Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/1847 E. 2014/11069 K. 10.06.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/1847
KARAR NO : 2014/11069
KARAR TARİHİ : 10.06.2014

MAHKEMESİ : İSTANBUL 24. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 15/10/2012
NUMARASI : 2011/8-2012/213

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 24. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 15.10.2012 tarih ve 2011/8-2012/213 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 10.06.2014 günü hazır bulunan asıl ve birleşen davada davacı vekili Av. N.. T.. ile asıl ve birleşen davada davalı vekili Av. M.. T.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili asıl ve birleşen davada, müvekkilinin birikimlerini davalı nezdinde açılan yatırım hesabında değerlendirdiğini, hisse senedi alım ve satım işlemleri ile davalı çalışanı A. A.’nun ilgilendiğini, 16.07.1999 tarihi itibariyle müvekkilinin 4.000 lot DOHOL hisse senedinin olduğuna ilişkin adı geçen çalışan tarafından müvekkiline belge verildiğini, ancak davalı nezdinde yapılan incelemelerde müvekkiline ait hiçbir hisse senedinin bulunmadığının bildirildiğini, davalı çalışanın usulsüz işlemleri sonucu müvekkilinin zarara uğradığını ileri sürerek, asıl davada, müvekkili hesabında bulunması gereken hisse senetlerinden şimdilik 12.000,00 TL değerindeki hisselerinin aynen iadesini, olmadığı takdirde bedelinin tahsilini, birleşen davada ise 6400 lot DOHOL hisse senedinin bedeli olan 111.200,00 TL’nin temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında hisse senedi alım-satım sözleşmesi yapıldığını, SPK tebliğlerine göre alım satım emirlerinin kural olarak yazılı olması gerektiğini, sözlü veya telefonla verilen emirlerin ise kayda geçirilecek müşteri emir formu düzenlenerek imzalı bir örneğinin müşteriye verilmesinin gerektiğini, yazılı veya sözlü emir verildiğinin davacı tarafından ispatlanması gerektiğini, talimat olmadan hisse senedi alınamayacağını, davacının dayandığı belgeyi düzenleyen müvekkili çalışanının böyle bir belge verme yetkisinin bulunmadığını, davacı ile çalışan arasındaki özel dostluk gereği bu belgenin verildiğini, bu nedenle müvekkilini bağlamadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı yatırım kuruluşunda menkul kıymet alım satım sözleşmesi yaparak hesabına 6.200,00 TL para yatırdığı ve davalı şirketin hisse senedi işlemleri müdürü olan A. A.’nun davacıya ait yatırım ile ilgilendiği, davacı tarafından D. Holding Hisse senedi alınmasına ilişkin talimat verildiği yönünden bir belgenin sunulmadığı, davacının 4000 lot DOHOL hisse senedi sahibi olduğuna ilişkin davalı çalışanı tarafından davacıya verilen belgenin altındaki bir imzanın sahte olduğu, ayrıca anılan hisse miktarı kadar davacı hesabında para olmadığı, bu nedenle anllan belgenin gerçeği yansıtmadığı, bu durumda davacının parasının faizli olarak değerlendirilmesi gerektiği, davacıya hesaplardan yapılan bir kısım ödemeler düştüğünde davacının hesabındaki paranın repoda değerlendirilmek suretiyle olacağı miktarın 5.946,52 TL olduğu gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulüne, 5.946,52 TL ana para ve 3.508,42 TL faizi olmak üzere toplam 9.454,94 TL’nin davalıdan tahsiline, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin ise aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, hisse senedi alım satımından kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece, davacı tarafından hisse senedi alım talimatı verildiğinin ispat edilemediği gerekçesiyle, davacının hesabında bulunan paranın repo faizi ile birlikte tahsili gerektiği kabul edilerek yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, taraflar arasındaki sözleşmede davalı nezdindeki hesapta bulunan para ile hisse senedi alınmaması halinde paranın ne şekilde değerlendirileceği açıkça belirlenmemiş olmasına rağmen, mahkemece gerekçesi açıklanmadan davacı hesabında kalan 5.946,52 TL için 3.508,42 TL faiz hesaplanarak toplam 9.454,94 TL alacağa hükmedilmesi doğru olmayıp kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin ise diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı Şeker Yatırım ve Menkul Değerler A.Ş.’ye verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 10.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.