavüzün tespiti önlenmesi maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
İzmir Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2012/99 Esas sayılı Değişik İş dosyasında yapılan 15.01.2013 günlü delil tespitinde sırasına aleyhine tespit istenen işyeri sahibi M.. E.. söz konusu işyerini A.. E.. iki-üç yıl önce devir aldığını, devir aldığında anılan logo ve markanın kullanılmakta olduğunu, kendisinin M.. markalı ürünlerin satışını yapmadığını, yaklaşık bir iki ay önce M..temsilcisinin markanın kullanmamasını istediğini, kendisininde M.. levhasını kaldıracağını ifade ettiğini beyan etmiştir, 19/03/2013 tarihli polis tutanağında . Halı Mobilya isimli işyerinin S. E.. devredildiği belirtilmiştir. Yine ibraz edilen Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı’nın 27/08/2008 tarihli yoklama fişinde adreste 22/08/2008 tarihinden itibaren Z.. A.. K..faaliyetini devam ederken işyerinin önce A.. E..’e onun tarafından da M.. E.. devredildiğinin, beyan edildiği belirlenmiştir. Tespite konu işyeri adresindeki vergi levhasında mükellef olarak M. E..isminin geçtiği ve işe başlama tarihinin 22/08/2008 olduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır. Ödeme kaydedici cihazlara ait 02/12/2012 tarihli tutanakta da delil tespitinin yapıldığı işyerindeki cihaz sahibinin M.E. olduğu, cihazın 04/09/2008 tarihinde kullanılmaya başlanıp en son ise 02/12/2012 tarihinde kullanıldığı saptanmıştır. Marka hakkına tecavüz sebebiyle tazminat istemine ilişkin olan davada yukarıda açıklanan delil ve belgelerden davalının delil tespitinin yapıldığı işyerini davadan önce devrettiği anlaşılmaktadır. Bu durumda işbu davada davadan önce işyerini devreden davalıya husumet düşüp düşmeyeceği tartışılıp değerlendirilmesinin davalıya husumet düştüğünün kabul etmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, hükmün açıklanan nedenle temyiz eden mümeyyiz davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin ve davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda (1) numaralı bentte yazılı nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin ve davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 14.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.