YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/4057
KARAR NO : 2014/11100
KARAR TARİHİ : 11.06.2014
MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 1. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 12/12/2013
NUMARASI : 2010/37-2013/320
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 12/12/2013 tarih ve 2010/37-2013/320 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının davalı şirkete ait fabrika binası ile eklerinin mimari proje müellifi olduğunu, davalı şirketin, davacının iznini ve muafakatini almadan, davacıya ait olan projeyi diğer davalıya tadil ettirdiğini, davalı Sinan tarafından çizilen tadilat projesi ile davacıya ait projenin özgünlüğünün bozulduğunu, davalıların eyleminin davacının eser sahipliğinden kaynaklanan mali ve manevi haklarını ihlal ettiğini ileri sürerek FSEK’nin 68. maddesi çerçevesinde şimdilik 10.000 TL maddi tazminat ile 50.000 TL manevi tazminatın tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, davalı şirketin, fabrika binasının projesinin hazırlanması için sözleşme yaptığı, davacının da ortağı ve yetkilisi olduğu dava dışı şirketin, ihtarlarına rağmen uygulama projesini teslim etmemesi üzerine anılan projenin diğer davalıya çizdirildiğini, davacının işbu davayı açmasının MK’nın 2. maddesine aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı vekili, davalının çizdiği projenin davacının projesinden farklı olduğunu savunarak davanın reddini isteemiştir.
Mahkemece,iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının, davalı şirkete ait fabrika binasının ruhsat alınması aşamasında çizilen projesinin müellifi olduğu, davacı tarafından çizilen bu projenin, FSEK’nin 2. maddesi anlamında ‘bedi vasfı olmayan plan ve proje’ olarak kabul edilebileceği, davalı şirketin, fabrika binasının projesinin hazırlanması için sözleşme yaptığı, davacının da eski ortağı ve yetkilisi olduğu dava dışı şirketin, ihtarlarına rağmen uygulama projesini teslim etmemesi sebebiyle uygulama projesini diğer davalıya çizdirdiği, davacının anılan dava dışı şirketin eski ortağı olması ve ayrıca yine davalı şirketin, fabrika binasının yapı denetim işini verdiği dava dışı şirketin yetkilisi olması sebebiyle projelerin tesliminden haberdar olmadığının kabul edilmeyeceği, bu nedenlerle davalıların eyleminin davacının eserden kaynaklanan mali ve manevi haklarının ihlaline neden olmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir
Dava, davacının müellifi olduğu mimari projenin davalı tarafından yapılan tadilat projesi ile değiştirilmek suretiyle, özgünlüğünün bozulduğu iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen raporda, davalı S.. P.. tarafından meydana getirilen projenin, davacı tarafından çizilen ilk projeye nazaran tadilat projesi niteliğinde olduğu belirtilmiştir. Davalı S.. P.. tarafından ise bu projenin, ilk projeden bağımsız yeni bir proje olduğu savunulmuştur.
Bu durumda, mahkemece, davalı S.. P.. tarafından çizilen projenin, davacı tarafından çizilen ilk projeden yararlanılmak suretiyle 5846 sayılı FSEK’nin 21. maddesi uyarınca işleme eser mahiyetinde olup olmadığı ya da az öncede belirtildiği gibi davacının çizdiği ilk projeden bağımsız bir proje olup olmadığı hususlarında bilirkişi heyetinden ek rapor alınması, şayet ilk projenin işlenmesi sonucu meydana getirilen işleme eser niteliğinde ise, dava konusu tadilat projesindeki değişikliklerin zorunlu bir ihtiyaçtan kaynaklanıp kaynaklanmadığı hususununda araştırılarak, zorunluluk halinde davalı şirketin mülkiyet hakkı ve idari düzenlemeler kapsamında gerçekleştirmiş olacağı zorunlu değişikliklerin, ilk projenin telif hakkı sahibi olan davacının 5846 sayılı FSEK’ten kaynaklanan işleme ve çoğaltma hakkının istisnasını oluşturacağı gözetilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.