YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/7546
KARAR NO : 2014/14390
KARAR TARİHİ : 24.09.2014
MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 17/07/2013
NUMARASI : 2009/62-2013/270
Taraflar arasında görülen davada İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 17/07/2013 tarih ve 2009/62-2013/270 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, tarafların E. Yağlama Ürünleri Ltd. Şti. adlı şirketin ortağı olduklarını, davalıların 2001 yılına kadar şirketi temsil ve idare ettiklerini, 2001 yılında şirket müdürü olarak müvekkilinin tayin edildiğini, bu tarihlerde müvekkilinin başka işleri olması nedeni ile şirket işlerini yine davalıların yaptıklarını, davalıların şirketi idare ettikleri dönemde şirkete ait araçları sattıklarını, parasını şirket kasasına koymadıklarını, şirketin mallarını sattıklarını parasını şirkete vermediklerini, şirketin alacaklarını tahsil ettiklerini ancak şirket kayıtlarına intikal ettirmediklerini, şirketin araçları ile seyahat ederek şirketin rakibi olan ürünleri sattıklarını ve kazandıklarını kendilerine alıp masraflarını şirkete yazdıklarını, şirketi 3. şahıslara borçlandırdıklarını, borcu ise ödemediklerini, şirketin SSK ve vergi borçları ile işten çıkarılan işçilerin tazminatlarını da ödemediklerinden dolayı tüm bu alacakların davacı tarafından şahsi paraları ile ödendiğini, tarafların almış oldukları muhtelif ortaklar kurulu kararlarına göre davacı tarafından şirket nam ve hesabına yapılan ödemelerden davalıların, şahsi sorumluluklarını kabul ederek bu bedelleri davacıya ödeyeceklerini taahhüt ettiklerini, şirketin 2002 yılı itibariyle fiilen kapanmış olmasına rağmen davacının bu güne kadar sürekli olarak davalıların ödemedikleri borçları ödediğini, davalıların davacıya taahhüt ettikleri bedelleri bugüne kadar ödemediklerini ileri sürerek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 7.500,00 TL’nin faiziyle ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve etmiş, yargılma sırasında talebini 17.297,95 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalılar ayrı ayrı davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; iddia, savunma ve tüm dosya kasamına göre davacı tarafından yapıldığı iddia edilen ödemelerin dava dışı şirket nam ve hesabına yapılmış olması ve şirketin de halen faal olması sebebiyle söz konusu ödemelerin ancak şirket tüzel kişiliğinden talep edilebileceği, şirketin ortakları olan gerçek kişi davalılara husumet yöneltilmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı, davada tarafların ortağı olduğu dava dışı limited şirketin borçlarını ödediğini, muhtelif tarihli ortaklar kurulu kararıyla, davalıların davacının dava dışı şirket nam ve hesabına yaptığı bu ödemelerden şahsi olarak sorumlu olduklarının kabul edildiğini buna rağmen davacıya ödeme yapılmadığını iddia etmiş, mahkemece de şirket nam ve hesabına yapılan ödemelerin ancak şirketten talep edilebileceği, işbu davada şirket ortaklarına husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiştir. İlke olarak, şirket nam ve hesabına yapılan ödemeler ancak şirketten talep edilebilirse de somut olayda davacı, davalıların şirket nam ve hesabına yapılan ödemelerden şahsi olarak sorumlu olduklarını kabul ettikleri ortaklar kurulu kararları bulunduğunu ileri sürmüştür. Gerçekten de dosya içerisinde bulunan 18.10.2001, 26.10.2001, 09.01.2002 tarihli ortaklar kurulu kararıyla davalılar, davacı tarafından ödenen şirket borçlarından şahsi olarak sorumlu bulunduklarını kabul etmişlerdir. Davalılar, anılan ortaklar kurulu kararlarındaki imzanın kendilerine ait olmadığını savunmuşlarsa da, mahkemece bu yönde alınan bilirkişi raporu imzaların davalılara ait olduğu tespit edilmiştir. Bu itibarla, mahkemece davalıların, davacı tarafından ödenen şirket borçlarından şahsi olarak sorumlu olduklarını kabul ettikleri nazara alınmadan yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış kararın bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24/09/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.