YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/4574
KARAR NO : 2014/11054
KARAR TARİHİ : 10.06.2014
MAHKEMESİ : ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 25/09/2012
NUMARASI : 2011/89-2012/242
Taraflar arasında görülen davada Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 25/09/2012 tarih ve 2011/89-2012/242 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 10/06/2014 günü hazır bulunan davacı vekili Av. F.. E.. ile davalılar vekili Av. I. O. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı Ş.. Ş..’in kardeş olduklarını, 1985 yılından beri diğer davalı şirkette % 50 paylı ortakken 2005 yılında bu ortaklığı sonlandırma kararı aldıklarını, 05.05.2005 tarihli sözleşmeyi düzenlediklerini, müvekkilinin davalı şirketteki %50 hissesini davalı ağabeyinin oğlu olan Tuncay Şahin’e devredileceğinin kararlaştırıldığını, buna karşılıkta şirkete ait fabrika ve idare binasının bulunduğu taşınmazın yarı hissesinin müvekkiline verilmesi ile toplamda 400.000 TL ödemenin yapılmasının kararlaştırıldığını, 20.06.2005 tarihinde müvekkilinin şirketteki tüm hissesini davalının oğluna devrettiğini, durumun ticaret sicilinde de ilan edildiğini, 400.000 TL’nin ödendiğini, ancak taşınmazın tapusunun devredilmediğini ileri sürerek, taşınmazın yarı payının iptali ile müvekkili adına tesciline, bunun mümkün olmaması halinde bedelinin belirlenerek şimdilik 100.000 TL’ nin faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, uyuşmazlığın taraflar arasında sözleşmeye dayandığını, noter senedi incelendiğinde bedelinin tamamen ödendiğinin yazılı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Ş.. Ş.., yanıt vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, 05.05.2005 ve 04.05.2005 tarihli adi yazılı sözleşmelerin içeriğinden, davacı A.. Ş.. ve davalı Ş.. Ş..’in, diğer davalı şirketteki ortaklıklarını sonlandırmak istedikleri, sözleşmenin 400.000-TL ödenmesine ilişkin kısmının ifa edildiği, ancak adi yazılı sözleşmede yazılı olan davalı şirketteki hissenin devrinin bu tarihten sonra 20.06.2005 günü noterde davalı haricinde (davalının oğluna) devrinin gerçekleştiği, noter devir sözleşmesinde devir bedelinin tamamen ve haricen ödendiği, satıcıya borcun kalmadığının yazılı olduğu, 6762 sayılı TTK’nın 520/son maddesine göre pay devri veya devir vaadi hakkındaki sözleşmelerin yazılı ve imzası noterlikçe tasdik ettirilmiş olması gerektiği, aksi halde geçersiz bulunacağı, dayanak adi yazılı sözleşmede davacı uhdesinde olan edimin (şirketteki %50 hissenin devredilmesi) yerine getirildiği, karşı tarafın edimini yerine getirmesinin ileri sürüldüğü, bu sözleşmenin, şekil koşuluna uyulmadan düzenlenmiş bulunması nedeniyle, davacının tapu iptal ve tescil isteminin reddi gerektiği, hisse devrinin noterde yapılması, bedelinin tamamen ödendiğinin bildirilmesi ve bu belgenin aksinin de geçerli delillerle ispatlanamaması karşısında, davacının adi yazılı sözleşmeye dayanarak tazminat talebinde bulunmasının da kabul edilmediği, taraflar kardeş olmakla birlikte, aradaki uyuşmazlığı sözleşmeye bağlamaları karşısında, yazılı belgenin aksinin tanıkla ispatlanamayacakları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, limited şirket ortaklığından ayrılmaya dair düzenlenen protokole dayalı tapu iptal ve tescil, olmadığı takdirde taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Davacı ile davalı gerçek kişinin kardeş oldukları, yarı oranda diğer davalı limited şirkette pay sahibi bulundukları, ayrı ayrı limited şirketi temsil ve ilzama yetkili oldukları, ortaklıktan ayrılmaya yönelik irade sergiledikleri, önce 04.05.2005 tarihli protokol düzenleyerek davalı gerçek kişinin şirketten ayrılmasının kararlaştırıldığı, anılan protokolde davacı ile davalı gerçek kişinin imzasının bulunduğu, daha sonra 05.05.2005 tarihli uyuşmazlık konusu protokolün düzenlenerek davacının hangi şartlarda şirketten ayrılmasının belirlendiği, bu protokolü davacı ile davalı şirket kaşesi kullanılarak davalı gerçek kişinin imzaladığı, davacının davasında işbu protokole dayandığı hususları uyuşmazlık konusu değildir. Ayrıca, davacının davalı limited şirketteki hisselerini 20.06.2005 tarihinde davalı gerçek kişinin oğlu dava dışı T. Ş.’e, aynı gün davalı gerçek kişinin payını ise diğer oğlu M. Ş.’e devir ettikleri, anılan kişilerin, davalı şirketin yeni pay sahibi ve müdürleri oldukları yönleri de dosya kapsamıyla sabittir.
Davacı açmış olduğu davasında 05.05.2005 tarihli protokol uyarınca davalı şirketteki payını devir ederek ortaklıktan ayrıldığını, ayrılma karşılığı olarak protokolde belirlenen 400.000 TL paranın kendisine ödendiğini, ancak yarı hissesinin kendisine devri taahhüt edilen davalı şirket adına kayıtlı taşınmazın devrinin yapılmadığını ileri sürmüştür. Mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Ancak hüküm doğru değerlendirmeler içermediği gibi, varılan sonuç da dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır. Davacı, işbu davasında 05.05.2005 tarihli protokole dayanmıştır. Bu protokol, davacı ile davalı şirket arasında düzenlenmiş olup, davacının şirketten ayrılmasına ilişkindir. Diğer davalı şirketi temsilen protokole imza atmıştır. Doğrudan davalı gerçek kişiye husumet düşmemektedir. Davacı, davalı gerçek kişinin oğluna hisselerini devir ederek şirketten ayrılma edimini yerine getirmiştir. Uyuşmazlık konusu taşınmaz, davalı şirket adına kayıtlıdır. Protokole uygun şekilde davalı şirket davacıya 400.000 TL ödemiş olup, sözleşmeyi kısmen ifa etmiştir. Her ne kadar taşınmaz devir vaadi geçerli şekilde yapılmamış ve davacının tapu iptal ve tescil talebi yerinde görülmemiş ise de uyuşmazlık ayrılmaya dair protokolden kaynaklandığından, davacının protokol tarihi itibariyle bu taşınmazın değerinin yarısını tazminat olarak istemesine engel bir durum bulunmamaktadır.
Bu durum karşısında, taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davacı ile davalı şirket arasında düzenlenen şirketten ayrılma protokolden kaynaklandığı, davalı şirketin bunu kısmen ifa ettiği, davacının, şirketteki hisselerini geçerli şekilde devir ederek ayrılma taahhüdünü yerine getirdiği, davalı şirketin de sözleşmeyi kısmen ifa ettiği, sahibi olduğu taşınmazın devir vaadinin geçerli olmadığı, ancak davacının bu taşınmazın protokol tarihi itibariyle değerinin yarısı kadar zararının oluştuğu, bunu talep edebileceği dikkate alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100, TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınıp, davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 10/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.