YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/3460
KARAR NO : 2014/9742
KARAR TARİHİ : 27.05.2014
MAHKEMESİ : EDİRNE 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 11/10/2013
NUMARASI : 2013/268-2013/493
Taraflar arasında görülen davada Edirne 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11/10/2013 tarih ve 2013/268-2013/493 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin imzalı iki boş dekontunu elinde bulunduran T.. Ü.. 23.02.2005 tarihinde davalı bankanın E.. Şubesi’ne giderek aynı gün davacının hesabına yatırılan 52.185 TL’yi kendisine verilen boş dekonta dayanarak banka görevlisi davalı D.. K.. aracılığı ile çektiğini, aynı şekilde 02.03.2005 tarihinde de davacının hesabına yatan 98.000 TL’nin boş dekont kullanılarak T.. Ü.. verildiğini, müvekkilinin davalı banka görevlisine ya da diğer banka çalışanlarına herhangi bir yazılı veya sözlü talimat vermediğini, davalı D.. K..’ın dava konusu paranın çekilmesi istendiğinde müvekkilini telefonla dahi aramadığını, müvekkilinin davalı banka görevlisi ve dolaysıyla davalı bankanın kusuru ile parasını alamadığını belirterek şimdilik 7.500 TL’nin ihtarname tarihinden itibaren bankalarca 1 yıllık mevduata uygulanan en yüksek faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka vekili ve diğer davalı, ayrı ayrı yetki itirazı ve zamanaşımı definde bulunarak usul ve esas yönünden davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan delillere göre, dava konusu işlemin 23.02.2005 tarihinde meydana geldiği, davacının şikayeti üzerine T.. Ü.. ve D.. K.. hakkında Edirne 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2006/284 esas sayılı dosyasında beraat kararı verildiği, temyiz sonucunda dolandırıcılık suçu için öngörülen 7 yıl 6 aylık dava zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşıldığından beraate ilişkin hükmün bozulmasına ve kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine 19.09.2012 tarihinde karar verildiği, davacının davalılar hakkında genel zamanaşımı süresi geçtikten sonra 15.04.2013 tarihinde işbu davayı açtığı, davalının süresinde zamanaşımı itirazında bulunduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, mevduat sözleşmesi kapsamında hesapta bulunan ve dava dışı kişiye ödenen paranın tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Ancak, davalı D.. K..’a dava dilekçesi 26.04.2013 tarihinde tebliğ edilmiş olup süresi içinde cevap dilekçesi verilmemiş, süresinden sonra verilen cevap dilekçesinde zamanaşımı def’inde bulunulmuş ve davacı tarafça da zamanaşımı def’ine muvafakat edilmemiştir. Bu nedenle, mahkemece davalı D.. K.. yönünden süresi içinde zamanaşımı definde bulunulmadığı; davalı banka yönünden ise, mevduatın çekildiği tarihte yürürlükte bulunan 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun 10. maddesi gereğince zamanaşımı süresinin 10 yıl olarak düzenlendiği gözden kaçırılarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıdaki bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 27/05/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.