YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/5104
KARAR NO : 2014/10992
KARAR TARİHİ : 10.06.2014
MAHKEMESİ : ADANA 6. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 19/12/2013
NUMARASI : 2012/288-2013/660
Taraflar arasında görülen davada Adana 6. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19/12/2013 tarih ve 2012/288-2013/660 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin ve annesinin davalı banka nezdinde bulunan ve 1995 yılında 23.000.000 TL (23,00 YTL) yatırılmak suretiyle açılan ortak vadeli hesabında bulunan paradan bir miktar çekilmesinden sonra hesapta 13.000.000 TL (13,00 YTL) para kaldığını, bundan sonra hesap üzerinde herhangi bir tasarrufta bulunulmadığını, kalan paranın akıbetinin belirlenemediğini belirterek belirsiz alacak davası kapsamında şimdilik 1.000,00 TL alacağın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, davacının herhangi bir hak ve alacağının bulunmadığını, hesaptaki paranın peyderpey çekilerek hesabın kapatıldığını, belgelerin 10 yıllık saklama süresinin dolduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının hesap cüzdanı fotokopisi dışında herhangi bir delil ibraz edemediği, 1999 yılında davalı banka tarafından fiziki ortamdaki tüm kayıtların dijital ortama aktarıldığı ve işlemlerin dijital ortamda yapılmaya başlandığı, dava konusu hesabın dijital ortama aktarılmadığı konusunda herhangi bir delil ve belge bulunmadığı, dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle gerek zamanaşımı yönünden gerekse ispatlanamaması sebebiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, mevduat hesabında bulunan paranın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda yazılı gerekçeler ile davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, davalı vekili zamanaşımı definde bulunmuş olup, mevduat zamanaşımı süresi 10 yıl ise de, bu süre mevduat sahibinin davalı bankadan parasını talep ettiği tarihte başlayacaktır. Bu nedenle, mahkemece davanın zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmesi de doğru olmadığı gibi, zamanaşımı nedeniyle reddedilen davanın ayrıca esas yönünden de reddine karar verilmesi de doğru değildir. Davacı, davalı tarafından düzenlenerek kendisine verilen banka hesap cüzdanını delil olarak ibraz etmiştir. Bu hesap cüzdanına göre 17.01.1995 tarihi itibariyle hesabında 23.000.000,00 TL (23,00 YTL) mevcuttur. Davalı banka bu paranın akıbeti konusunda bir bilgi vermeyip 1999 tarihinden evvel hesabın kapatıldığını savunmaktadır.
Davacı, davalı yedinde mevduatı ve mevduat hesabı bulunduğunu ispatladığına göre bu mevduatın davacıya, vekiline veya onun talimatıyla bir başka hesaba virman yapıldığını ispat külfeti davalı Banka’da olup, bu nedenle mahkemece davanın belirtilen gerekçelerle esas yönünden de reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 10/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.