YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/4569
KARAR NO : 2014/11276
KARAR TARİHİ : 12.06.2014
MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 02/10/2012
NUMARASI : 2010/162-2012/592
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 12. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 02/10/2012 tarih ve 2010/162-2012/592 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı ile dahili davalı vekilleri tarafından ayrı ayrı istenmiş olup, duruşma için belirlenen 10.06.2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı asil A.. Ç.. ve vekili Av. E.. B.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin sahibi ve yetkilisi olduğu T. İletişim Sistemleri İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. adına olan T. bayiliğinin dükkan içindeki malzeme ile birlikte 09.07.2009 tarihli sözleşme ile davalının sahibi ve yetkilisi olduğu S. İletişim ve Bilgisayar Hizm. Ltd. Şti.’ne 120.000,00 TL bedel ile devrettiğini, müvekkilinin bayiliği ve dükkan içindeki malzemeyi davalıya devrettiği halde davalının devir bedelini yapılan ihtara rağmen ödemediğini ileri sürerek, 09.07.2009 tarihli sözleşmede belirtilen 120.000,00 TL alacağın davalıdan temerrüt tarihi olan 18.03.2010 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı ile müvekkili arasında taşınmaz ve Turkcell bayiliği devrinin olmadığını, müvekkilinin taşınmaz maliki ile anlaşmak suretiyle kiracı olarak bizzat kendi adına ve T. İletişim Hizmetlerinden onay almak suretiyle kendi adına faaliyete başladığını, davacıdan herhangi bir devir ve mal tesliminin sözkonusu olmadığını, davacının müvekkilinden alacağı olmadığı gibi tam tersine borçlu olduğunu savunarak, davanın reddini istemiş; yargılama sırasında verilen ihbar dilekçesinde ise müvekkili tarafından T. bayiliğinin 120.000,00 TL bedelle Y. Elektronik-S.. Y..’a devredildiğini ileri sürerek, davanın S.. Y..’a ihbarını istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, tarafların aralarında yaptıkları 09.07.2009 tarihli devir sözleşmesine istinaden davacıya ait T. Bayiliğinin ve dükkanda bulunan malzemelerin 120.000,00 TL bedel mukabilinde davalıya devir edildiği ve bu tarihten itibaren başlamak üzere 6 ay içinde T:’in onay vereceği bir firmaya devri konusunda dükkanı devir alan davalı tarafından davacı O.. E..’a yetki verildiği ve bu süre zarfında devir gerçekleşmemesi durumunda 120.000,00 TL devir bedelinin davalı A.. Ç.. tarafından davacı O.. E..’a ödeneceğinin taahhüt edildiği ve devrin hangi tarihte gerçekleştiğinin belirlenemediği, öne sürülen ödemenin ve mahsuplaşmanın belgelenemediği gerekçesiyle davanın kabulü ile 120.000,00 TL’nin 20.03.2010 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalılardan alınmasına karar verilmiştir.
Kararı, davalı ve dahili davalı vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı A.. Ç.. vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dahili davalı S.. Y.. vekilinin temyiz itirazlarına gelince: Davacı tarafından A.. Ç..’na karşı açılan alacak davasında, davalı Alparslan tarafından davanın ihbar edildiği S.. Y..’ın ihbar edilen konumunda olmasına rağmen dahili davalı olarak karar başlığında gösterildiği ve hakkında hüküm tesis edildiği anlaşılmıştır.
Gerek mülga HUMK gerekse 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren HMK hükümleri uyarınca usul hukukumuzda zorunlu dava arkadaşlığı hali dışında, dahili dava yolu ile davaya yeni taraf ithal edilmesi düzenlenmemiştir. Somut olayda, davacı tarafından S.. Y.. aleyhine husumet yöneltilerek açılan bir dava bulunmayıp, davalı tarafından S.. Y..’a davanın ihbar edilmesine rağmen anılan şahsın dahili davalı olarak gösterilip hakkında karar verilmesi, hükmün ancak davanın tarafları hakkında kurulması yönündeki temel usul kuralına aykırı olduğundan, ihbar olunan hakkında verilen hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3-Bozma neden ve şekline göre ihbar olunan (dahili davalı) vekilinin esasa yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı A.. Ç.. vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle ihbar olunan (dahili davalı) S.. Y.. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın anılan yararına BOZULMASINA; (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle ihbar olunan (dahili davalı) vekilinin esasa yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, aşağıda yazılı bakiye 6.415,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 12.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.