YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/6405
KARAR NO : 2014/9453
KARAR TARİHİ : 21.05.2014
MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 6. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 22/01/2013
NUMARASI : 2010/167-2013/25
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 6. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22/01/2013 tarih ve 2010/167-2013/25 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı S.. Y.. vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı Y.. Tatlı Gıda AŞ.’nin ortağı ve yönetim kurulu başkanı olduğunu, müvekkilinin katılmadığı 19.06.2008 tarihli yönetim kurulu kararı ile davalı S.. Y..’ın münferit imza ile yetkili kılındığını, kendisi adına atılan imzanın sahte olduğunu, şirketin 05.05.2009 tarihli genel kurulda tasfiyesine karar verildiğini, davacının daha önceden şirketi temsile yetkili iken 2.500 TL maaş aldığını, şu anda herhangi bir geliri kalmadığını, hileli ve haksız muameleler ile tahsilatlar yapıldığını, olay nedeniyle üzüntüye kapıldığını, kişilik haklarının zedelendiğini ileri sürerek, 5.000 TL maddi ve 20.000 TL manevi tazminatın tahsilini talep ve dava etmiş, sonradan ıslah dilekçesiyle maddi tazminat istemi olarak şirkete koyduğu sermaye tutarının tahsilini istemiştir.
Davalılar vekili, şirkette yönetim kurulu kararının muhasebe tarafından hazırlandığını, sonradan ortakların imzasına sunulduğunu, ortada herhangi bir zarar oluşmadığını, manevi tazminat şartlarının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının olmadığı yönetim kurulunda sahte imza ile karar alındığı, davacının maddi zararının 37.788,59 TL olduğu, olay nedeniyle davacının üzüntü duyduğu, diğer davalılar Y.. A.. ve A.. K.. yönünden davanın reddi gerektiği gerekçesiyle, davalı S.. Y..’dan 37.788,59 TL maddi ve 10.000 TL manevi tazminatın tahsiline, diğer davalılar yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı S.. Y.. vekili temyiz etmiştir.
1-Davacı taraf, dava dışı Y..Tatlı Gıda AŞ.’nin ortağı ve imzaya yetkili yönetim kurulu üyesi olduğunu, 19.06.2008 tarihli yönetim kuruluna katılmadıkları halde sahte imza ile davalı S.. Y..’ın münferit imza ile yetkili kılındığını, şirketi temsile yetkili iken maaş aldığını, şuanda herhangi bir geliri kalmadığını, olay nedeniyle zarara uğradığını ileri sürerek, 5.000 TL maddi tazminatın tahsilini istemiş, 22.03.2012 tarihli beyan dilekçesinde ise davanın konusunun evrakta sahtecilik neticesinde davacının alamadığı sermaye payı, şirket kar payları, maaş alacaklarından oluştuğunu beyan etmiştir. Mahkemece, davacının kayıtlı sermaye payının dava tarihindeki değerinin tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bilirkişi raporunda dava tarihi itibariyle sermaye değerinin 37.788,59 TL olduğu belirlenmiştir. Davacı 09.10.2012 tarihli ıslah dilekçesiyle maddi tazminat talebini 37.788,59 TL’na yükseltmiş, anılan miktarın davalı S.. Y..’dan tahsiline karar verilmiş ve işbu hüküm davacı tarafça temyiz edilmemiştir.
6762 Sayılı TTK.nun 405/2. maddesine göre, pay sahipleri sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler. Anonim şirketlerde ortağın payını devretme ve dolayısıyla şirketten çıkmasına olanak veren yasal bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu nedenle, anonim şirket ortağının dolaylı da olsa şirketten ayrılması ve kendisine ayrılma payı ödenmesini talep etmesi mümkün olmadığı gibi, böyle bir taleple açılan dava yönetim kurulu üyelerine de yöneltilemez.
Bu itibarla, mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacının talebinin değerlendirilerek neticesine göre bir karar vermek gerekirken yanılgılı değerlendirmelerle, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
2- Ayrıca, davacı taraf olay nedeniyle kişilik haklarının zedelendiğini ileri sürerek, 20.000 TL manevi tazminatın tahsilini talep etmiş, mahkemece temsil yetkisi değişikliği yapıldığı hususunun davacının çevresinde duyulduğunda üzüntü duymasının hayatın olağan akışı gereği olduğu gerekçesiyle 10.000 TL manevi tazminatın davalı S.. Y..’dan tahsiline karar verilmiştir. Oysa, 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 49. maddesine göre, şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namıyla bir miktar paranın ödenmesini dava edebilir hükmünü haiz olup, ceza davasında davacı adı altında bulunan imzanın kimin tarafından atıldığı tespit edilemediği gibi, somut olayda davacının kişilik haklarının zedelendiğinden bahsetmek mümkün değildir.
Bu itibarla, mahkemece davacının manevi tazminat talebinin reddine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3-Bozma neden ve şekline göre mümeyyiz davalının vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: 1-Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı S.. Y.. vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün anılan taraf yaranına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı S.. Y.. vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı S.. Y..’a iadesine, 21.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.